Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

“Biz Olduk” Onlar Ötekileştirmeye Çabalasa Da!

 

Gökhan ERKAN

ŞPO İzmir şube seçimleri üzerine:

Değerli Meslektaşlarım;

Bildiğiniz gibi son dönemde TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Yönetimi’nde 11.Dönem Şube Başkanı olarak görev yaptım. Şubat ayında gerçekleştirilen 12.Dönem Genel Kurulu’nda da İzmir Şube yönetimine seçildim. İki listenin yarıştığı seçimlerde, içinde yer aldığım liste İzmir Şube Yönetimi’nde azınlıkta kaldı. Demokratik süreçler içinde ortaya çıkan bu durum herkesin kabullenmesi gereken bir durumdur ve önümüzdeki dönemde de Şubemizin etkinlik ve mücadelesine gerekli desteği vermeye devam edeceğim.

 

Bununla birlikte, yakın geçmişte yaşadığımız bazı süreçleri ve gerek Şube gerekse de Odamızın geleceğine yönelik bazı kaygılarımı sizlerle paylaşmayı gerekli görüyorum. Ne yazık ki bu tür değerlendirmelerin yapılacağı yerler olan Genel Kurullar katılım açısından oldukça zayıf kalmakta, gerekli bilgilendirme ortamı oluşmamaktadır.

Bir seçim taktiği: yalan!

Şube seçimlerine 1 hafta kalana kadar, yönetim kurulu üyeleriyle hep birlikte tek liste oluşabilmesi için çaba sarfettiğimizi sanıyordum. 28.01.2012 tarihinde önümüzdeki dönem şube çalışmalarını tartışmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturabilmek amaçlı bir danışma kurulu toplantısı, ardından yönetimde bulunabileceğini belirten veya süreci takip eden üyelerimizle herkese açık bir dizi toplantı yapmıştık. 18-19 Şubat’taki Şube Genel Kurulu'ndan 5 gün önce, 13Şubat Pazartesi günü 11.dönem yönetim kurulu olarak son toplantımızı yaptık. Toplantının son konusu, bu hazırlık sürecinde bulunan ve önümüzdeki dönem yönetimde görev almak istediğini bildiren üyelerin listesinin hazırlanarak, adayların üyelere duyurulması idi. Bu ortak listede aynı zamanda GM 2.başkanı olan Şube2.başkanımız da vardı.
2.başkan, önce, kararını henüz vermediğini, birkaç gün süre istediğini belirtmiştir. Ancak, üyelerin adayları seçimden önce tanımak isteyeceklerini hatırlatmamız üzerine, bu listede bulunmayacağını ifade etmiştir.
Meğerse, sayın 2.başkanın haftalardır başka bir liste oluşumu varmış. Üyelerle birlikte yaptığımız açık toplantılarımız bir anlamda "gözlem olanağı" olmuş.

Bu nedenle, İzmirŞube'de 2 aday liste çıkmıştır. Listenin birinde 11.dönemden Şube başkanı ve Şube Yazmanı; diğerinde 11.dönemden “aynı zamanda GM 2.başkanı olan Şube 2.başkanı” ve bir yedek yönetim kurulu üyesi bulunmuştur.

Genel Kurul sürecinde çeşitli ortamlarda meslektaşlarımızın sorduğu “İzmir seçimlerinde ne tür gelişmeler var?” sorusuna, “Süreci bütün üyelerle birlikte örüyoruz, o nedenle kimse bu yönetimin karşısına çıkmaya cesaret edemez” şeklindeki yanıtımı defalarca vermiştim. Gerçekten de bu yönetimin karşısına kimse çıkamadı, meğerse bu yönetimin içinde “gizli – güdümlü süreçler işlemiş”. Diğer deyişle, “bu yönetim” diye bütünleşmiş olduğumuz yönündeki düşüncem bir yanılsama imiş. Literatürde buna “kandırmaca”, kendi durumuma da “saflık” denebiliyor.

“Mevcut yönetim aday mı?” sorusuna “İyi çalışacak ve uyumlu bir yönetim kurulu oluşturup, gönül rahatlığıyla çekileceğiz” yanıtını defalarca vermiştim. Bu dönem nasip değilmiş çekilmek.

Delege sorunu veya meslektaşlık etiğinin yitimi: ayıp!

Yukarıda sözünü ettiğim taktiksel nitelikteki bazı davranışlar kanımca etik olmasa da, bu sürecin asıl can sıkıcı yanını oluşturmamaktadır; eğer sorun bir tek bu boyutta kalsaydı, bu iletiyi yazmayı da gerekli görmezdim. Ancak daha önemli boyutta bulduğum sorun bugün Odamızın bütününe ve de İzmir Şubemize yayılmakta olan temsiliyet anlayışıdır. Şehir Plancıları Odası bir meslek odasıdır. Ancak karşı karşıya kaldığımız anlayış bir siyasal partide bile yadırganacak cinsten bir dışlayıcılık ve hakimiyet anlayışını içinde barındırmaktadır. Bundan ne kastettiğimi İzmir Şube seçimlerinde yaşadığımız  süreç üzerinden paylaşmak istiyorum.

Bazı meslektaşlarımız, delege sisteminin odamızda ilk defa uygulandığını, sorunlar olduğunu kabul ettiklerini belirtmekte, buradan çıkacak tecrübe ile daha doğru uygulamaların önümüzdeki yıllarda gerçekleşeceğini ifade etmektedirler. Ne var ki seçim süreci sonunda farkına vardığımız gibi, delege seçimleri tecrübe ile tasarlanmış ve yönetilmiştir.

Bu konuda ayrıntılı biçimde değerlendirme yapılabilir. Ancak kanımca seçim sonunda ortaya çıkan delege listesi durumu çok açık ortaya koymaktadır. Geniş katılım ve katkı gerektiren bir delegasyonda bile “bize ne kadar yakın” anlayışı hakim olmuştur. Ben de dahil olmak üzere Odamıza hizmet vermiş bir çok meslektaşımız İzmir’i temsil etmeye layık görülmemiştir.

20 Ocak’tan başlayarak İzmir delege seçimlerine ilişkin bütün girişimlerimiz amacı seçim sürecinde ortaya çıkan gerekçelerle ertelenmiştir. Meğer delegasyon listesi farklı hedeflerle hazırlanmaktaymış. Genel Merkez’in Blok Liste sisteminde ısrar ve yönlendirmesinin nedenleri kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.

Delegasyona yönelik dengesizlikler burada da bitmemektedir. Örneğin İYTE den kaç delegenin olduğuna da ayrıca bakılmalıdır. Bu derece dışlayıcı bir tavrı anlayabilmek mümkün müdür?

Bu anlayış, geçtiğimiz iki yıl içinde, Odamıza yıllarca hizmet eden kesimleri Oda süreçlerinden dışlayan bir yaklaşımı benimsemiş, bu son dönemde İzmir Şube’ye de sıçratılmıştır. Bu tür dışlayıcılığın maliyetleri büyüktür. Son dönem oda yayınları, etkinlikleri ve kolokyumların niteliksel bir değerlendirmesinin özenle ve acilen yapılması gerektiğini düşünmekteyim. İzmir Şube’yi de bu anlayışın parçası haline getirmek söz konusu fakirleşmeyi önümüzdeki dönem daha da artıracaktır.

İzmir seçimlerinde hiçbir zaman bu denli “gizli, samimiyetsiz, yönlendirilmiş ve dışlayıcı” bir seçim olduğunu hatırlamıyorum, duymadım. Genel Kurul’un dostluk ve barış içinde geçmiş olmasının sebebi, sataşmalara rağmen “Genel Kurul’a Saygımız” ama bununla birlikte “taktiklerle yönlendirilen bu süreçte” genel kurula katılan az sayıda meslektaşımızın durumdan haberdar olduğu gerçeğidir. Genel Kurul ile seçim ortamı odamızda iki farklı ortamdır. Maalesef Genel Kurul’lara katılım son derece düşüktür. Genel Kurul geniş katılımla yapıldı sananlar, Tolga Hocamızın 40 öğrencisini genel kurulu deneyimletmek üzere salona getirdiğini hesaba katmamışlardır.

“Biz Olmak” son 3 dönemdir İzmir’de başarılan, temel amacı mesleğimizin ve meslek odamızın kamusal alandaki temsiliyetini ve toplumsal sorumluluğunun gereklerini üst düzeye çıkarmak hedefinin sembolüdür. “Biz” delege süreçlerini “oda yönetimini ele geçirmek üzere” tasarlamadık.

Burada sürecin yalnızca kısa bir özetini geçtim. Meslek odamızın bu tür “ali cengiz”oyunlarıyla, “gizli hesaplarla” anılmayacağı seçimlerin eskiden olduğu gibi yaşanacağına inanıyorum.

“Biz olmak” biz olmuştur. Gerisi iyi tanımlanmamış faaliyetlerde kalsın!!!


TMMOB Şehir Plancıları Odası - İzmir Şubesi Genel Kurul Sonuçları için TIKLAYINIZ...

 

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version