Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

 

Bölüm – I

1. Vizyon projesi üzerine çalışmalar

2. “Vizyon” ve bir “Vizyon projesi” Üzerine Açıklama

3. Vizyon Projesi için çağdaş temel sloganlar kabul edilmelidir

4. 1/100 000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı Bir Vizyon Projesi midir?

5. Yeni bir hareket içinde elde edilecek Vizyon projesi, Üst-alt ölçekli planlara katkı sağlayacak; paylaşılmış ve ortak yeni bir ürün olmalıdır

Bölüm – II

1. Yeni Bir Hareket Perspektifinde, Ülke Ölçeğinde Yaklaşım ve Genel Durum Analizi

2. Marmara Bölgesi ve İstanbul Metropol ölçeğinde yaklaşımında Yeni bir hareketin yaratılması

3. Vizyon Projesi Hedefinde, Metropoliten Gelişmeyi Yönlendirmede Yardımcı Bir Organizasyon Gerekliliği Üzerine

4. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Vizyon Projesi Elde Edilmesinde Bir Fırsat / Model Olabilir mi?

 


 

Giriş

Değerli Planlama.Org ziyaretçileri, 2002 yılında Üniversite’den yaş haddinden emekli olduktan sonra; zamana yayılan biçimde, Akademik yaşamımdaki mesleki incelemeleri,bilimsel araştırmaları, iddiaları, savları ve denemeleri yeniden gözden geçirmek, incelemek ve değerlendirmek fırsatı doğmuş oldu. Birçok araştırma, deneme ve çalışmalardan hazırlayabildiklerimi bundan böyle, Planlama.org sitesinde bana ayrılan yerde, daha çok insanla paylaşmak istiyorum.Bu paylaşımda, geçmiş yıllarda Akademik yaşamımda ve o ortamlarda yazılmış ve sınırlı ölçüde tartışılmış ya da tartışılamamış düşüncelerimi, savlarımı, denemelerimi ve araştırmalarımı, hem geçmiş dönemlere ait düşünce kesitlerini göstermek, hem de şehircilik genelinde kavramsal açınımlara dönük gelişmeleri izletmek yönünden yararlı olacağını düşünüyorum. Ancak, hemen belirtmeliyim ki, burada sadece bu tür yazılara yer verilmeyecek, güncelleşmiş yorumlar da eklenecektir. Kuşkusuz doğrudan, güncel konularda görüş ve düşüncelerimi içeren yazılar ve yorumlar da olacaktır. Yukarıdaki satırların ardından, bu hususu özellikle belirtmek istedim.

Bilindiği gibi, Mart ayında yapılacak yerel seçimlerle ilgili olarak siyasi partiler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlık adaylarını belirlemişlerdir. Seçim atmosferine girilen şu sıralarda adaylar, çeşitli vasıtalarla ve bir yarış ortamında; İstanbul’u nasıl yöneteceklerini anlatırken, Metropol’ün geleceğine dönük düşünce, proje ve iddialarını da açıklamaktadırlar. Bu konuşmalarda özellikle dikkatimi çeken husus, her bir adayın kendisinin İstanbul’un geleceğine ilişkin daha iyi bir ‘vizyon’u olduğu söylemi ve televizyon kanallarında vizyon ortaya koymada birbirlerine meydan okumalarıdır. Ne var ki, çok sık söylenen ve ne olduğu, nasıl olduğuna ilişkin açıklamalar yapılmayan “vizyon” sözcüğünün arkası doldurulmamaktadır. Zaten yapıla gelen, hedeflenen örneğin, İstanbul’u bir dünya kenti yapmak, finans merkezi yapmak, kentin tarih değerlerine sahip çıkmak v.s. gibi şeylerden öteye, pek geçilmemektedir. Dolayısıyla adayların kolayca telaffuz ettikleri “vizyon” sözcüğü ancak, kişisel yada adayı olduğu siyasi partinin görüşünün, yaklaşımın ifadesi olmaktadır. Yani burada anlaşılması gereken şey, Metropolün gelişmesini yönlendirmede, kişisel yada siyasi bir gruba ait bir “vizyon” konu olmaktadır. Oysa, bir metropolün gelişmesinde yönlendirici olacak “vizyon”un diyalelektik bir arayış içinde ve katılımlı olarak elde edilmesi, herkes ve her kesim tarafından kabul edilen, paylaşılan “ortak bir vizyon projesi” ne dönüşmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla bu konuda, 2000’li yıllardan bu yana geliştirdiğim, projeye dönüşen düşüncelerimden hareketle yapılan organizasyon çalışma örneklerini ve böylece “vizyon projesi” konusunu ele almak istedim.

Bu amaçla, ilk olarak, İstanbul için geliştirdiğim fakat, ancak Adana kent bütünü için şekillenerek bir organizasyona dönüşen; Adana Metropolünün geleceği için bir vizyon geliştirilmesi - belirlenmesi çalışmaları ve sonuçlarından hareketle, İstanbul’un Metropoliten gelişmesini yönlendirecek bir vizyon geliştirilmesi - belirlenmesi ve bunun için yardımcı bir organizasyon gerekliliği üzerinde durmayı kararlaştırdım. Ama asıl konuya girmeden, aşağıdaki bilgilerin açıklanmasını da gerekli gördüm.

I - BÖLÜM

I - 1- Vizyon projesi üzerine çalışmalar

1) 2000’li yılların başında, Mimar Sinan Üniversitesi - Mimarlık Fakültesi - Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde, yaygın ve alternatif eğitim nitelikli faaliyetler içinde yer alan Atölye (workshop) çalışmaları çerçevesinde, Beyoğlu Belediyesi ile iş birliği çalışılması girişimi yapılmıştı. O sıralarda, Tarih Vakfı’nın “Bankalar Caddesi” ile ilgili hazırladığı çok başarılı ve anlamlı bir sergi ve bunu destekleyen konferanslar dizisi de bize, sergi bitiminde her çevreden katılımlı bir Atölye çalışması (workshop) düzenlenmesi fikrini vermişti. Görüşmeler sonunda yöneticilerinin kabul ettiği şekilde Vakıf ve Şehircilik Bölümü’nün, Beyoğlu Belediyesi’nin de desteğinde gerçekleştirdiği, “Bankalar Caddesinin Geleceği” konulu, bir haftaya yayılan bir Atölye çalışması yapılmıştı. Başarılı bir düşünce ürünü ortaya konan bu çalışmadan ve hem de elde edilen sonuçların değerlendirildiği panelden, Beyoğlu Belediye Başkanı da etkilenmişti. Benzeri çalışmaların Beyoğlu Belediye sınırları içinde, sorun yaşanan bölgelerde, oralarda yaşayanların-çalışanların ve uzmanların katılımıyla, sürekliliği olan bir program içinde yapılması ve sonuçta Beyoğlu bütününde ele alınan kesimde, ileriye dönük düşünce projeleri üretilmesi, yayınlanması amacıyla bir organizasyon oluşturulması önerilmişti. Bu organizasyonun yönlendirilmesini, Atölye çalışmalarının planlanmasını ve yürütülmesini Üniversite üstlenecek ve Beyoğlu Belediyesi’ de çalışmaların yapılacağı bir mekânı hazırlayacak, çalışma koşullarını sağlayacaktı. Bu organizasyon aynı zamanda bölge insanlarına şehirciliği sevdirme ve anlatma ortam ve fırsatını da verecekti. Konu ve koşullar görüşülmüştü. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü; yapılacak işbirliğine ilişkin tüm tanımlamaları, sorumlulukları ve görevleri, bir protokol örneği içinde hazırlamış ve Beyoğlu Belediyesine sunmuştu. Kurulacak organizasyonun adı da: Beyoğlu Kentsel Düşünce Geliştirme Atölyesi (KENTDÜŞGAT) olarak önerilmişti. Aradan çok uzun süre geçmesine karşın, Beyoğlu Belediye Başkanı Sn. Kadir Topbaş’tan olumlu - olumsuz yanıt alınamamıştı.

Aradan iki üç yıl geçtikten sonra da, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Sn. Kadir Topbaş, İstanbul’un kentsel gelişmesine yardımcı olacak bir “Şehircilik Atölyesi” oluşturma girişiminde bulunmuş ve bilindiği gibi de 2006 yılında, İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım merkezini kurmuştu.

2) Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi - Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde ciddi bir “alternatif eğitim” desteği yaratan “Dış Atölyeler Birimi”, Anadolu Atölye Çalışmaları (workshop) bağlamında 2002 yılında, Diyarbakır Dicle Üniversitesi - Mimarlık Fakültesi ile Diyarbakır’da bir Atölye çalışması (workshop) düzenlemişti. Bunu takiben de Dicle Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi - Mimarlık Fakülteleri ile birlikte, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Adana’da üç-dört gün süren, çok katılımlı bir Atölye çalışması daha yapılmıştı. Bu çalışmaların sonuçları, halka açık ve katılımlı olarak sergilenmiş ve tartışılmıştı. Çalışma biçimi ve sonuçlar etkili olmuştu. Bundan etkilenen Adana Büyükşehir Belediyesi’nden yöneticiler ve teknik elemanlar; benzeri faaliyetleri yapma isteğinde bulunmuştu. İşte, 2000’li yıllarda Beyoğlu Belediyesi için hazırladığımız ve yukarıda açıklanan ve asla gerçekleşemeyen organizasyon önerimizden söz edilince de, aynı organizasyonun Adana’da yapılması için Bölüm’den, işbirliğine temel oluşturacak çalışmanın yapılması istenmişti. Hazırlıklar sonunda böylece, Adana Büyükşehir Belediyesi - Önce Adana Vakfı ve Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanlığı arasında, Adana Üniversiteleri, Meslek Odaları ve diğer Kurum ve Kuruluşların da desteklediği, işbirliği protokolü imzalanarak, Adana Kentsel Düşünce Üretme Atölyesi (AKDÜAT) kurulmuştu. Nihayet, bir Metropol için Vizyon belirleme - geliştirme yolu açılmıştı. Bu organizasyonun tanıtımı ve Atölyenin çalışma programlarını, ilişkilerini ve hedeflerini anlatan kitapta, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Atölye kuruluşu ile ilgili şunları yazmıştır (**):

“Atölyenin amacı; Bölgesel içerikten gelen verilerle, Adana Kentsel bütündeki gelişmeye ilişkin her türlü faaliyet ortamında; genel planlama düzenleme ve kentsel projeler, altyapı-ulaşım, sosyal, ekonomik ve ekolojik içerikte çevre düzenleme projeleriyle ilgili araştırmalar yapılması, stratejik kararlar -modeller ve şemalar üretilmesi ve Adana Metropolü ve çevrili illerin, 21.y.yıl koşullarına hazırlanmasıdır. Bu bağlamda kentsel yaşam kalitesini yükseltecek, Adana Metropolünün Avrupa Birliği sürecinde uyumunu sağlayacak çalışmalar yapılacaktır. Böylece de bu çalışmaların yerel kentsel politikalara dönüştürülmesi fırsatı yaratılacaktır”

“.Bu amaçla Kentsel Düşünce Üretme Atölyelerinin oluşturulması önem kazanmaktadır. Katılımcılara farklı bakışları göstermek, fark ettirmek ve onlara kentin geçmişten geleceğe uzanan süreç çizgisinin düşünme ve tartışma fırsatı vermek, böylece yaşadığı kentin geleceğini taşıyabilen, vizyon geliştiren, ufuk açan, normal ve kurallı düşüncenin dışında başka türlü düşünme fırsatı veren bir tartışma platformu yaratmak için Adana Kentsel Düşünce Üretme Atölyesi kurulması amaçlanmıştır. Bilimsel ele alışla, örgün eğitimle gerçekleştirilmesi yeterli olmayan çalışmaların bir tür yaygın eğitim faaliyeti olarak da değerlendirilebilecek atölye çalışmalarında ele alınması, bu çalışmalara sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin, yöneticilerin, iş çevrelerinin ve sokaktaki insanının katılımının sağlanması hedeflenmiştir. Burada temel hedef, ortak düşünce ve ortak üretime ulaşmaktır”.

Kısa zamanda, bu Atölye’nin kuruluş hazırlıkları tamamlanmış, Kurumlar arası protokoller imzalanmış, bağımsız çalışma mekânı ve sabit personel gereksinimleri karşılanmıştı. Akdüat Sekretaryası oluşturularak hazırlık ve bilgilendirme konferansları ve Kurumlar - Kuruluşlarla ortak toplantılar yapılmaya başlanmıştı. Ne yazık ki ilk yılın sonunda, 2002 yılı haziran ayında, Üniversiteden yaş haddinden emekli olarak ayrılınca; Akdüat bünyesinde Üniversite adına Bölüm Başkanı olarak üstlendiğim, çalışma düzeni-program ve faaliyetleri yürütme sorumluluğum ve kimliğim de geçerliliğini yitirmişti. Başka türlü bu görevleri üstlenmem, çalışmaları devam ettirmem düşünülebilir olsa da, bu olamamıştı. Bu organizasyonun sonraki aşamalarında herhangi bir davet de yapılmamıştı. Sonuç olarak, bu organizasyonun ve çalışmaların devamı sağlanamamıştı.

3) Adana Akdüat organizasyonu ve faaliyetleri çerçevesinde İstanbul’da Mimar Sinan Üniversitesi - Mimarlık Fakültesi - Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde yapılan bazı toplantılara ve tartışmalara İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünye-sinden de katılımlar olmuştu. Önce İ.B.B. Kentsel Tasarım Müdürlüğü, sonra İ.B.B. Kentsel Dönüşüm Projeler Müdürlüğü görevlerini yürütmüş olan Sn. Lütfü Altun ve ekibinin katıldığı toplantılarda, Avrupa Birliği Fonlarından yararlanabilmek amacıyla İstanbul için de böyle bir Vizyon projesi hazırlanmasına gereksinim olduğunu belirtilmişti. Hatta, Bölüm’den böyle bir vizyon geliştirme - belirleme organizasyonunun yapılmasını üstlenmesi konu edilmişti. Ancak, Emekliliğim burada da sınır oluşturduğundan, Bölüm’den ayrıldığımda ne örgün eğitim, ne yaygın eğitim nitelikli faaliyetlerde ve ne de döner sermaye işlerinde herhangi bir ilişkim kalmadığı için, sonraki gelişmeler içinde de yer alamamıştım.

Ancak, Avrupa Birliği Destek Fonlarından yararlanmak amacıyla, (ama asıl İstanbul’un Metropoliten Gelişmesinin sağlıklı yapılabilmesi için) paylaşılmış ortak bir “vizyon projesi” ne gereksinim olduğu da ortaya çıkmıştı.

I- 2- “Vizyon” ve bir “Vizyon projesi” Üzerine Açıklama

4)Burada, “Yeni bir hareket içinde, İstanbul Metropolü’nün gelişmesine yön verecek paylaşılmış, ortak bir vizyon projesi yapılmalıdır” başlığı altında asıl açıklamalara geçmeden önce, başlıkta yer alan “vizyon” sözcüğü ile ne anlatılmak istendiğini açıklamak istiyorum. Çünkü, böyle bir organizasyonun kurulmasındaki temel hedef, geleceğe dönük düşünceler ve fikirlerin ortaya çıkması ve bunun bir ortak vizyon projesi olarak elde edilmesidir.

Vizyon, bireyin gelecekteki gelişmesine ilişkin görüşler, düşüncelerdir. Yabancı Sözlükte de; görme, boş düşünce, ham hayal, keşif olarak belirtilmektedir. Tanrıbilim terimi olarak ta, gönül gözü ile görmek demektir. 19 mart 2006 tarihli Sabah gazetesinde Soli Özel’de, “sınır dışı bir vatandaş” başlıklı köşe yazısında; Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün yaptığı dinleyiciye açık konuşmasının, bilimsel ve çarpıcı olduğunu kaydederek, ortak vizyon üretilmesi gereğine dikkat çekmiştir. Vizyon tanımını da şöyle yapmıştır: “vizyon” , bir kurumun geleceğine ait resimdir. Vizyon’un basarısı, herkes tarafından anlaşılabilecek kadar sarih olmasına, kabul görmesine ve paylaşılmasına bağlıdır. Paylaşılan vizyonlar, uygulayıcılarına sınırsız bir güçle hedefe kilitlenme olanağı verirler”. Soli Özel’in yaptığı vizyon tanımı, bu yazıda yapmaya çalıştığım tanımlama ile örtüşmektedir. Dolayısıyla bu yazımda da; “Kabul Edilmiş.-Paylaşılmış Ortak Bir Vizyon” konu edilmiştir.

Genelleşmiş şekli ile ve günümüzde bilimsel çerçevede ve de politik söylemde ifade edilirse; Vizyon, ileriyi görmek ve gelecekteki gelişmelere ilişkin düşünceler ve görüşler olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla, bir Metropolün geleceği için bir “vizyon geliştirilmesi / belirlenmesi” ifadesi de, yazımda bu anlamda kullanılmıştır. Yazımın bütününde ise vizyon; ileri görüş olarak, kavramsal bir anlatım içinde yer almıştır. Yani vizyon geliştirilmesi ve belirlenmesi, bir Metropolün gelecekteki gelişmesi için görüş, düşünceler bütünü ve bir anlatım tarzdır. Bu bir bakıma Metropolün çağdaş biçimde gelişmesinde-geliştirilmesinde yararlanılabilecek bir araç olmaktadır. Bu araç, insanları bir Metropolün gelişmesine ilişkin ve bu bağlamda düşünülen şeyler için daha cesur ve daha umutlu kılmakta ve heveslendirmektedir. Aynı zamanda kentsel gelişme politikalarının yaratılmasına ve bunların birer uygulama programına ve aracına dönüştürülmesine katkı sağlamaktadır. Bir başka yönden bakıldığında bu araç, bir Metropol ve içinde yer aldığı Bölge ölçeğinde yapılacak eylemlerde sunulacak niyetleri ortaya koyacak olan bir anlatım aracı da olmaktadır.

Vizyon geliştirmek, ele alınan kentsel bütünde belirlenecek yada belirlenen ideal hedefler, arzu edilen ve hedeflenen yaşam kalitesi, özgün kentsel imajlardan hareketle, “vizyon” olarak tanımlanacak belirlemelere yol açmaya yardımcı olacaktır. Aynı şekilde bu araç; insanları motive etmeye ve kentteki birçok aktörü ortak çabada bir araya getirmeye katkıda bulunacaktır. Esas olarak böyle bir vizyon belirleme çalışması, ortak düşüncelere dayalı eylemler için de bir süreklilik sağlayacaktır. Ana hedeflere ve isteklere dokunulacak, en önemlisi onlara ulaşmayı belirleyecek, tanımlayacaktır. Böylece yaratılmak istenen, yaşanabilir-sürdürülebilir ve imaj değeri olan bir Metropolün gelecek için tanımlanmasına yardımcı olacaktır. Ancak bunun, ortak ve paylaşılmış bir vizyon olması gerekmektedir. Yani izole olmayan, ortak çalışmalar gerekli olmaktadır. Ortak enerji ve kent halkının verebileceği, yapabileceği katkıyı sağlamaya yardımcı olacaktır. Böylece bir “ Vizyon rehberi” olarak, kent halkının isteklerini, değerlendirmesini ve ilgisini yansıtacaktır.

Bilinen bir gerçek var ki; gelişmelerin önüne geçmek zordur. Belki olanaksızdır da denilebilir. Bir Metropol ve içinde yer aldığı Bölge; hızlı değişimin getirdiği koşullar ve olaylarla karşı karşıya olduğunda kuşkusuz, birçok sorun da ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlara nasıl çözüm bulunacağı da bir sorundur. Bu süreçte, önemli gelişme fırsatlarının avantajlarını yakalayarak kullanmanın nasıl çözümleneceği de sorundur. Bu sorunlar genelde,; kamu alanlarının ussal ve stratejik kullanımı, yapılanmış çevre, doğal çevre kaynaklarını kullanmada yöntem geliştirilmesi, uygulama mekanizma ve araçlarının sağlanmasına ilişkin çözümler bulunması gereken sorunlar olarak belirtilebilir. Bu sorunların çözümünde yararlanılacak yöntem ve çıkış yolları, kuşkusuz vizyon projesinin, gündelik çözüm kararlarının ötesinde, arazi kullanımında saklı kalmaktadır. Dolayısıyla uzun vadede çözümlerin neler olacağı araştırılmalıdır. Ortaya konacak çok sayıda seçenekli çözüm yolları, sorunu çözmede yardımcı olacaktır. Yatırımlar, alt yapının geliştirilmesi, doğal kaynakların kullanımı-yaşam kalitesi ile ilgili çözümlere de ancak böyle ulaşılabilecektir. Dolayısıyla bir Metropolde, yukarıda belirtilen sorunlarının çözümü için elde edilecek gelişme planlarına yön vermede, “ vizyon projesi”nin mutlak katkısı olacaktır. Böyle bir vizyon projesinin elde edilmesi de ancak, yeni bir hareket içinde gerçekleşebilecektir.

I- 3- Vizyon Projesi için çağdaş temel sloganlar kabul edilmelidir

Bir Metropolün gelişmesine yön verecek böyle bir “vizyon projesi”, aynı zamanda kavramsal - üniversal yaklaşımda bazı kabulleri de içermelidir. Bu kabuller vizyon projesi çalışmalarını yönlendirici nitelikler taşımalıdır. Dolayısıyla bir Metropol için bu sloganlar şunlar olmalıdır;

I) Metropol; aynı zamanda ekonomik-sosyal-ekolojik açılardan bir fırsatlar kenti olmaladır

II) Metropol; Kaynaklar, karar alma ve uygulamalar bakımından bir hakçalık kenti olmalıdır.

III) Metropol; Ekonomik, sosyal, ekolojik açıdan sürdürülebilir gelişen bir kent olmalıdır.

I- 4- 1/100 000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı Bir Vizyon Projesi midir?

Şehircilik çalışmalarında haritadan plana kadar, grafik ifadeli çizimler, çizim tekniği olarak kullanılan bir araçtır. Bu araç arazinin kullanım kararlarını gösteren dokümanlar olarak açıklanabilir. Bu grafik anlatımda, 1/2500 ve 1/5000 gibi ölçeklerde yapılan Nazım planlar; parsel gösterimi söz konusu olmaksızın, genel olarak ulaşım aksları ve sistemleri, yerleşim bölgelerinin belirlenmesi (konut-sanayi-ticaret-rekreasyon v.s) ve doğal yapı ve dokunun korunması, yerleşme nüfusu ve yoğunlukların belirlenmesi gibi hususlarda bilgi ve kararlar içerir. 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ise, üst ölçeklerde verilmiş kararlara göre, yerleşme bölgelerinde uygulamaya dönük yapı alanları oluşumu, ulaşım kade-melenmesi, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, ticari v.s işlevlerin parsel ölçeğinde imar koşullarını, bina yüksekliklerini ve yapılanma düzenini belirler. Bu ölçekteki şehircilik çalışmaları (1/5000-1/2500-1/1000 ölçekli planlar ) figüredir, yani plan dokümanı vardır ve bu planlar, yaşam alanlarının inşa edilmesine ait yönetmeliklerle bütünleşirler.

1/50.000 ve 1/100.000 ölçekte dokümanlar ise, araştırmalara dayalı raporlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla bu ölçeklerde şehircilik çalışmaları non-figuredir, yani çizili dokümanı olmayan çalışmalardır. Ancak bu raporlar yönlendirici anlamda “kavram şeması” ile desteklenirler. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı aslında, nitelikli araştırmalara dayanan yazılı dokümanlardır ve yazılı dokümanların anlaşılmasını kolaylaştıran grafik anlatımda şemalarla desteklenir. Bu şemalar, ne metropolün planı, nede bölge planı olarak değerlendirilemezler. Genellikle; bir fikrin, bir niyetin, bir tartışmanın savunulması, anlatılmasına yararlar. Bazı ülkelerde “kavram şeması” olarak ifade edilirler. Bu şemalar, geliştirilen fikirlerin, görüşlerin büyük ölçekte enstrümantalizasyonunun grafik ifadesidirler, yani esas fikirlerin anlatılmasına yararlar.

Ede edilme koşulları ve prosedürü açısından 1/100 000 ölçekli plan şemaları, daha çok teknik nitelikte olup, araştırma raporlarını açıklamaya, anlatmaya yararlar.

I- 5-Yeni bir hareket içinde elde edilecek Vizyon projesi, Üst-alt ölçekli planlara katkı sağlayacak; paylaşılmış ve ortak yeni bir ürün olmalıdır

Oysa Vizyon projesi yardımcı bir araç olarak, Metropolün gelişmesine yön veren her türlü anlatım ve yöntemin uygulandığı yazılı-çizili dokümanlardır. Daha cesur düşüncelere fırsat verir, insanları yaşadıkları kentin – metropolün geleceğini tanımlamaya ve belirlemeye heveslendirir. Vizyon projeleri kentte ki bir çok aktörü ortak çalışma için bir araya getirir, dolayısıyla vizyon projeleri ortak ve paylaşılmış nitelik kazanırlar. Bu projeler, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni planların yapılmasında da yön veren dokümanlar olarak algılanmalıdır ve bu da yeni bir hareketi gerektirmektedir.

Yeni bir hareket için de

İstanbul Metropolü’nün Gelişmesine Yön Verecek

Paylaşılmış - Ortak Bir “VİZYON” Projesi

Yapılmalıdır

II-BÖLÜM(*)

II- 1-Yeni Bir Hareket Perspektifinde,

Ülke Ölçeğinde Yaklaşım ve Genel Durum Analizi

Türkiye’de şehircilik olgusunun ortaya koyduğu gerçeklerden hareketle yapılacak bir analiz, ülke bütününde uygulanacak ussal bir şehircilik sistemi anlayışına gelinemediğini göstermektedir. Sistem anlayışının olmadığı imar faaliyetlerinde ise, şehircilik eylem ve uygulamalarının, günümüzdeki kargaşa ortamını yarattığı görülmektedir. Sistem dışı gelişmeler ulusal değerlerin, hem doğal hem de beşerî kaynak ve zenginliklerin heder olmasına neden olmaktadır. Dünyada koşullar değişmekte ve geliştirilen yeni teknikler, yeni yaşam koşulları oluşturmaktadır. Yeni kavramlar, yaklaşımlar ve yeni düzen arayışları tüm ülkeleri, ister gelişmiş, ister gelişmekte olsun etkilemektedir. Dolayısıyla ülkeler, kendi düzenlerini yeni düzenlere adapte etmeye, uyumlaştırmaya dönük yeniden yapılanma içine girmektedirler.

Küreselleşmenin dünya ülkelerini etkisi altına aldığı bir dönemde yaşıyoruz. Sürdürülebilirlik, geçtiğimiz 20. y.yılda insan yerleşmelerinde tehlikeli boyutlarda ortaya çıkan ve insanoğlunun kendi yaşam ortamını yok etme yolundaki olumsuz gidişin işaretlerinin bir sonucu olarak doğmuştur. Çevre girdisi, yeniden yapılanmada en önde gelen veri olmaktadır. Ekolojik yaklaşım, ekonomik ve soyolojik yaklaşım kadar önem kazanmıştır. Çevrenin bütününün planlanması, var olan ekosistemin ortaya çıkartılması klasik planlamayı aşmış, o anlayışın önüne geçmiştir. Bütün bunlar, elbette şehirciliği de etkilemektedir. Sadece fizikî düzenleme ve müdahaleler biçimindeki yaklaşım ve eylemlerden ibaret olmayan şehircilik anlayışı da, disiplinler arası nitelikten disiplinler ötesi bir noktaya gelmiştir. İşte bu yaklaşım içinde şehirciliğin, çok geniş bir ele alışla kırsal-kentsel yerleşmeler arasındaki ilişkinin anlamının, coğrafî dağılımının, üretimin yeni koşulları ile karşı karşıya olan kent ekonomisinin aksaklıklarının, yapısal boşlukların, yeni kentleşme formları gelişiminin, kır-kent arasındaki kesiklik sorununun, büyük kent çevrelerindeki uygulamaların, ekonomik büyüme ve kentsel büyümenin karşılıklı etkilerinin araştırılması olarak tanımlanması yanlış değildir.

Bütün bu baskın oluşumlar açısından yaklaşıldığında bir ülkede yeniden yapılanma hareketlerindeki uyumlaştırmalarda, ülke bütünündeki koşullar ile doğal ve beşerî kaynakların ulusal çıkarlar adına kullanımında, ussallık ve denge sağlanması önemlidir. Ancak küreselleşme gibi baskın ve etkin oluşumların normlarına da uyum sağlanması gerekmektedir. Elbette burada esas olan küreselleşmenin normlarına uyum sağlamak kadar, onun baskılarına karşı ulusal çıkarları kollamak ve korumakta önem kazanmaktadır. Peki bu nasıl yapılacaktır? Kuşkusuz, sıralanan bu nitelikleri taşıyan ve gerçekleştirme olanak ve fırsatları yaratan ve yaptırım getiren bir yasa olmalıdır. Kanımızca bu anlamda zırh oluşturacak, akıllı düzenlenmiş bir şehircilik sisteminin oluşturulması kaçınılmazdır. Bu sistem, ülke bütününde - bölgelerde - metropoliten alan ve kentsel bütünlerde doğal ve beşerî kaynakların korunmasına, kullanılmasına, değerlendirilmesine yön verecek bir sistematik yaklaşım, bir ele alış olmalıdır.

Dünyada giderek devletlerarası güçler oluşturulmaktadır. Son otuz yıldır bilinçli olarak ve hedefli bir şekilde Avrupa kıtası ülkeleri önceleri ekonomik, sonrada siyasal anlamda güç birliği oluşturmuşlardır Avrupa Birliği oluşumunun geleceğe doğru bir Avrupa Birleşik Devletleri model yapısına geleceğini söylemek kehanet olmayacaktır. Zaman içinde de Asya Birleşik Devletleri, Afrika Birleşik Devletlerinin ortaya çıkma olasılığı da uzak değildir. Hiç bir ülke bu oluşumların dışında kalamayacaktır. Türkiye tercihini yapmış ve Avrupa Birliği bünyesinde yer almayı hedeflemiştir. Avrupa Birliğine giriş süreci içinde bulunmaktadır. Her alanda olduğu gibi şehircilik alanında da kat edilmesi gereken bir yol vardır. Bu çerçevede Türkiye’de mevcut imar mevzuatı ve yaklaşımını terk ederek yukarıda belirttiğimiz niteliklerde ve yaptırımda, kendine özgü bir şehircilik sistematiğine dayalı, çağdaş bir şehircilik yasası yapılması zorunlu olmaktadır. Böyle bir yasanın getireceği esaslar ve kazandıracağı ivme ile kentsel ve kırsal bütünlerin ele alınması ve kırlaşmayı, kentleşmeyi uyumlaştırmaya yönlendirmesi gerekmektedir. Dolayısıyla ülkenin bütünü için olduğu kadar, bölge ölçeği - metropoliten ölçek ve kentsel bütünler ölçeğinde bu uyumlaştırma yapılmalıdır. Bölgelerin, metropollerin ve kentsel bütünlerin gelecekleri ile ilgili çalışmaların hızla başlatılması gerekmektedir.

Avrupa Birliği bünyesinde, üye devletlerin bütünleşme hedefinde çok hızlı şekilde bölgeler ve ülke ölçeğinde politikalar üretilmekte; girişimler, program hazırlıkları için araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalardan itibaren oluşturulan politikalar eşliğinde, araştırma sonuçları üzerinde eylem ve tartışmalar özendirilmekte ve kışkırtmaktadır. Birlik bünyesinde yapıla gelen Avrupa Bölgesel ve kentsel gelişme proje ve programlarına ait sonuçlar; bölgesel, yerel ölçekte karar vericiler, akademisyenler, uzmanlara verilmektedir. Avrupa’nın geleceği için, Birliğin sosyal, ekonomik uyumu ve mekânsal gelişme dengeleri, çeşitli platformlarda ve çeşitli mekanizmalarda tartışılmaktadır. Birlik bünyesinde çeşitli kurum ve kuruluşların birçok ilişki içinde hazırladığı dokümanların resmi bir değeri de bulunmamaktadır. Ancak bu dokümanlar, yürütme karar mekanizmalarında kabul gördükten sonra yön verici olmaktadır.

Türkiye’de1960’lı yılların getirdiği planlı kalkınma hamleleriyle bir yapılanma içine girilerek DPT gibi bazı kurumlar oluşturulmuş, bu yolla “bölge” ölçeğinde (bir bakıma deneme denilebilir) çalışmaları yapmış olmasına karşın, politik süreçte ve etkide bunlardan yeterince sonuçlar çıkartılmamış, yararlanılmamış ve en önemlisi devam ettirilememiştir.

Bugün artık yeni bir hamlenin eşiğine gelinmiştir. Bu hamlede örnek alınacak, izlenecek yollar, katılmayı umduğumuz Avrupa Birliğini oluşturan devletlerin bünyesinde yapılan şekliyle görülmektedir. Artık yerel ölçeklerde ve dünya ölçeğinde diyalektik bir arayış egemen olmuştur. Küresel-Yerel paradoksu giderek büyümektedir. Küreselleşmede, Yerelin yükselen sesleri duyulmaktadır. Bu çerçevede çok uluslu yerel birçok kuruluş ve oluşum devreye girmektedir. Teknolojik gelişmeler ve çevresel gerçekler ve istekler çatışmaktadır. Bunlar birçok ülkede ve özellikle ortak bir gelecek arayışında olan ve kurulmakta olan Avrupa Birliği Bünyesinde de tartışılmakta ve Avrupa bütününde ve onu oluşturan ülkeler “geleceği taşıyacak” olaylara yönelmektedirler. Bu anlamda bir örgü oluşturulmaktadır. Gerek Avrupa bütünü, gerekse üye ülkelerin her biri kendi ülkeleri için, yeni bir imajı yaratmaya çalışmaktadırlar.

Günümüz Türkiye’sine bu açıdan bakıldığında, gelişen ve yaşanan olaylar çerçevesinde ülkemizi “geleceğe taşıyacak” olaylara yöneldiğimizi söylemek zordur. Tek başına hareket edebilen ve kararlar verebilen bir iktidarın sağladığı, Merkezi ve Yerel Yönetimlerin elde ettikleri yeni yasal-mali araçlarla yapılmak istenen düzenlemelerin, bu hedeflerdeki bir genel çerçeve içinde yer aldığını söylemek ise daha da zordur. Bu hedeflerde; ülke-bölge ve kentler ölçeğinde bütünleşik politikalar üretilemediği ve bu politikaların üzerine inşa edileceği girişim ve hazırlıklar için (Avrupa Birliği bünyesindeki gibi) araştırmalar yapılamadığı da görülmektedir. Dolayısıyla, belli bir sisteme dayalı Bölgesel ve kentsel gelişme proje ve programları üretilemediği ve sonuçların paylaşılamadığı, keza ülkenin geleceği için sosyal, ekonomik uyum ve mekânsal gelişme dengeleri tartışılamadığı ülkemizde, ülkesel-bölgesel ve yerel ölçeklerde diyalektik bir arayışın olamadığı da görülmektedir.

Şehircilikle ilgili, sistematik yapıdan uzak, parçacı yaklaşımlı yasal destekli ele alışların bir örneği de, bir ülke büyüklüğünde olan İstanbul metropolünde yapılan planlama çalışmaları olmuştur. Zorlama yöntemlerle yapılmaya çalışılan 1/100.000 ölçekli planlama çalışmaları, yerinde itirazlarla karşılaşmış ve iptali yoluna gidilmiştir. Oysa bu oluşumdaki en önemli hususlardan birisi de, bölgesi içinde ve elbette ülke ölçeğinde kararlarla ilişkili olarak, Metropolün gelişme stratejisinin tartışılarak, ortaklaşa kabul edilmiş bir vizyonunun olmasına bağlı olmaktadır. Ancak bu durumda, tüm iktidar değişimlerine ve çıkarcı güçlere karşı hep aynı hedefte savunulabilir ve uygulanabilir bir plan elde edilebilecektir.

Ve elbette, Türkiye’de imar yaklaşımlı planlama mevzuatında yer almayan, dil-yöntem ve kavramsal açıdan tanımlanmamış bir düzenleme-planlama aracı olarak ta “vizyon projesi”, şehircilik mevzuatımızın içine sokulmalı, en azından metropol nitelikli yerleşmelerimizde uygulanması düşünülmelidir.

II - 2- Marmara Bölgesi ve İstanbul Metropol ölçeğinde yaklaşımında

Yeni bir hareketin yaratılması

İstanbul Metropolü ve içinde yer aldığı Marmara Bölgesi, Türkiye’nin geçmişten bu yana en önemli bir coğrafya parçası olmuştur. Marmara Bölgesi planlama çalışmaları da yapılmıştır. Bölgenin dinamikleri her zaman ülke ve kıtasal bölge çerçevesinde ilgi çekmiştir. Önemli olan bölgesel dengelerin, ulusal denge içinde yaratılmasıdır. Marmara Bölgesi; bu durumda küresel ve yerel ölçekte elbette Avrupa ve dünya ölçeklerinde, ama daha önce de Balkanlar Bölgesinde, bir diyalektik arayış içinde ele alınmalıdır. Metropolde, bölgeye ve ülkeye bir bütün olarak bakmaya yetmeyen mevcut imar yasalarımıza karşın, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği, İstanbul Metropolünü bu yaklaşımda ve anlayışta ele alarak Avrupa Birliğine sunmak ve böyle bir diyaloğu kurma hazırlığı içinde olmuştur. Yalnızca Yerel Yönetimlerin temsil edildiği Birlik statüsünün yetmediği de anlaşılmıştır. O nedenle “Yerel Yönetimler ve Kurumlar Birliği” haline dönüşüm yaratılmak istenmiştir. Ancak böylece, Avrupa Birliği fonlarından yararlanılabileceği umulmuştur. Bu bir anlamda, İstanbul’un içinde yer aldığı bölgenin dinamiklerini harekete geçirerek, br güç yaratmak ve üyesi olma yolunda bulunduğumuz Avrupa Birliği’nde muhatap bulabilmek anlamına gelmektedir. Bu amaçla Marmara ve Boğazlar Belediyeleri Birliği Başkanı, yazılı olarak Üniversiteler dahil, kurumlara gerekli çağırıyı yapmıştır. Ancak, (özür dileyerek belirtiyorum ) bu çağırının ve hedeflenen birimin kurulup kurulmadığını da bilmiyorum.

Ancak inancım o ki, Adana Metropolünün Gelişmesinde bir vizyon belirleme projesi elde edilmesi amaçlı çalışmada oluşturduğumuz:(Adana Kentsel Düşünce Üretme Atölyesi -AKDÜAT) gibi; toplumsal-kurumsal ve Sivil Toplum örgütleri - Meslek Odaları ve Medyanın destek ve katkılarını alacak bir “Siyaset Ötesi Bir Sivil Oluşum”un İstanbul Metropolü için de oluşturulmasına gerek bulunmaktadır. Bu tür bir girişimin, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkentliği çalışmaları ile ilgili Merkezî Hükümetin bir yasa çıkartarak desteklemesinde olduğu gibi gerçekleşebileceği de görülmektedir.

Dolayısıyla, İstanbul’un Metropoliten Gelişmesine yön verecek, paylaşılmış böyle bir ortak Vizyon projesini elde etme amacıyla, yardımcı bir sivil oluşum olarak bir organizasyonun yapılması doğru olacaktır.

II- 3-Vizyon Projesi Hedefinde, Metropoliten Gelişmeyi Yönlendirmede

Yardımcı Bir Organizasyon Gerekliliği Üzerine

Değişen dünya konjonktüründe çeşitli gelişmeler kaçınılmaz olarak; değişmeler, yeni düşünceler ve yeni kavramlar da getirmektedir. Bu değişim ve gelişmeler çerçevesinde toplumlarda, yaşam alanları ve yeni ilişkiler geliştirilmesine zemin hazırlanmaktadır. Bu bağlamda, bir metropolün gelişmesini yönlendirmede de katkı sağlayan, bir yardımcı organizasyona ilişkin arayışlar gerekli olmaktadır. İstanbul Metropolü bu açıdan ele alındığında, bir yaşam alanı olarak Metropolün geleceğinin şekillenmesinde toplumun istekleri ve gereksinimlerinin bileşkesinde düşünceler üretilmesi için böyle bir yardımcı organizasyonun kurulması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Metropolün geleceği ile ilgili bu düşüncelerin ortak bir projeye dönüştürülmesi de planlama ve yönetimle ilgili kentsel politikalar üretilmesine fırsat yaratacaktır. Böylece anahtar rol oynayan kentsel politikalar, bu ortamda uygulamaya dönük kentsel gelişmenin yönetimin temel hedeflerini oluşturacaktır. Bunun için Metropoliten ölçekte, yaşam alanlarının geleceğinin belirlenmesinde vizyon arayışları ve belirlenmesi önem kazanmaktadır. Vizyon belirleme ileriyi görme, gelecekteki gelişmelere ilişkin düşünceler, görüşler elde edilmesi anlamında kullanılmaktadır. Bu durumda metropol bütününde yapılacak ortak düşünce projelerinden bir ortak vizyon belirleme noktasına gelinecektir. Vizyon belirleme olarak ortaya konacak proje, asla Metropolün planlanması değildir. Yaşam alanı olarak Metropolün geleceğine ait düşüncelerin, hedeflerin ortaya çıkartılmasıdır. Ancak hemen ekleyelim ki, vizyon projesi asla bir ütopya da değildir.

Bütün bunlar, kentsel gelişme ile ilgili yeni bir hareket olarak yorumlanabilir. Bu hareket bizi; İstanbul Metropolünde “gelecek taşıyıcı” olaylara ve yeni bir imaj yaratmaya yönlendirecektir. Böyle bir vizyon belirleme projesinin elde edilmesinde, belirlenen hedeflerde İstanbul Metropolü için bir eylem kültürü oluşturulmasına ve fırsatların yaratılmasına gereksinim bulunmaktadır. Kuşkusuz böyle bir oluşum sivil nitelikte ve siyaset ötesi bir yapıda olmalıdır.

Böyle bir yardımcı organizasyonun ortaya koyacağı vizyon projesinin hedefleri üzerinde, yönetimler-topluluklar-kurumlar-kuruluşların uzlaşması ve tarafların bu projeye ve onun yaratacağı sürece bir şeyler katması gerekmektedir. Vizyon projesi, yerel ve alt bölgesel yapısal planların hazırlanılmasında yararlanılabilecek temel verilerin oluşturulmasını hedeflemektedir. Dolayısıyla ortak vizyonun oluşturulmasında gerekli sinerjinin yaratılması kaçınılmazdır. Yani ortak vizyon projesi, İstanbul’u, bölgeyi ilgilendiren yapılmış ve yapılmakta olan çalışmalar, faaliyetler arasında sinerjik bir yaklaşımı ortaya koyarak, mekânsal gelişme için de bir rehber oluşturacaktır.

Avrupa Birliği bünyesinde, üye devletlerin bütünleşme hedefinde ülke ve bölge ölçeğinde politikalar ürettiği görülmektedir. Girişimler, program hazırlıkları için birçok araştırma yapılmaktadır. Bu araştırmalardan hareketle oluşturulan politikalar eşliğinde ve araştırma sonuçları üzerine eylem ve tartışmalar özendirilmekte, bunlara zemin hazırlanmaktadır. Birlik bünyesinde yapılan Avrupa bölgesel ve kentsel gelişme proje ve programlarına ait sonuçlar; bölgesel - yerel ölçekte karar vericiler, akademisyenler ve uzmanlarla paylaşılmaktadır. Avrupa’nın geleceği için de, sosyal-ekonomik uyum ve mekânsal gelişme dengeleri, çeşitli platformlarda ve çeşitli mekanizmalarda tartışmaya açılmaktadır. Bunların sonuçları resmî belge niteliği taşımasa da, yürütme ve karar mekanizmalarında görüşülüp kabul gördükten sonra, yön verici niteliğe kavuşmaktadırlar.

Bu organizasyonun yapılmasında bir başka hedef de; Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde, İstanbul Metropolü ve Marmara Bölgesi için, Avrupa Bölgesi ve Kentsel Gelişme ilke ve politikaları uyarınca neler yapılacağının, nasıl yapılacağının araştırılması AB.’nin ortaya koyduğu sistemlerle ilişkilendirilmesidir. Daha doğrusu, çeşitli boyutlarıyla Avrupa ile bütünleşmiş bir Türkiye hedefinde, İstanbul Metropolü ve Marmara Bölgesi’nin Avrupa Birliği mekânsal gelişme ilke ve politikaları çerçevesinde gelişme kavramları belirlenmeli ve bu kavramın dengeli-sürdürülebilir mekânsal planlama hedefleri ortaya çıkartılmalıdır. İşte metropolün gelişmesine yön verecek yardımcı bir organizasyon yoluyla elde edilecek vizyon projesi bu eksiği giderecek bir araç oluşturmaktadır.

Marmara Bölgesi ve İstanbul Metropolünün gelişmesini, ülke içi ve dışı yarışma ortamlarına yönlendirmek için yardımcı ve katkı sağlayıcı böyle bir yardımcı organizasyona ve böylece Metropolün geleceği için bir vizyon geliştirme projesine, her zamankinden daha çok gereksinim bulunmaktadır. Bu organizasyon; düşünce geliştirme, vizyon oluşturma, yeni kentsel değerler kazandırma, kentsel düzenleme ve kentsel tasarım örnekleri ortaya koyma, kent ve kentlilik kültürü oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. Bu yeni bir hareket yaratılmasını gerektirmektedir. Kısaca; böyle bir organizasyon, İstanbul Metropolü ve Marmara Bölgesinin geleceğinin şekillenmesinde, bölge insanlarının istek ve gereksemelerinden kaynaklanan düşünce projeleri üretilmesi içinde bir gereklilik ortaya koymaktadır.

II - 4- İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı,

Vizyon Projesi Elde Edilmesinde Bir Fırsat / Model Olabilir mi?

Bu yazının “II-2-Marmara Bölgesi ve İstanbul Metropolü ölçeğinde yaklaşımda yeni bir hareketin yaratılması” başlığı altındaki anlatımımda; İstanbul Metropolü’nün geleceğine ilişkin gelişmeyi yönlendirecek, siyaset ötesi yapıda bir sivil girişim organizasyonunun resmiyet kazanması için, tıpkı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkentliği çalışmalarında olduğu gibi bir yasa ile desteklenebileceğinden söz etmiştim.

Aslında, İstanbul için özel bir hedefin gerçekleştirilmesi amacıyla oluşturulan, 2-11-2007 tarihinde kabul edilen 5706 sayılı; “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti hakkında kanun”, ilk üç maddesiyle bu eylemin amacını, kapsamını ve tanımlarını vermektedir. Geçici -1- maddesinde de; Avrupa Kültür Başkentliği programının bitiminde, 31-12-2010 tarihinde de yürürlükten kalkacağı açıklanmaktadır.

Dolayısıyla, İstanbul özelinde eylemler, faaliyetler, organizasyonlarla ilgili olarak yapılan bu kanunun, ilk üç maddesinde yer alan metinlerde yapılabilecek bazı değişikliklerle, kanunun yürürlükte kalmasının sağlanması halinde, kanunda yer alan Ajans’tan; yazıda hedeflediğim şekilde bir vizyon projesi elde etmek amacıyla yararlanılıp yararlanılamayacağı sorusu akla gelmektedir. Bir model oluşturan bu kanunun;

1.maddesinde, Ajansın kuruluşu ve amacı;

2.maddesinde, Ajansın yetkileri, görevleri ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeleri-;

3.maddesinde ise, Ajansın koordinasyonu, danışma kurulu, yürütme kurulu oluşumlarına ilişkin açıklamaları ve nihaî ürün olarak ta “proje”nin tanımı verilmektedir.Yani bu modeldeki amaç,kapsam ve tanımlamaların,örgütlenme biçiminin,Vizyon projesi elde etme hedefine adapte edilebileceği görülmektedir.

Bugün bağımsız olarak, Merkezî ve Yerel Yönetimlerin desteği ile, yerel güçler - kamu ve özel sektör - sivil toplum örgütleri katılımıyla İstanbul’u, eylemleri - projeleri ve uygulamalarıyla oldukça başarılı şekilde 2010 yılına hazırlayan bu oluşumun; elde ettiği deneyimlerle İstanbul Metropolü’nün geleceğine ilişkin, bireysel vizyonlardan uzak ve herkesin, her kesimim katılımıyla ortaya konacak paylaşılmış - ortak bir vizyon projesinin üretilmesi, kaçırılmaması gereken bir fırsat gibi gözükmektedir.

Bu yazıyı, Mart 2009 yerel seçimlerinde İstanbul Metropolü’nde seçim yarışına katılan konuşmalarında “gelecek vaat eden” Belediye Başkanlığı için yarışan tüm adaylara adıyorum.

(*) Adana Kentsel Düşünce Üretme Atölyesi-Akdüat nedir? Editör: Prof. Dr. Mehmet Çubuk

Adana için bir vizyon belirleme projesine doğru - AKDÜAT’ın Amacı-Hedefi-Çalışma Biçimi.

Adana Büyükşehir Belediyesi - Önce Adana Vakfı- M. S. Üniversitesi-Mimarlık Fakültesi-Şehir ve bölge Planlama Bölümü ortak girişimi

Akdüat yayını-1 Nisan 2002 M.S.Ü.Basımevi,İstanbul

(**) Bu yazı metni, daha önce İstanbul Metropolü için yapılmış çalışma metni olup, daha sonra Adana Kentsel Düşünce Üretme Atölyesi kuruluşunda tanıtım kitapçığı içinde aynen, İstanbul Metropolü yerine Adana Metropolü yazılarak yayınlanmıştır. M.Ç

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version