Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Sorular tabii ki çok daha fazla ve birden fazla yazının konusu... Bu yazıda, Avrupa Birliği bölgesel politikalarının mekansal boyutu ve Türkiyede planlama gündemi ana hatlarıyla ele alınacaktır.

Önce Avrupa  Birliği bölgesel politikalarının mekansal boyutuna  değinelim.

Mekansal boyutu öne çıkaran  ‘Avrupa  Mekansal Gelişme Perspektifi (1999), yeni, dengeli ve çok merkezli bir kentsel sistem yaratılarak, kent-kır ilişkilerinin bu sistem çerçevesinde yeniden kurgulanmasını, altyapı ve bilgiye erişimde eşitliğin güvence altına alınmasını ve sürdürülebilir kalkınma, etkin yönetim, doğal çevre ile kültürel mirasın korunmasını hedeflemiştir. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için bölgeler arası işbirliği programları (INTERREG), yapısal fonlar ve kentsel yönetişim gibi araçlar geliştirilmiştir. Ayrıca, Avrupa Mekansal Gelişme Perspektifinin, üye ülkelerin mekansal çerçevesi üzerinde etkili olup olmadığı  ölçülmüş ve bu perspektifin etkinleştirilmesi için farklı ülkelerde eylem programları geliştirilerek uygulanmıştır.

Uygulamaların değerlendirilmesi devamında Avrupa Konseyi Bölgesel/Mekansal Planlamadan Sorumlu Bakanlar Komitesi, Avrupa Mekansal Gelişme Perspektifi  yerine geçecek olan Avrupa Birliği  Alansal Gündeminin uygulanması kabul edilmiştir.

2007–2013 döneminden itibaren alansal temelli geliştirilen yeni perspektif, bölgesel ve yerel kaynakların  daha iyi kullanılmasını hedeflemektedir. Bu kaynaklar arasında kültür, insan kaynakları ve bilgi öne çıkmaktadır. Öte yandan, bu yeni perspektife göre, bölgelerin üretken birimler haline gelerek, rekabet güçlerinin artması ve stratejik ortaklıklar geliştirme kabiliyetlerinin güçlenmesi de hedeflenmektedir. Bu çerçevede, ulusal ve bölgesel düzeyde sürdürülebilir gelişmenin sağlanması amacıyla, AB politikalarının dikey ve yatay uyumunun gerçekleştirilmesi ve bu tür karmaşık konuları bütünleştirebilmek ve yönetebilmek için ulusal ve bölgesel stratejik mekansal planların hazırlanması teşvik edilmektedir. Bu perspektifin uygulanabilmesi, belirli yetkinlikler, bilgi temeli ve mali düzenlemeler gerektirmektedir. Bunun yanısıra, planlama sisteminin ve ilgili aktörlerin de, bu yeni yaklaşımlara uyum sağlamalarının gerekeceği açıktır.

Yukarda kısaca ifade edilen gelişmelerden nasıl bir sonuç çıkarabiliriz?

Bölge bilimi alanında Avrupa’da etkin kuruluşlardan Avrupa Bölge Bilimi Birliği (ERSA) Başkanı Charlie Karlsonn’un (2009) da ifade ettiği gibi, bölgesel problemler halen Avrupa siyasal gündeminin ilk sıralarında yer almakta ve bilimsel çevrelerde de, bölgesel ve kentsel gelişme, yerel ekonomik kalkınma ve mekansal planlama konularına yuksek bir ilgi gösterilmektedir. Bunun son bir örneği olarak, geçtiğimiz yıl, ERSA’nın Liverpool kentinde düzenlenen 48. kongresinde ilk kez genç bölge bilimcileri oturumu düzenlenmiş ve bu oturum kongrenin en başarılı ve ilgi çeken oturumlarından birisi olmuştur.

Avrupa Birliği’nin bölgesel politikaları Türkiye’nin planlama gündemine nasıl yansımaktadır?

Bilindiği gibi, Türkiye’nin uyguladığı kalkınma planları, Avrupa Birliği’nin uyum politikaları ile tutarlı hale getirilmiştir. Avrupa Birliği Yöresel Uyum politikaları ve öncesinde Avrupa’da bölgesel - mekansal gelişmeyi yönlendiren Avrupa Mekansal Gelişme Perspektifi ve bunu esas alan INTERREG ve diğer programların temel amaçları, aslında sürekli olarak gelişme potansiyeli olan kent ve bölgelerin, birbirleriyle ilişkilerinin özellikle altyapı yatırımları ile güçlendirilmesidir. Böylelikle ekonomik çeşitliliğin teşvik edilmesi, bazı uzmanlaşmış ve küresel rekabet gücüne sahip merkezlerin geliştirilmesi ve bu ekonomik yapının ulaşım koridorları boyunca mekansal bir yapıya dönüştürülmesi de sağlanmış olacaktır.

Türkiye açısından en önemlisi ise, tek merkezli değil çok merkezli Avrupa yaklaşımıdır. Bu yaklaşım ile Avrupa’nın küresel rekabet gücünü artırmak için, Avrupa’da çeşitli bölgelerde uluslar arası küresel bütünleşme zonlarının geliştirilmesinin gerekli olduğu tezi işlenmektedir. Aksi takdirde özellikle Türkiye’nin de müdahil olduğu Güneydoğu Avrupa gibi geri teknolojilere ve yetersiz altyapıya sahip ülkelerdeki bölgesel ekonomilerin çökebileceği düşünülmektedir.

2007–2013 dönemi için hazırlanan Devlet Planlama Teşkilatı 9. Ulusal Kalkınma Planı’nda, AB ile bütünleşme politikaları çerçevesinde, tematik ve coğrafi yoğunlaşma, yakınsama, bölgesel rekabet ve istihdam, Avrupa alansal işbirliği stratejileri tanımlanmıştır. Bu stratejiler çerçevesinde, bölgeler ve iller arasında süregelen gelişme düzeyleri arasında farklılıkların azaltılması,  yerel dinamiklere ve içsel potansiyellere dayalı sosyal,  ekonomik, kentsel ve kırsal gelişmenin sağlanması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, yakın dönemde bir dizi yasal ve kurumsal düzenlemeler yapılmış ve bölgesel düzeyde çeşitli programlar geliştirlmiştir.  DPT 2009 yılı programında da, Ulusal düzeyde bölgesel ve mekansal gelişmenin yasal ve teknik çerçevesinin geliştirilmesi önceliği doğrultusunda Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi’nin hazırlanması öngörülmüştür.

Türkiye’deki bu gelişmeler nasıl değerlendirilmelidir?

Türkiye’de ulusal, bölgesel ve yerel gelişme konularına ilginin her düzeyde ve düzlemde artması olumlu olmakta birlikte, planlama alanında yakın dönemde gerçekleştirilen uygulamalar, üst ölçekli mekansal planlama sürecine yönelik bir dizi tartışma ve sorunu beraberinde getirmiştir. Bölge bilimi alanındaki gelişmelerin, güncel yaklaşım ve yöntemlerin tartışılarak ve dikkatle  uygulamaya yansıtılması beklenmektedir. AB politikalarının bilimsel araştırmaları yönlendirmesi ve klişe kavramların yaygınlaşması kimi Avrupa bilim çevreleri  tarafından da eleştirilmektedir.  Bilimsel araştırmalar politikalar ile bağlantılı olabilir ancak sadece politikaların yönlendirmesiyle geliştirilecek bilimsel araştırmaların ufku dar olacaktır.

 

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version