Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

4-Türkiye’de Bir Durum Analizi Özeti ve Kentsel Politikalar Gerekliliği

Türkiye’de günümüzde, Metropollerimiz ve Kentlerimizde özellikle son yılarda hızlı ve hummalı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Ne var ki, bu değişimi ve dönüşümü tetikleyen mevcut dinamizmin iyi değerlendirildiği ve yönlendirildiği söylenemez. Oysa Metropollerimizde ve Kentlerimizde, bu gelişme dinamizmini yönlendirecek, var olan kapasiteyi en iyi şekilde değerlendirecek yeni bir yapı kazanılması için, küresel hedeflere de yanıt verebilecek yasal ve eylemsel araçların bulunması, geliştirilmesi gerekmektedir. Bunun için her şeyden önce, kent olgusuna ve kentin gelişmesine yaklaşımın ve bakışın değişmesi, yeni bir düşünce şeklinin geliştirilmesi zorunlu olmaktadır. İşte kanımızca, bu çerçevede kentsel ölçeğe yerleştirilmiş kamu politikalarının ve kentsel gelişmenin ve değişimin aracı olarak, Türk Kentleri için Kentsel Politikaların oluşturulması kaçınılmaz olmaktadır.

1960’lı yıllarda başlayan planlı kalkınma gayretleri içinde ketleşme sürecine egemen olmak için üretilmiş kentleşme politikalarından, bölgesel gelişme politikalarından sonra, kenti doğrudan ilgilendiren kentsel politikalara geçilmesi gerekmektedir.

Prof. Dr. Ruşen Keleş’in; köylerden kentlere olan nüfus akımlarının hızını, hacmini, coğrafik dağılışını, ülkenin kalkınmasına yardım edecek biçimde etkileyen eş güdümlü politikaların tümü” olarak açıkladığı kentleşme politikaları, (9), ilk Kalkınma planından sonuncusuna kadar hepsinde kamu politikalarının en önemli konusu olmuştur. Bu konu Anayasalarımızda da yer almıştır. Örneğin;1961 Anayasamızda 166 maddede; ekonomik ve toplumsal kalkınma için kaynakların kullanımında Planlamadan söz edilmiş, Kentleşme ve Kalkınma sorunları biri birinin içinde ele alınmış, böylece kentleşme sorunları kalkınma politikaları içinde yer almıştır. Aslında, Kentleşme politikalarının oluşturulmasında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) önemli rol oynamıştır. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve başka Bakanlıklar ve Yerel Yönetimler de önemli görev üstlenmişlerdir.

1982 Anayasamızda 23.maddede de, yerleşme özgürlüğünden söz edilerek sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek amacıyla da bunun, yasayla sınırlanabileceği hususu da kaydedilmiştir.

Yaklaşık yarım asırlık birikimlerde Türkiye’nin kentleşme politikalarının, en genel çizgileriyle kalkınma planlarında yer aldığı görülmektedir. 1963–2011 arası 48 yıllık dönem için hazırlanmış bu raporlarda, kamu politikaları oluşturmaya dönük tavsiye edilmiş hususlar çok özet olarak aşağıdaki şekilde belirtilebilir.

1. Plan dönemi (1963 – 1967)

- Kentlerin büyümesinin sundukları iş olanaklarıyla orantılı olması için en uygun kent kuralı getirilmesi

- Bölgeler arası denge ilkesi esas kabul edilmiştir.

(Burada açık ve ayrıntılı bir kentleşme politikası görülmemektedir.)

2. Plan dönemi (1968 – 1972)

Kentleşme, ekonomik toplumsal gelişmenin sonucu olarak desteklenecek bir olgu gibi, ekonomiyi iten güç olarak belirlenmiş

– Kentleşme - Bölgesel gelişme ile ilişkilendirilmiş

- Geri kalmış bölgeler ele alınmış

- Kentleşmenin desteklenmesi, özendirilmesi benimsenmiştir.

(Burada, kent ve ekonomi ilişkisinin ve geri kalmış bölgeler konusunun öne çıktığı görülmektedir.)

3. Plan dönemi (1973 – 1977)

- Nüfusun büyük olan kentlerdeki iş olanaklarının düzeyin üstünde yapılması önlenmek istenmiştir.

- DPT`ye bağlı öncelikli yöreler dairesi kurulmuş 50 ilçe kalkınmada öncelik taşıyan yerleşmeler olarak belirlenmiştir.

(Bu dönemde Öncelik verilmiş bölgelerin öne çıktığı görülmektedir.)

4. Plan dönemi (1979–1983)

- Kentlerin yaşanabilir kılınması amaçlanmıştır.

- Doğal ve tarihi çevrenin korunması önemsenmiş

- Deniz - akarsu - göl kıyılarının olumsuz etkilenmeden korunması konuları esas kabul edilmiştir.

( Burada yaşanabilir kentler, doğa ve tarihi çevre öne çıkartılmıştır.)

5. Plan dönemi (1985–1989)

- Kentlerde kamu hizmetlerinin kalitesi yükseltilmesi-yatırım-lara öncelikler tanınması

- Orta büyüklükte kentlerin (50.000–500.000 nüfus) özendirilmesi, desteklenmesi

- Kentler arasında bir uzmanlaşma sağlanması istenmiştir (turizm kenti-ticaret kenti v.s)

(Burada da kamu hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi, orta büyüklükte kent ve kentlerin uzmanlaşması konuları öne çıkartılmıştır.)

6. Plan dönemi (1990–1994)

- Ana kentlerin fiziki planı, arsa alt yapı-ulaşım-istihdam-konut-eğitim-sağlık sorunlarının giderilmesi

- Tarih, kültür doğa değerlerinin planlarla korunması,

- Nüfus yoğunluğunun artması-Komşu alanlarda toprak kullanımını denetlenmesi

- Kıyılarda yapı yoğunluğunun önlenmesi

- Kentlerde arsa üretimin artırılması

- Plan dışı alanların denetimi

- Kent işletmeciliği modeli geliştirilmesi istenmiştir.

(Burada Ana kentlerle ilgili önlemler öne çıkartılmış fakat bu politikaları yürütecek araçlar ve mekanizmalarla ilgili bir durum yaratılamadığı görülmektedir.)

7. Plan dönemi (1996–2000)

- Büyük kentlere göçün önlenmesi hedefinde, özellikleriyle orta büyüklükte kentlerin geliştirilmesi

- Kentsel yaşam kalitesinin, imar planları, konut, alt yapı arsa gibi araçlarla düzeltilmesi hedeflenmiştir.

- Kentlerin güzelleştirilmesi

- Kente göçenlerin sorunlarının çözümü için eğitsel uyarı programları düzenlenmesi istenmiştir.

(Burada orta büyüklükte kente, kentsel yaşam kalitesine ve kentlerin güzelleştirilmesi konuları öne çıkartılmıştır.)

8. Plan dönemi (2001–2005)

- Bölgesel gelişme için hedef ve politikalar kısmında, klasik bölge kavramı anlayışını değiştirmek için yeni bir bölge yaklaşımı önerilmiştir. Yani yenidünya düzenine ayak uydurmak istenmiştir.

- Yerel dinamiklerin, ekonomik kalkınma ve bölgesel kalkınmanın sağlanması için, bölgesel gelişme politikaları oluşturulması tavsiye edilmiştir.

- Sermayenin merkezileşmesi büyük kent merkezlerinde, üretim bu merkezlerin dışında yani; yerele kayması ve böylece, Kentler-Kentsel ağlar ve Bölgeler arası yarış başlatılması istenmiştir.

- Küreselleşmenin etkisinde yeniden yapılanmada, mekânda yeniden yapılanmaya gidilmesi

- Planla ilgili olarak; il düzeyinde il gelişme planları yapılması ve bu planlamaya tüm kesimlerin katılması istenmiştir. Kalkınmada öncelikli yörelerin geliştirilmesi hedeflenmiş

- Orta büyüklükte kentler üzerinde durulmuştur. Bu kentlerde organize sanayi bölgeleri geliştirilmesini hedeflenmiş

- Teknokent kuruluşu özendirilmiştir. Fizik planlamayı bütünleştirecek bir mevzuatın yapılması istenmiş

- Şehirleşme ve konut Bakanlığı kurulması önerilmiştir.

- Çevre sorunlarında ulusal çevre stratejisi ve eylem planı hazırlanması, kamu hizmetlerinin etkinleştirilmesi, yeniden yapılanması istenmiştir.

(Burada yeni bölge kavramı, yaklaşımı -Bölgesel gelişme planları- Yeniden mekânsal planlama -İl gelişim planı- Organize sanayi bölgeleri ve Teknokentler kurulması -Fizikî planların bütünleşmesi için mevzuat -Şehircilik ve Konut Bakanlığı kurulması- Çevre strateji ve eylem planları hazırlanması konularında oldukça yeni kavram, yaklaşım, kurum, yöntemler geliştirilmesi üzerine bir açınım getirildiği izlenmektedir. Bu plan döneminde

1-İl Özel İdaresi Kanunu,

2-Belediye Kanunu - Büyükşehir Belediyesi Kanunu,

3-Mahalli İdarî Birlikleri Kanunu,

4-Yerel Yönetimlerin kalkınma konusunda Yetki ve Sorumluluklarının artırılması Kanunu yapılmıştır.)

9. Plan dönemi (2006–2011)

-Plan raporunda vizyon açınımıyla bir tanımlama yapılmıştır: “İstikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan küresel ölçekte rekabet gücüne sahip bilgi toplumuna dönüşen ve AB ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye vizyonu oluşturulacak politikaların çeşitli kaynaklara göre yapılması, önceliklerin buna göre olması” istenmiştir.

- Toplumsal diyalog-katılımcılık ve gelişmenin insan odaklı yapılması ve bunların güçlenmesi

- Kamusal hizmet sunumunda şeffaflık, hesap verilebilirlik -katılımcılık- verimlilik ve vatandaş memnuniyeti ile ilgili gelişmeler beklenilmektedir.

- Doğal çevrenin güçlendirilmesi, korunması

- Kentsel alt yapının geliştirilmesi önerilmektedir.

- Bir önceki plan döneminde yer alan Bölgesel gelişme politikasının, merkezi düzeyde etkinleştirilmesi istenmektedir.

- AB üyelik sürecinde Bölgesel gelişme politikalarımızın köklü değişime uğrayacağı beklenmekte ve gerekli ortamın hazırlanması önerilmektedir.

- Yerel kalkınmada kamu - özel sektör- sivil toplum kuruluşları arasında işbirliğini geliştirmek

- Kaynakların etkin kullanımı için yerel dinamikleri-içsel potansiyeli harekete geçirmek için Bölgesel Gelişmeye ivme kazandırılması istenmektedir.

- 2006 da kurulmuş olan Kalkınma Ajansları kuruluşları desteklenmektedir.

- Bu plan döneminde keza; Kamu hizmetlerinde kalite etkinliğinin artırılması-yurttaş hakkı-kaliteli, etkili hizmet sunabilmesi için politika oluşturma ve uygulama kapasitesinin artırılması istenmektedir.

- Çevrenin korunması

-Bölgesel Gelişme Politikaları çerçevesinde ulusal düzeyde Bölgesel Gelişme stratejisi hazırlanması öne çıkartılmış istekler olarak görülmektedir.

(Burada, özellikle AB ye uyumlu bir Türkiye vizyonu oluşturulması -Toplumsal diyalog-Katılımcılık-Şeffaf ve verimli şekilde kamusal hizmet sunumu -Vatandaş memnuniyeti -Doğal çevrenin güçlendirilmesi ve korunması için alt yapının geliştirilmesi -Bölgesel gelişme politikalarımızdaki değişimin gerekliliği -Kalkınma ajansları konuları, çağdaşlaşma yolundaki Türkiye için izlenmesi kaçınılmaz hedefler olarak belirtilmektedir)

Yukarıda Kalkınma Planlarında yer alan önermelerin, geliştirilen politikaların ulusal kılınması ve gerekli yasaların çıkartılması gerekmektedir. Ancak, hükümetlerin bu politikaları ne ölçüde kamusal eylem yaratacak yasal mevzuat olarak ürettiği ya da üretemediği hususları, başka ciddi bir araştırmayı konu yapmaktadır. Kalkınma Planlarında bu önermelerden ve saptamalarından yola çıkarak ortaya konmuş olan kamu politikalarının oluşturulmasında önemli rol oynayan Kalkınma Planlarında, son iki dönem (8 ve 9.dönem Planlar) dışında daha çok, kalkınmakta olan bir ülkenin koşullarının gerektirdiği şekilde;

Kentleşme - Bölgesel Kalkınma - Geri kalmış Bölgeler çerçevesinde ele alındığı görülmektedir. Ancak son iki plan döneminde; Bölgesel Gelişme hedefi içinde,

- Kavramsal çerçevede bölgenin yeni tanımı ve yaklaşım

- Kentler ve Bölgeler arası yarış

- Küreselleşme etkisinde yeniden mekânsal yapılanma

- İl ölçeğinde planlama ve buna herkesin katılımı gibi konular öne çıkartılmış ve siyasi erkin önünde önemli bir düşünce platformu oluşturulmuştur. Keza,

- Yeni kurumsal yapılar

- Çevreye ilişkin yeni stratejiler, eylem planları hazırlanması

- AB sürecinde yeni bir Türkiye vizyonu oluşturulma politikaları

- Yerel kalkınmada kamu - özel sektör - sivil toplum kuruluşları arası işbirliği

- Yurttaşlık hakkı gibi konularda politikalar üretilmesi, uygulama kapasitesinin artırılması gibi oldukça önemli hedefler ortaya konmuştur.

Kuşkusuz burada özellikle son iki plan döneminde geliştirilen politikaların ne derece, hükümetler tarafından ulusallaştırıldığı ve gerekli yasalara, dolayısıyla eylemlere dönüştürüldüğünün incelenmesi bu yazının sınırlarını aşmaktadır. Bugün Avrupa’daki gelişmeler perspektifinden bakıldığında; vizyon arama - stratejik kentsel projeler yapma yolunda ortak üretimi savunan, kentsel üçleme diyebileceğimiz (urban trialogues) (10) bir anlayışın egemen olmaya başladığı da görülmektedir. O bakımdan kamu - özel sektör - sivil toplum kuruluşları işbirliği girişimi büyük önem taşımaktadır.

Yukarıda belirtilen engele karşın genel bir değerlendirme bile bize, kentlerimizdeki gelişme ve değişim süreçlerinin, çağdaşlaşma yolunda gereği gibi yönlendirilemediğini göstermektedir. DPT`nin ortaya koyduğu saptamalar ve önermelerden hareketle üretilen kamu politikalarından kente uygulananların da, gerçek anlamda çağdaş Türk kentlerini biçimlemeye yardımcı olduğunu söylemekte zor görülmektedir. 8 ve 9. Kalkınma Planlarında, kamu politikaları oluşturmada kente yönelik hedefler, istekler ortaya konmakla birlikte, bunların ulusal kılınması, eyleme dönüşüm ve yasal mevzuat oluşumları, yasal müdahale araçları ve eylem biçimleri yeterli olamamıştır. Çünkü Kentsel Politikalar kentlerin ya da kentsel yerleşmelerin gelişme ve değişim sorunları ile doğrudan ilgilidir. Doğrusu bugün Türkiye’nin, net bir Kentsel Politikası olup olmadığı, varsa da yeterli olup olmadığı sorgulanabilmektedir. Kanımızca, devlet henüz kent konusunda kendini bağlamış değildir. Hükümetlerimiz de batılı ülkelerde olduğu gibi böyle bir bağlantı ile ilgili olarak kendi kamuoyu önünde söz verememiştir. Yani politik yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirememiş gözükmektedir. 1966 yılında İstanbul’da yapılan Habitat -II- Kentler Zirvesi Toplantısı çerçevesinde hazırlanmış olan Türkiye Ulusal Raporu ve Eylemi Planının da, Cumhurbaşkanı ve Hükümet tarafından incelenip kabul edildiği ve konferansın hedef belirlediği şekilde resmiyet kazanmış olduğu da net olarak belirmiş değildir.Yani geçmiş dönem hükümetlerinin Habitat -II- bildirgesi çerçevesinde kent üzerine söz vererek, kamu oyunda kendilerini bağlamış olduğu söylenemez. Bu da bizi devletin ve hükümetlerin politik yükümlülüklerini, siyaset üstü bir ele alışla yerine getirip getirmediği konusunu tartışmaya yönlendirmektedir (11 ).

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version