Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

4. Fasil: Dönüşüm ve Potansiyel

Cenk DEMİRCİ

Bir önceki yazımızda Tarihi Yarımadayı kurtarmıştık! şimdi de riskli bir konuyu ele alalım. Büyükdere aksını. Hani şu meşhur gökdelenlerle dolu! İstanbul 'un modern mi modern! yüzü.

Bu işlere kafa yoranlar yani bizler. Sabah akşam muhabbetini yapan geyiğini yapan bildiri yayınlayan bizler şöyle bir açılıp bakalım konuya.

Konu o kadar ilginç ki! yıllardır yazılıp çizilir ama ne hikmetse Dubai emiri olaya vakıf olunca bir anda ülkenin gündemine yani her kahveye eve oturdu. Eh bizim de iştahımız kabardı birden. Yazılarımız okunacak ya, hani biliriz ya biz bu işleri. Hemen gözümün önüne deprem profesörleri geldi birden. Ne alaka! deprem söylentilerinde televizyonlara çıkar bahsederler. Büyük bir iştahla nasıl olacak ne olacak ama zamanı ancak "Allah bilir". Aynı olay, Hülya Avşar`dan artık zamanları değerlendiriyor medya, orada bizde biraz görünelim yahu. Hah işte onu yapalım bizde burada.

Büyükdere aksına bir bakalım, dünya ölçeğine göre çok da gökdelen sayılamayacak bir yükseklik var 3. boyutta da İstanbul'un topografyasını çok da zorlamayan bir görüntü. Ekonominin kalbi burada atar, Tüm büyük şirketler burada mesken tutarlar kendilerine, yönetim merkezleri buradadır. Yazımın buradan sonrasını sermaye karşıtı meslektaşlarım okumasa iyi olur, fuzuli zaman kaybetmek istemezler sanırım. Tam da bu konu ile ilgili bir hikaye geldi aklıma Süleymaniye bitince Sinan a sormuşlar "üstat bir Süleymaniye daha olması için ne lazım" Sinan da "bir Sinan birde Sultan Süleyman" demiş. Şimdi devam edelim biz bize.

Şimdi kalkıp da uzun uzun "olur mu? Arap orda bina yapar mı? toprak elden gidiyor, ne olacak trafiğin hali" falan diyecek değilim, google'a da gerek yok Planlama.Org`da arama yapın tonla bulursunuz zaten. Bir kaç cümle ile geçelim; mesela Uğur Tanyeli'nin dediği gibi tarlada gökdelen olmaz" ile başlayalım, gökdelenler sizin hiç de istemediğiniz yerde olur. Gökdelenin mantığında zaten yüksek arsa fiyatları vardır. Trafik konusu ise işin en komik tarafı, yahu dünyanın hangi büyük metropolündeki yükse binaların yoğun olduğu alanlarda trafik sorunu yokmuş, çözülmüş acaba. İşin daha da acısı bu tür binalardan mülk edinenler yada kiralayanlar çok acaip adamlar zaten; m2 sine binlerce $ ödeyerek bu berbat trafik çilesini çekecekler, tek göz odamdan hakikaten çok acıyorum onlara! Asıl konuşulması gereken ise sanırım yıllarca inat uğruna bitirilmeyen o bölgedeki yüksek binalar, yada arkalarında mafya! örgütlenmelerinden korkulan gruplar ve eserleri, sesiz sedasız mutabakatla dikilenler, bir ilçeden başka bir ilçeye devredilen ön görünümdeki o acayip binayı saymıyorum bile. Hangi utanmaz, ülkenin en büyük mimarlık fakültelerinden birinin önüne dikilen!! o binayı içine sindirip de şehrin problemlerini Arap Emirinin arttıracağından bahsedebiliyor. Sabah akşam önünde eylem yapılmıyor, hatta gözümüz alışıyor.

Tabii ki Hülya Avşar daha çok yer alır sizden medyada, radikal kadı hiç olmazsa.

Her neyse...

Asıl odaklanmak istediğim konu dönüşüm potansiyeli.

Bakın Büyükdere aksında arsa fiyatları 18.000m2 kadar çıktı. Muazzam bir rakam. Tuhaf olan bu aksın hemen 200 metre aşağısı ise m2 si tüm spekülasyonlara rağmen 1500 $ civarında. Oldukça düşük kalitede bir sosyal çevre ve donatı ile çok düşük verimlilikte küçük bir sanayi! Olacak iş değil. Hani E5 ile ayrılmış kentin 2 yakasındaki bu tür farklılıkları gördük de Ataköy- Şirinevler, Sefaköy -Florya gibi, bu gibisini de ne dünya gördü ne biz. Kontrol edilemeyen dönüşüm potansiyeli öyle bir noktaya sürüklemekteki kent ekonomisini ve tüm yan aktörlerini, bizi asıl korkutan bu karmaşa ve kontrolsüz güce servis yapmak zorunluluğundan doğan sorumluluğumuz. Tam bu sorunları gördüğümüzde ise 1950`lerden hatta 40`lardan kalma bilgi birikimlerinin bu sorumluluğun altında yok olduğunu çaresizlikten isyan ettiğini görebiliriz. Samimi olduğuna inandığım bazı kaygıların ise bu çerçeveden bakıldığını düşünmekteyim. Oysa bu ne derin ne büyük ne paha biçilmez bir fırsattır görebilene! Bu bakış açısıyla bakılmadıkça mevcut potansiyel olarak düşündüğünüz diğer alanlar ise çöküntü bölgesidir.

E5`den geçerken Mecidiyeköy'ün bu anlamdaki dönüşüm potansiyeli çok etkiler beni. Orada da aynı sorun vardır. Bakın malum Cevahir Alışveriş Merkezi, hemen arkasına bakın, oradaki dönüşüm potansiyelini düşünün.

Umarım "aranızda yahu sen ne diyorsun kardeşim dünyanın kültürel miras ve “Golden Horn” manzaralı tek boyacı ve vidacılarına sahip (perşembe pazarı) bir şehirde yaşıyoruz biz" diyenler olur. Bu şehirde meslek icra eden yada öğrenen bizleri için bunlar hayalden öte gidemez. Dönüşüm potansiyelini yiyim, zor bu işler" diye mesleğine ihanet edenler için söz konusu bile olamayacak, korkutucu bir potansiyeldir bu. Devam edelim başımıza kuma gömmeye canım biz.

Bu rakamlardan ve sözlerden bakış açısına göre "vay be şehri hep böyle değerlendirsem acayip para sağlarım, akıl almaz hemde" gibi düşünen söylem sahiplerine ise söyleyecek söz yok zaten İnsancıklar dersem Dostoyevski'ye dönüşün desem F.Kafka'ya ihanet ederim.

Kısaca "Kentsel Dönüşümü" anlamın arkasına sığınarak katliam yapanlara küfrederek, kızarak yaralamayın bu ulvi meseleyi, ruhuna saygı gösterin ve benimseyin, benimseyin ki lafınız değer bulsun gerçek gündem oluştursun. Benimseyin ki doğruyu gösterin, siz benimseyin ki insanlar dönüşüme merak salsınlar. Siz mesleklerinizin dönüştürme iddiasına ve gücüne inanın ki insanlarda size inansın. Siz kendi mesleğinize inanmazsanız kim inanır sizin mesleğinize ".

Yoksa hep olduğu gibi birileri sizi engel gösterip tek çözüm olarak kendi yöntemlerini gösterecek. Adını da sizin süslü kelimelerinizden alıp, sonunda başarıyı kendine başarısızlığı süslü kelimelerinize ve çiçekli böcekli paftalarınıza atacak. Sizde kendi fildişi kulelerinizde "BİZ DEMİŞTİK " diyeceksiniz.

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version