Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

1. Fasıl: Herkesin Meslekleri

Cenk DEMİRCİ

ImageYazıma başlamadan önce ölçeğine bakmadan ayırmadığım iki mesleği ki bunlar “Mimarlık ve Şehir Bölge Plancılığı “bizim meslek” diye kısaltacağım.

Bizim meslek doğuştan herkese bahşedilen bir özelliktir. Herkes anlar bizim meslekten. Kahvede okey oynayanlar, otel lobisinde muhabbette ki iş adamları, doktorda bekleyen kadınlar, haber servisinde bülten yetiştiren gazeteciler, telsiz başındaki polisler daha aklınıza kimler gelirse mutlaka günde en az 1 kez bizim meslek ve etki alanından bahseder.

Ya belediyenin bir uygulamasını eleştirir, ya bir binayı, ya trafiği, göçleri, depremi vs yada basında duyduğu birkaç popüler kelimeyi, mesela kentsel dönüşüm mesela kentsel yenileme.

Ciddi ciddi fikir beyan eder karar verir hatta kızar küfreder. İroni zannetmeyin, herkes bizim meslekten anlar kanısındayım. Sağ olsun yüksek öğrenime yön verenler zamanında bizim mesleği biraz daha literatüre dökümü kolay olsun diye almışlar eğitim sistemine de bizlerde 4 senede oluşturulan literatüre önce bir bağlılık yemini öğreniyoruz daha sonra her kelama bu kahrolası ve bitmeyen yeminle başlıyoruz sonra geçiyoruz konuya.

Ben o kelamı etmem, ayrı. Bu yazıda ben diyeceğim, biz demeyi sevmeyen yalnız biri olma özlemini duyan biri olarak.

Bir insanın iki alanı vardır. Etki alanı ve ilgi alanı. İlgi alanı kısaca sonucunu etkileyemeyeceğimiz olaylara denir, mesela Galatasaray – Fenerbahçe maçının sonucunu 1000 saat tartışsanız da etkileyemezsiniz, işte bu maç için harcadığınız zaman İlgi alanınızın kümesidir. Etki alanı ise önünüzde yapmak zorunda olduğunuz iştir. Ona harcadığınız zaman ise bu alanın kümesidir. Bir insan etki alanına ne kadar zaman ayırırsa o kadar başarılı olurmuş, başarılı oldukça etki alanı genişlermiş, hatta bir gün gelir ilgi alanları da etki alanına girebilirmiş.

Etki alanımız şüphesiz bizim mesleğimiz. Gerçek etkinlik derecemiz ise bilgi dağarcığımız yani ilim ile fikir arasındaki mesafedir. Bir teoremle; nasıl ki binadaki burkulma ve ağırlık merkezi mesafesinin sağlamlığa etkisi formülünde tanımlanmışsa, insanın ilim noktası ile fikir noktası ne kadar yakınsa o kadar akıllı kelam eder. Ne kadar uzaksa o kadar saçmalar ki biz buna ilim sahibi olmadan fikir sahibi olmak diyebiliyoruz. Tersi zaten mümkün değil. Bizim meslektaşlarımızın yani herkesin işte tam bu noktada çok ciddi zaafları vardır ki biz burada "herkes uzmanlığı noktasında fikir beyan etsin "diyoruz ve devlet babanın imza ve diploma dediği şu meşhur bağlılık kelamını devreye koyuyoruz ve 1–0 öne geçiyoruz, üstüne de bir şeyler koyamadığımız için maçta bu skorla bitiyor.

Kısaca dediğimiz oluyor. Hem de şovence. O otel lobisinde konuşan adamları veya doktorda, kuaförde konuşan kadınları, hele çift okeye dönen o meslektaşımızı hiç takmıyoruz. Hoş takmaya kalksak oradan da iş çıkmaz.

Bizim mesleğimizin 2 bileşeni vardır, hatırlatalım unutanlar için Mim ile Pla. Yukarıdaki çerçeveden bakınca haince Türk hanına dalan ve pis kahkahalar atan Bizans kara şövalyesi gibi davranırlar ve Kara Murat'ın onları dövmesi için ellerinden geleni yaparlar, onlar ağırlık merkezi ile burkulma merkezidir, yani kısaca onlar İLİM ile FİKİR`dir .

Gerçek dünyadan bakınca ise bu iki kafadar bir birlerini dövmekte Kara Murat a ihtiyaç duymamakta, aralarında ki mesafe arttığından da depremi beklemeden çökerler, Bu kelamcılar, kelam sahipleri o kadar unuttular ki kahvelerde ve bilumum yerlerdeki meslektaşlarını işi literatürden ileri götürmek akıllarına bile gelmez. Bu durumu ironik görmüyorum ve iyi ki herkes bizim meslekten doğar diyorum. Çünkü henüz daha literatürden ezberlenmemiş muhabbetler sergiliyor bu doğaçlamacılar, kelamlara ise hiç kulak asmıyorlar ama onlara kim kulak kabartsın. Mim bile kendini "Felsefe ve mim" , "Matematik ve Mim" gibi meşrulaştırma yarışına girmişken, Pla sürekli olgunlaşmadan yenilenme çalışırken hiç de gereği yok kulak kabartmanın zaten.

Bir gün ilgi alanlarımız etki alanımıza girmesi temennisi ile…

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version