Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Türk Kamu Politikaları Üretilmesine Yardımcı Bir Kurum: DPT

Yazının bir önceki bölümünde Fransa ile ilgili bilgilendirmede izlendiği gibi, Fransız kamu politikaları üretme merkezi niteliğiyle; düzenleyici güçlü araçlarla donatılmış, eşgüdüm sağlayıcı bir hizmet birimi olan DATAR’a benzer bir kurum olarak Türkiye’de aynı zaman dilimi içinde Devlet Planlama Teşkilatı, DPT kurulmuştur. Türkiye’de de, Kamu Politikaları üretimine zemin hazırlayan yapı ve çalışma biçimine sahip fakat ancak, istişarî nitelikte bir kurum olan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Kamu Politikaları üretmedeki rolünü değerlendirebilmek açısından burada iki kurumun dar çerçevede de olsa karşılaştırılmasını ve değerlendirilmesini yararlı görüyorum.

1960’lı yıllarda çok etkili ve gerekli bir birim olarak Başbakanlığa bağlı kurulmuş olan Devlet Planlama Teşkilatı ( DPT); Kalkınma Planları çerçevesinde tavsiye (öğütleme) ve teklifler (önerme) içeren raporlar hazırlayarak hükümetlere sunmaktadır. Bu Raporlar, hükümetlerin kabul etmesi halinde (yani ulusal kılınması halinde) politikalara, eylemlere dönüşmekte, gerekli yasaların yapılmasına yol açmaktadırlar. DPT`nin asıl görevi de; Ulusal kaynakların verimli bir biçimde kullanılması, kalkınmanın hızlandırılması, ülkenin ekonomik-sosyal-kültürel planlama hizmetlerinin etkin ve düzenli ve uyumlu bir şekilde görülmesi için, uzun süreli kalkınma planları ve yıllık programları hazırlamak ve bunların uygulanmasını izlemek (12) olarak belirlenmiştir. 1961 yılında hazırlanan bir Kararname ile de DPT bünyesinde iki birim oluşturulmuştur:

1- Planlama Müsteşarlığı (İktisadî Planlama Genel Müdürlüğü-Sosyal Planlama Genel müdürlüğü-Kalkınmada öncelikli Yöreler ve Bölgesel Kalkınma Genel Müdürlüğü)

2- Yüksek Planlama Kurulu.

DPT, Kalkınma Planları ve Yıllık programların hazırlanmasında, sektörsel katkıların alınmasında çeşitli kesimlerden kişi, kurum temsilcilerini davet ederek, Başbakanlık onayı ile geçici çalışma grupları oluşturmaktadır.

Fransa üzerine verilen bilgiler ve DATAR üzerine yapılan açıklamalar ile Türkiye’de benzer kurum olan DPT`nin karşılaştırılması bize DPT`nin yeniden yapılandırılması, statüsünün değiştirilmesi gereğini düşündürtmüştür. Bu husus kuşkusuz tartışılabilir ancak ülkenin gelişme ve değişme dinamizmi dikkate alındığında, böyle bir değişikliğin ne kadar gerekli olduğu da görülmektedir. 1999 yılında yayınlanan “imar mevzuatından şehircilik mevzuatına - Türk şehirciliğine sistematik bir yaklaşım denemesi” adını taşıyan kitabımda da (13) bu konuda yapılmış bazı yorumlara yer verilmiştir. Buna göre; Devlet Planlama Teşkilatı’nın bugünkü konumundan çıkartılarak, daha güçlü ve etkin konuma getirilmesi ve bu çerçevede, ülke bütününde Planlama - Düzenleme ve Bölgesel gelişmeleri yönlendirecek yeni bir kurumsal statüye dönüştürülmesinin doğru bir yaklaşım olacağı ileri sürülmüştür. Bu araştırma kitabında; DPT`nin yeniden yapılandırma ile adının: Devlet Planlama ve Eylem Müsteşarlığı -DPEM- olması ve eski yapıdaki “Planlama Müsteşarlığı”nın da “Ülkesel ve Bölgesel gelişme Eylem Müsteşarlığı”na dönüştürülmesi ve kurumun görev ve misyonunun tanımlanmasının da (DATAR örneğine benzer şekilde) aşağıdaki gibi olması önerilmiştir:

DPEM; kararlar üretmek yanı sıra, Bakanlıklar arası eşgüdümde bulunur- Bakanlıklara ait uygulama politikalarının sentezini yapar-Ulusal çerçevede Bölgesel ve Yerel düzeyde yürütülecek gelişme eylemleri arasında eşgüdümü ve dengeyi sağlamak için araç yaratır-yatırımların ve finans kaynaklarının dağıtımının da eşgüdüm sağlar-uygulama koşullarını hazırlar ve izler.

5- Sonuç Yerine: Kolokyum Sonuçları Üzerinden Bir Değerlendirme

Bu yazıda sonuç yerine; 6-7-8 Kasım 1997 tarihlerinde yapılan, Türkiye’de 21. Dünya Şehircilik Günü eylemleri içinde yer alan, “Kentsel Politikalar Kolokyumu Tartışmalarından Çıkan Sonuçlar ve Değerlendirmeler” metninden bazı alıntıları ekleyerek bitirmek istiyorum (14):

“Kentler, çağdaşlaşmanın ve uygar yaşamın önemli vitrinini oluşturmaktadır. Dolayısıyla kentlerin geleceği ile ilgili olarak yaşanabilir yeni kentsel çevrelerin yaratılması, insan ve toplumu ön plana çıkartan yaklaşımların benimsenmesi gerekmektedir. Toplumlarda bu konuda girişimler yapılması önemli bir beklenti haline gelmiştir. Hiç bir siyasî yöneliş ve hareket, bu gerekliliğin dışında kalmamalıdır.

22 Mayıs 1996 tarihinde Avrupa Konseyi bünyesinde; “Kentsel Politikalar” üzerine gerçekleştirilen toplantıda, bazı önemli mesajlar ortaya konmuştur. Bu mesajlarda: “…bir ülkede kentsel politikaların gelişmemiş olmasının, yerel kentsel politikaların kendi yapıları içinde gelişerek Ülkesel Kentsel Politikalara katkı yapacağı mozaiği sağlayamamış olmasından kaynaklandığı” belirtilmiştir. Ayrıca, “Yerel Politikaların, gelenek-göreneklere, gelişen insan ile çevresinin mikro ölçeklerde etkileşimine göre ve dayanışma gibi manevi değerlere yaslanan olayların etkisiyle oluştuğu” ifade edilmiştir.

Ne yazık ki; ülkemizde genel olarak kentlerimizin çok iyi tanınmadığı görülmektedir. Kentlerimizdeki yaşam farklılığı, oluşum ve yapılanma ne modern ve çağdaş kent özellikleri, ne de işlevsel dağılıma uyumlu bir gelişme göstermemektedir. Keza kentlerimizde beşerî kurumların ortaya çıkmasında ve kurumsallaşmasındaki farklılıkların planlamaya yansıtıldığı da görülmemektedir. Çünkü araçlar ve sistem buna uygun değildir. Dolayısıyla çağdaşlık çizgisinde, kente ilişkin politikaların geliştirilmesi zorunlu ve kaçınılmaz olup, aynı zamanda kentin kültürel kimliği ile de uyum sağlamalıdır.

Son dönemlerde Türkiye’de hükümetlerin gündemini; demokratikleşme-çeteleşme ya da laiklik karşıtı gelişmelerin ve özellikle de enflasyonun oluşturduğu gündemi aşamadığı gözlenmektedir (kolokyumun yapıldığı 1997 yılı itibariyle ve fakat günümüzde de geçerli bir gözlem). Böylesi bir ortamda da, tartışılması gereken ve her biri ayrı bir gündem oluşturacak önemde ve gecikmeye gelmez birçok konu ve gelişme göz ardı edilmekte, giderek yok sayılmaktadır. Oysa bu gündem aşılmalı ve konuyla ilgili olara, ülkede şehircilik uygulamalarını destekleyecek yeni yaptırımlara ve mekanizmalara gereksinim yaratacak şekilde, kenti hedefleyen kamusal politikalar, Kentsel Politikalar üretilmelidir. Bu hususta özellikle, T.B.M. Meclisi Başkanlığı’nın düzenleyici ve yönlendirici rol oynaması büyük önem taşımaktadır.”

Kentsel Politikalar, kamusal uygulama araçları yaratmada önemli bir vasıtadır. Kentin gelişmesini yönlendirmede ve sorunlarının çözümünde hazırlayıcı bir rol yerine getirmektedir. Dolayısıyla, Kentsel Politikalar oluşturulmasında kamu yönetiminin, şehirciliği ve kentsel gelişmeyi sorgulaması da esastır. Bu sorgulama:

a) Kentsel aşamaların neler olduğu,

b) Belirlenen sorunlara çözüm yollarının araştırılması ile ilgili olmalıdır.

Yani, öncelikle çalışma ve yaşama koşulları ve ortak yaşamla ilgili sorunlar, keza yasal olmayan kaçak ve plansız yapılanma sorunları araştırılmalı, saptanmalıdır. Bu saptamalar, politikaların oluşturulmasında tavır belirlemeyi yönlendirecektir. Ortaya konan rahatsızlıkların tanımlanmasına dayalı çözümler için neler yapılması gerektiği araştırılmalıdır.

Kolokyumda sunuşlarda ve tartışmalarda, birçok tanım ve yaklaşım (deneme nitelikli) yapılmıştır. Kentsel Politikalarla ilgili biri birini tamamlayan tanımlar da ortaya çıkmıştır. Yapılan açıklamalar, Kentsel Politikalardan ne anlaşılması gerektiğini göstermektedir. Tartışmalarda beliren yaklaşımlar şöyle kaydedilebilir:

Kentsel Politika, bir birikim ve ekonomik anlayışın ürünü olduğu gibi, şehirciliğin de anahtarıdır. Kentsel gelişmede bir vasıtalar bütünüdür.

Kentsel Politika, kentin yeni yorumunda yeni kentsel araçlar getiren ve çeşitli kamu müdahaleleri arasında uyum-işbirliği ve yönlenmeyi sağlayan bir vasıtadır.

Kentsel Politika, kent insanına yeni bir toplumsal oluşum için uygulama alanı yaratan, kentlilere hizmet projeleri hazırlayan önemli bir araçtır.

Esas olarak da Kentsel Politika, kente bakışı netleştiren, kentliyi - kenti ve kentsel yaşamı, kentsel yönetimi ele alan ve bu amaçla vizyon ortaya koyan, anarşik kentsel gelişmeyi önlemek için ön görsel nitelikte ortak eylem alanı yaratmaya olanak veren bir yaklaşım ve hareket etme biçimidir.

Kentsel Politika ussal ve uygulanabilir hususlar içermelidir. Esas olarak ta bir hedef gütmeli, bu hedefe ulaşmada stratejiler ve araçlar geliştirmeli, kentsel gelişmeyi özendirmeli ve aynı zamanda günlük yaşamın da politikası olmalıdır.

Kentsel Politika, şehircilik ve politikaya ilişkin yerel girişimlerin bütünü olarak, dün ve bugün arasında kurulacak ilişkiler içinde, yarına dönük olarak oluşturulmalıdır. Kentsel Politikanın biçimlenmesinde, kentsel müdahale bir araç olarak kullanılmalı, demokratik kitle örgütlerinin etkinliği ve denetimi de sağlanmalıdır. Özellikle bu politikaların oluşturulmasında, kültürel-ekonomik ve çekicilik bağlamında farklılık yaratılması ve sosyal gelişme işbirliği dikkate alınmalıdır. Çünkü Kentsel Politika, kentleşme sürecinin merkezinde yer almaktadır. Ve siyasi sürecin bütününde git gide önemli rol oynamaktadır. Manuel Castells’in dediği gibi “bu aynı zamanda iktidar ve kent arasındaki ilişkileri anlamak, birinin ya da diğerinin anlamını kavrayabilmek” için zorunlu hale gelmektedir.

Kolokyumu’nda tartışılan Kentsel Politikalar konusunda görülmüştür ki; ülkemizde gelişmiş ve yön verici nitelikte büyük birikimler bulunmamaktadır. Dolayısıyla sınırlı birikimlerin artırılması, zenginleştirilmesi için koşullar yaratılmalıdır. Dünyadaki kavramsal gelişmeye koşut olarak, çağdaş kenti yaratmak için, sistemli ve etkin bir politik ortam yaratılması gerekmektedir. Yüksek nitelikte kadrolarda kentlerde, çağdaşlığın hedeflendiği yeni yapılanmaya ve bunun için gerekli olan yeni kurumlar yaratmaya gidilmelidir. Kentin yeni yorumunda, yeni gereksinimler, yeni yönelişler, yeni mekanizmalar ve araçlar ortaya konmalıdır. Çünkü zaten toplumsal değişim bunu gerektirmektedir. Bütün bunların, değişim sürecinde kente yansıması sağlanmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde siyasi parti gruplarının ussal politikalar üretmeleri için var olan olanaklar (bütçe-uzman v.s) etkin ve ussal biçimde kullanılmalıdır. Bugün, hiç ya da gereği gibi yararlanılamayan bu olanakların kullanılmasına gereksinim duyulacak yollar açılmalıdır. Böylece ciddi araştırmalarla ortaya konan büyük gereksinimlerin karşılanması yönünde ancak Kentsel Politikalar oluşturulabilecektir. Fakat her şeyden önce, Kentsel Politikaların üretilebilmesi için daha genel çerçevede bir şehircilik sistemi oluşturulmalı ve şehircilik politikasının araçları bulunmalıdır”.


Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version