Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Dünya`dan Planlama

Tasarımcı Kentleri: Süperstar Kent Planlarının Gelişimi

J.S. MARCUS, 25 Temmuz 2008, Wall Street Journal

Çeviri: Duygu AĞAR

Kartal, İstanbul’un Asya Yakasının ortasında yer alan bu savaş sonrası sanayi bölgesi kentin paslanmakta olan kuşağıdır. Başlarda, çimentodan seramiğe çok çeşitli dallardaki yüzlerce fabrikaya ev sahipliği yaparken, şimdilerde terkedilmiş bir taş ocağı ile beton apartmanların hakimiyetinde, Anadolu’nun kırsalından yakın zamanda göçen binlerce kişiyi ağırlıyor.

 

Önümüzdeki sene, dünyanın en büyük kentsel yenileme projelerinden biriyle beklenen kırılma yaşandığında, ‘gelecek’ Kartal’a hızla gelecek. Kartal, Irak doğumlu-İngiliz, Pritzker Ödüllü mimar Zaha Hadid’in, 100 bin kişinin yaşayacağı, çalışacağı ve daha fazlasının da alışveriş ve eğlence amacıyla geleceği; içerisinde gökdelenlerin yükseldiği, yeni yolların, yeni kamusal mekanların bulunduğu 555 ha’lık bir master plana uygun olarak yenilenecek.

Image 

Zaha Hadid’in Kartal Master planı, resmin üst kısmı Marmara Denizi (Zaha Hadid Architechts)

Bu plan tümüyle, son on yılda benimsenen ve hayalperest bir tasarımcının bir yerleşim alanın bütünü için tasarladığı detaylı konseptleri yansıtan yeni kentsel gelişim trendinin son örneklerinden. Binalar tek tek tasarlanmazken, tüm yapıların genel hatları ve stili master planı yapan tasarımcı tarafından belirleniyor.

Geçmişte, birkaç kayda değer istisna dışında, kent plancıları mekanın ve altyapının düzenlenmesiyle ilgilenirken, mimarlar, bundan farklı olarak, binaları tasarlamışlardır. Genellikle, kentler ve yerleşimler zaman içinde organik olarak gelişmiştir. Bugün, kamu idarecileri ve yatırımcılar, hem mekanı hem de yapıları tasarlayacak, bir sanatçının yaratıcı anlatımı olarak pazarlanabilecek detaylı tasarımları yapacak, marka haline gelmiş mimarlara yöneliyorlar.

Massachusetts Institute of Technology kentsel çalışmalar bölümünde kentsel tasarım ve geliştirme programının yürütücüsü Dennis Frenchman “yeni bir endüstrinin ortaya çıkışını izliyoruz” diyor ve ekliyor: “bu; gayrimenkul geliştirme değil; bu, mimarlık değil; bu, şehir planlama değil. Tek yapabildiğim bunu ‘kent-inşa endüstrisi olarak isimlendirmek olabiliyor”.

Ve marka bir mimar, ortaya çıkan ürünü satılabilir hale getirebilir… “bu, aynı (endüstriyel tasarım ürünü) çaydanlıklar gibi”.

Image 

Zaha Hadid’in Singapur’daki One-North Projesinden bir görünüm. (JTC Corporation/one-north Devt Group) 

Mimar Rem Koolhaas, Dubai’de 172 ha’lık yapay bir adada, ‘Kıyı Kenti’ tasarlıyor; küre formlu bir bina ve spiral bir kuleyle sonlanan, Manhattan benzeri gökdelenlerden oluşan yüksek yoğunluklu ızgara planlı bir tasarım. Yaklaşık 400 bin insanın yaşayacağı ve çalışacağı alan; aslında 1,5 milyon kişiyi barındıracak olan daha büyük bir gelişim projesinin parçası. Arazi yapım çalışmaları başladı; inşaatın ise onlarca yıl sürmesi bekleniyor.

Rotterdam’da bulunan OMA firmasının kurucusu, Mimar Koolhaas’ın 2006 yılı planında, inşaatına henüz başlanmamış olmakla birlikte, orta yükseklikteki binalardan oluşan bir siluet ve Hollandalı tasarımcı Petra Blaisse tarafından oluşturulan orman görünümündeki peyzajıyla Riga limanının 100 ha’lık bir kısmını yeniden düzenleme işi vardı.  

Image 

Daniel Libeskind’in Fiera Milano projesine ait taslak (Studio Daniel Libeskind) 

Mimar Daniel Libeskind, Kopenhag’ın güneyinde, beş kilometre uzunluğundaki Orestad kentsel alanının merkezini tasarlıyor. 19 ha’lık alan, Kopenhag’ın merkezinden görülebilecek olan ana meydana hâkim iki iç bükey 18 katlı kule ve peyzajlandırılmış çatılarıyla daha alçak katlı binalardan oluşacak. 2006 tarihli master planın 10 senede tamamlanması öngörülüyor.

Libeskind, peyzajlandırılmış çatı ve terasları, Milan’ın eski fuar alanlarının 43 ha’lık kısmının yeniden düzenlenmesi projesi olan Fiera Milano’da da kullandı. Bu projede, gökdelenler ve alçak katlı binalardan oluşan bir konut grubu, bir modern sanat müzesi, ofis ve alışveriş mekânları kamusal parkın etrafında düzenlenmiş. Hadid’in de bir ofis binasını ve konut binalarını tasarladığı projenin 2014’te tamamlanması öngörülüyor.

Image 

Fiera Milano’da planlanan müze (Studio Daniel Libeskind) 

Mimar David Chipperfield mart ayında, Segovia (İspanya)’da yeni bir sanat ve teknoloji alanı oluşturmak üzere açılan yarışmayı kazandı.12 ha’lık bir alanı kapsayan ve müze, ofis, idari binalar ve kamusal mekânları içeren plan, kentin ortaçağ duruşuna modernist bir yaklaşım getirecek.

Hadid, “kent-inşası endüstrisi”nde deneyimli biri. Hadid’in stüdyosu, 2001’de Singapur’daki One-North adı verilen 200 ha’lık konut ve bilim yerleşkesini tasarladı. İnşası kısmen tamamlanmış olan plan, benzer akışkan çizgileri Hadid’in kişisel bina ve mobilya tasarımlarında da görebileceğimiz üzere, dalgalı çatı formuyla bütünleştirilmiş.

Bu arada, Hadid, Bilbao’da eski bir sanayi alanı olan 60 ha büyüklüğündeki bir yarımadayı da yeniden geliştiriyor. ‘Zorrozaurre’ Planı, yanında yer aldığı nehrin eğimini izleyecek açılarda oluşturulacak ev-ofis binalarıyla birlikte araziyi bir adaya dönüştürecek.

Frenchman, “Kentimi nasıl farklılaştırırım?” sorusunun planlamada itici güç haline geldiğini ifade ederek, bunun yerel yöneticiler ve siyasetçiler tarafından küreselleşmiş dünyanın kaynaklarıyla rekabet edebilmek ve ilgiyi çekmek için gösterilen bir çaba olduğunu söylüyor.

Image 

Daniel Libeskind’in Kopenhag’da bir yerleşim birimine ait planı (Studio Daniel Libeskind)

Kartal’daki en büyük arazi sahibi olan Eczacıbaşı Holding başkanı Bülent Eczacıbaşı “Hadid’in uluslararası alanda üstlendiği rol, yarışma jürisinin onun planını seçmesinde etkili olmuştur.” diyerek; Hadid’in ününün ve proje tasarım kalitesinin ‘büyük yatırımcının’ ilgisini çekeceğini belirtiyor.

OMA’da Riga ve Kıyı Kenti projelerinde Koolhaas ile birlikte çalışan Reiner de Graaf, büyük projelerin gerçekleştirilmesinde marka-isimli master planların “girişimciliğin aracı” olarak anahtar rol oynadığını ifade ederek; kent planlamasının artık “pazarlama ve şehirciliğin tuhaf bir karışımı” haline geldiğini söylüyor.

Chipperfield da bu görüşe katılıyor. “mimarlar hakkında bilgi sahibi olmak, mimarlık hakkında bilgi sahibi olmaktan daha kolaydır.”diyor ve ekliyor: “ bir bankacı mimarlık ile ilgili bir şey bilmeyebilir ancak, ‘Zaha Hadid’in ya da ‘Rem Koolhaas’ın bir marka olduğunu bilecektir.”

Image 

David Chipperfield’ın Segovia-İspanya’daki sanat ve teknoloji bölgesi planı (David Chipperfield Architects)

Siyaset ve kalkınma politikalarındaki büyük değişimler; komünizmin çöküşü, Orta Asya Ekonomilerinin çeşitlenmesi ve Asya’nın atağa kalkan şehirlerini inşa ya da yeniden inşa etme konusundaki ısrarcı gereksinim, bu eğilimi beslemiştir.

Öte yandan mimarlık sektörü de çok daha küresel hale geldi. Çok yakın zamana kadar tanınmış mimarlar bile ulusal çapta çalışma eğilimindeydiler. Bilgisayar teknolojisinin, detaylı tasarım metotlarına her zamankinden daha fazla olanak sağlamasıyla, kentlerin tasarlanması konusu en son sınırlara ulaşmış görünüyor.

Frenchman, eskiden kent planlamanın, öncelikli olarak, yollar ve başlıca binaların konumları gibi kentsel altyapının üretilmesiyle ilgilendiğini; ancak bugün, kentsel alandaki tüm yapıların görsel etkisi gibi estetik kaygıların planlamada baskın olduğunu ifade ediyor.

Frenchman, 1791’de yapılan Washington’ın planları hakkında “Pierre Charles L’Enfant binaları tasarlamadı” diyor. Tarihteki en başarılı örneklerden biri olduğu göz önüne alınsa da, planın, sokakları ve boş parselleri gösteren bir haritaya benzediğini ifade ediyor. Yine de anıtsal yapıların nerelere yerleştirilmesi gerektiği konusundaki önemli görüşleri ile (kente) “bir vizyon kazandırdığını” ekliyor…

Image 

Rem Koolhaas’ın  yapay bir ada üzerinde planladığı “Kıyı Kenti” tasarımı-Dubai.(OMA) 

New York Üniversitesi Sosyoloji bölümünde profesör olan kent teorisyeni Richard Sennett “ ‘Yıldız Mimarlar’ denilen tasarımcılardan/mimarlardan şehrin nasıl görüneceğine ve büyümesini nasıl gerçekleştireceğine dair bir vizyon belirlemeleri bekleniyor” diyor. “Alışılmadık ve sıra dışı binalar çizme konusunda çalışmış olmak, sahip olunabilecek en iyi altyapı değil”.

Kentsel planlama konusunda yenilikçi düşüncelerin tarihi 1920’lere kadar uzanır. Peyzaj konusunda ‘Makina Çağı’nın verimliliği ve ihtişamını kullanmak isteyen İsveç doğumlu mimar Le Corbusier, Çağdaş Kent (Contemporary City) adını verdiği ve 60ar katlı, cam ve çelik kullanılan bir dizi gökdelenden oluşan bir kent tasarlamıştı. Daha sonradan Paris merkezinin büyük kısmının yıkılarak kendi tasarımının inşa edilmesini önermişti.

Teoride kalan plan, dönemin teknoloji konusundaki optimist bakış açısını yansıtmakla birlikte, şimdilerde genellikle kentsel çöküntü alanları olarak nitelendirilen, beton kütleler ve yüksek bloklar halindeki savaş sonrası inşa çılgınlığını önceden görmüştür. Ancak, bu fikrin radikal ve kapsamlı öngörüleri tasarımcılara ilham vermeye devam ediyor. New York Üniversitesinde Le Corbusier üzerine çalışan Jean-Louis Cohen, planın, Le Corbusier’in “bir kişi bir şehre şekil verebilir” inanışını yansıttığını öne sürüyor.

Image

Mimari strüktür kadar dijital teknolojinin de vurgulandığı Arabianranta Prjesi-Helsinki, (Niklas Kaarla)

Bugün master planlar şehrin eskimiş kısımlarını yeniden canlandırmanın ya da işlevlendirmenin yolu olarak kabul ediliyor; Koolhaas’ın 1994 Lille master planında Eurostar demiryolu istasyonunun çevresinde yeni bir kentsel alan geliştirmesi örneğinde olduğu gibi.

Bu yeni akım master planlar kent planlamadaki en yeni yaklaşımları estetik deneyimlerle bütünleştiriyor. Bu son akımı “Kentlerin Rönesansı” olarak nitelendiren Libeskind, master planların hızla değiştiğini söylüyor.

Hem Libeskind hem de Hadid için sokak yaşamını geliştirmek anahtar rol oynuyor. Hadid, iyi bir master plan “yeri canlandırmalı” diyerek; Kartal’da “her yapı ya da kulenin etrafına kamusal alanlar yaratmayı” umduğunu söylüyor.

Kartal ilçesinin sanayi merkezini etkileyecek olan plan, daha küçük ölçeklerde olan konut yapıları boyunca sıralanmış iş ve rekreasyon merkezi olarak hizmet edecek kıvrımlı gökdelenlerden oluşan üç kümenin inşasını da içeriyor. Projenin onlarca yıl sürmesi bekleniyor.

Hadid, içinde Türkiye’nin en büyük şirketlerinin de bulunduğu çok sayıda arazi sahibine ait parselleri birleştiren planın konsepti için “bir ağ gibi başladı” diyor.

Hadid ve ofisi, planda, binaları İstanbul’un topografik yapısını yansıtacak şekilde tamamıyla farklı yüksekliklerde tasarlamışlar. Binaların birçoğunu başka mimarlar yapacak olsa da, master plan, sokak sisteminden parsel büyüklüklerine ya da binaların boyutlarına kadar şema için bağlayıcı olacak bakış açılarını belirliyor. Hadid’in mimarları projenin heykel misali şekillendirilmiş/oyulmuş silüetine atıfta bulunurken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Marmara Denizinden geçecek gemilerce de görülebilecek olan bu silüet fikrini çok beğendiğini ifade ediyor.

Mevcut plan, şu anda alanda yaşamakta olan 30.000 kişiye ne olacağına yönelik bir açıklama getirmiyor, ancak İstanbul Planlama Bürosu (İMP) konut alanlarının zamanla etaplanacağını ve umulan yüksek arazi değerlerinin orda yaşayanlar için seçenekler sunacağını belirtiyor.

Hadid, planın esnek olduğunu ve etaplanarak uygulanabileceğini söylüyor; bir master planın hayata geçirilmesi onlarca yıl sürebileceğine göre değişen ekonomik ve politik şartlar planın sonuçlarını çarpıcı bir şekilde etkileyebilir. Hadid: “ planın küçük parçalarını ya da hepsini birden inşa edebilirsiniz; her şekilde işe yarayacaktır”.

Ancak Frenchman, master planların mimari esneklikle birlikte daha fazla kavramsal esnekliğe ihtiyacı olduğunu savunuyor. İnternetin konut, ticaret ve sanayi alanları arasındaki farkı ortadan kaldırdığını söyleyen Frenchman; Hadid, Koolhaas ve Libeskind planlarının hala konut ve çalışma mekânları arasında, 1920’lerden kalan Corbusier tarzı bakış açısıyla, 20.yy’da kabul edilen ayrımları yansıttığını ifade ediyor. Frenchman’a göre “İnternet Çağı”nda bu bölünmeler demode oldu; insanların evden çalıştıkları ve internetten alışveriş ettikleri bir dünyada “iş merkezi” ya da “kent merkezi” tanımlamaları kullanılamaz.

Frenchman, kent planlamadaki bu yeni yaklaşıma örnek olarak Helsinki’de mimari yapıları olduğu kadar dijital teknolojiyi de vurgulayan Arabianranta projesini gösteriyor. Burası, kişisel ve profesyonel ilişkilerin çevrimiçi olarak sürdürüldüğü bir “akıllı kent”. 2012’de tamamlanması beklenen bu 85 ha’lık proje, ‘dijital bağlantı’nın kamusal alanın yeni bir formu olduğu kabulünden yola çıkıyor; 3500 konut oturanların birbirleriyle bilgi paylaşmasını olanaklı kılacak şekilde bir ağ ile birbirine bağlı. Bilgisayar teknolojisi, su ya da elektrik gibi yeni bir kamusal altyapı olarak kabul ediliyor.

Frenchman “Teknoloji, şehirlerin nasıl çalıştığını tekrar düşünmemiz konusunda bize yardımcı olabilir” diyor.

Master planlar, bütüncül vizyonları sebebiyle mükemmeli yaratma konusunda potansiyele sahiptir. Fakat yine aynı sebeple, olumsuz reaksiyonları da kışkırtma riskini taşırlar. 1950’lerde Lucio Costa’nın master planı ile inşa edilmiş olan Brasilia’dan, Oscar Niemeyer’in çok beğenilen yapılarına rağmen, çorak ve niteliksiz kamusal mekânları yüzünden nefret edilir. Berlin’in Potsdamer Platz Meydanı Renzo Piano’nun master planı ile 1990’larda yeniden tasarlandı ve mimarisinin bayağılığı ve çevresindeki eski yerleşim alanları ile bütünleşememesi eleştirildi.

3 boyutlu çizimlerine bakıldığında, Kartal projesinin Hadid’e ait bir proje olduğu, tasarımcısının binalarında ve mobilya tasarımlarında da yakalanan hareket hissi sayesinde hemen fark edilebilir. Kartal projesi yapısal olarak sürreal bir kumdan kale gibi.

Bilbao projesinde Hadid ile birlikte çalışan Edinburgh’lu peyzaj mimarlığı firması Gross Max.’ın üst düzey yöneticilerinden Eelco Hooftman, Hadid’i, “gerçekten geleneksel bir mimar” olarak tanımlıyor; ancak teorik anlamda değil, estetik anlamda.

Hadid’in Singapur’daki One-North projesi Biopolis’in beş aşmasından ikisi tamamlanmış durumda. Binalar Hadid’in planı doğrultusunda başka mimarlarca tasarlanıyor ve Hadid’in proje mimarı olan Dillon Lin’e göre dalgalı çatı silüeti ve gökyüzü köprüleri Hadid’in tarzını taşıyor.

One-North içinde araştırma birimleri yer alacak olan GlaxoSmithKline’ın başkanı Paul Chapman, alanın Singapur’un geri kalanına benzemediğini ifade ederek, “cesur tasarım ve hareketlilik hissi bizi yaratıcı düşünmeye itiyor” diyor.

 

Kaynak: Wall Street Journal

http://online.wsj.com/article/SB121693005482282163.html

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version