Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Oktay EKİNCİ’nin Değerlendirmeleri Üzerine Birkaç Söz

Oktay EKİNCİ’nin  Rantçı Politikalarla Kol Kola Meslek Odacılığı” ve “Meslek Şovenizmi” Değerlendirmeleri Üzerine Birkaç Söz

Dr. Ümit ÖZCAN*

 

Oktay Ekinci’nin “Mimarlık Paylaşılamıyor” başlıklı yazısı bir plancı olarak beni çok eski tarihlere götürdü. Mezuniyet öncesinden başlayarak Şehir Plancıları odası camiası içinde emek vermiş bir kişi, hatta mimarlık meslek alanı ile Planlama meslek alanı tartışmalarının tam ortasında mücadeleye katılmış, kendisini mimardan çok plancı kabul eden, kamu kurumları ile yakın dirsek temasını koruyarak edindikleri kazanılmış haklarla planlama meslek alanını gasp eden ve Şehir plancılarını kendi tahakküm alanlarından püskürtmeye çalışan “mimar” lar arasında en ön sıralarda yer alan Sn Ekinci’nin o günkü tartışmaların temel gerekçelerini hiç hatırlamaksızın, o günleri yeniden hortlatan temelsiz iddialarını o tartışmaların Şehir Plancıları Odası adına tarafı olan bir kişi olarak hayret ve ibretle karşılıyorum.

 

Her nasıl bir mantık olduğu anlaşılmaz bir biçimde, günümüz kentlerinin 12 Eylül sonrası anti demokratik yasal düzenlemelerinin uzantısı olan ve “İmar Plancılığı” mantığını yerleştirerek planlamanın gereği olan sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel araştırma ve analiz ve sentez çalışmalarını gereksiz görerek, planlamayı bir çizim tekniğine dönüştüren 3194 sayılı kanunun mimarlarının da “mimarlar” olduğunu unutan Sn Ekinci yakınmalarını, meslek gereklerine uygun mesleki eğitim alanının oluşturulması noktasında, üstelik bu meslekleri 12 Eylülün uzantıları tanımlamasına sokacak kadar büyük bir cüretle yoğunlaştırabilmektedir. 12 Eylül uzantısı 3194 sayılı imar kanunu ilk kutsayanlar arasında Sn Oktay Ekinci en ön saflarda yer almaktadır.

Yani hangi kılıfla sunulursa sunulsun Sn Ekinci kendisini, kendinden menkul bir biçimde mimardan çok plancı olarak tanımlamakta olan mimarların sözcüsü saymaktadır. Sn. Ekinci, kendisine ait saydığı temel alanlarda yetkinleşerek rakipleşen meslek gruplarına arkaik önermelerden hareketle, sahip olduğu medyatik destekleri kullanarak bilinçsizce saldırmaktadır. Mimar Sinan gibi döneminde sadece mimar değil, taş ustalığından inşat mühendisliğinin tüm detaylarına kadar akustikten, deprem sakınımına yapı ve çevre bazında gerekli tüm bilgileri kendinde toplayan ve erginliğe ancak tüm yaşamını vererek ileri yaşlarında varan bir eğitim sürecini yaşamadan kendi 4 yıllık “mimarlık” eğitimini Mimar Sinan’in yetkinliği ile refere eden bu anlayışı anlamak ve kabul etmek mümkün değildir. Nitekim Habitat toplantısında da bu gerçek, yapıları ve kenti gören Japon mimar tarafında çok net bir biçimde ifade edilmiştir; “Siz Mimar Sinan’ın torunları olamazsınız”

Sn Ekincinin şikâyetine konu kentlerimiz 1985 yılından beri yürürlükte olan 3194 sayılı kanunun ve bu kanunun bütünleri olan yönetmeliklerin eseridir. Bu yönetmeliklere baktığımızda ise, kanun yapıcı mimarlarımızın kendilerini bu alan içinde var eden bilimsel gereklerden uzak ve tamamen karşısında olduğumuz “karne” sistemi sayesinde var etmişlerdir. 1969 yılında meslek alandaki ihtisas sahibi meslek sahiplerinin örgütlendiği meslek odasını kurarak varlığını kanıtlamış olan Şehir Plancıları Odasına rağmen mimar kökenli “plancıların” mesleğimize giren alanlardaki uygulamalarının mesleki uygulama denetimi meslek odası olarak doğal görevimiz iken, mimarlar odasındaki rant gruplarının himayesindeki kanlı mücadele nedeniyle ancak çok yakın zamanda odamızın kazandığı bir “hak” a dönüşebilmiştir.

Şehir Plancıları Odası olarak her platformda 3194 sayılı Kanun uygulamasının planlama ve kentleşme alanında yaratacağı köklü ve geri dönülmez sorunlara dikkat çekerek iptalini sağlamaya çalışırken, Sn Oktay Ekinci meslek odamıza karşıtlığını kamu yararı kaygısıyla değil, “meslek şovenizmi” yoluyla edinilecek ranta bağlamış olduğundan, Kanunu Şehir Plancıları Odasının net tavrına rağmen ilk savunanlar arasındaki özgün yerini almıştır. Kenti ve kentleşmeyi bunca bildiği iddia edilen “mimar” bakış açısıyla planlamayı bir çizim tekniğine indirgeyerek, günümüzde giderek çığ gibi büyüyen sorunlar ve geri dönülmez maliyetlere yol açan bu düzenleme Sn Oktay Ekinci tarafından kutsanmıştır. Sn Ekinci’nin kaleme aldığı son yazısının bilimselden çok ekonomik gerekçelere dayalı olduğu, bu kimliği saklama çabasıyla da olabildiğince saldırganlaşarak meslek alanı tartışmalarını körüklemeye çalıştığı, çıkar zedelenmesine karşı duruşuna ne kadar “bilimsel” veya “devrimci” kılıf arasa da, gelişen teknoloji ve ihtiyaçlar karşında artan iş bölümü gerekleri karşısında duramayacağı ve ne denli çabalarsa çabalasın gerçek niyetinin pastadan pay kapma savaşı olduğu da maskelenemeyecek kadar açıktır.

Sn Ekinci’nin söyleminin altlığını onun tüm değerlendirmeleri ile birlikte okumadıkça okurlarının onu tüm çıplaklığıyla görmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle de başta yer alan iddiam için kaynak göstererek sözlerime son vermek istiyorum. Sn Ekinci’nin 3194 sayılı kanunu hazırlayan Bayındırlık ve İskân Bakanlığına, bu kanunu yapanlara ve yeni imar kanununa methiyeler düzen makalesi aynı Bakanlığın yayını olan“Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Belediyeler” dergisinde kanun kabul edildikten hemen sonra yayınlanmış durumdadır. Arşiv meraklısı dostlara duyurulur.

Kısacası Sn Ekinci’nin eski defterleri de karıştırarak şu an şikayetçi olduğu iç mimarların yasalarla edindiği hakla yeniden aklına düşen “ne olacak bu kentlerin hali” hasbıhalinin çıkış noktası;  kentlerimizin içine itildiği planlama disiplinine ve bilimsel gereklere aykırı, kentleri rant unsuru haline getiren, yağma ve talana açan 12 Eylül uzantısı mevzuatın ortadan kaldırılması konusundaki gerekli mesleki hassasiyetten değil, planlama disiplininin gereklerine uygun eğitim almış meslek mensuplarınca ifası olduğu tüm açıklığıyla ortadadır.

Mimarlıktan “ayrılarak” meslekleşen uzmanlıkların, yıllardır “mimari duyarlılıklardan kurtulmak” isteyen rantçı politikalarla kol kola meslek odacılığı yapmalarına; aynı nedenle TMMOB’de de asıl hedeflenmesi gereken “birliktelik” yerine sürekli “meslek şovenizmi”ni öne çıkarmalarına “dur” deme zamanı çoktan geldi; hatta geçiyor...” diyebilen ve “rantçı politikalarla kol kola meslek odacılığı” deyişiyle toplumsal muhalefet ve toplum yararı adına çalışan mesleki örgütlülüğünü aşağılayan “Mimar” Oktay Ekinci… Hafıza-i beşer her zaman nisyan ile malul olmayabiliyor ve mızrak işte o zaman çuvala hiçbir biçimde sığmıyor…

 

*Şehir Plancısı

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version