Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Dünya`dan Planlama

2 Milyar Slum Sakini

Image"Türkiye, kentsel yoksullukla savaşmada hükümetlere bazı dersler sunmaktadır. Gölge Kentler: 1 Milyar İşgalci, Yeni bir Kentsel Dünya kitabında Robert Neuwirh’ün belirttiğine göre Türkiye’de işgalcilere yasal ve siyasi haklar vererek onları evlerine ve mahallelerine yatırım yapmaya cesaretlendiren iki yasa bulunmaktadır. Nairobi, Bombay, İstanbul ve Rio de Janeiro’nun gecekondu toplumunda yaşayan Neuwirth; Türkiye’deki gibi yasal bir sistemden tüm dünyadaki işgalcilerin kazanç sağlayabileceğini yazmıştır. Tabiî ki bu tarz yasal bir reform, bazen gelişmekte olan ülkelerin çoğunun sahip olmadığı iyi bir yönetimi ve demokrasiyi gerektirmektedir. "

Yazar: Elisabeth Eaves Kaynak: Forbes, 15.06.2007 Çeviri: Özge Yıldırım

 

 

 

 

 Ütopyayı unutun, hatta Blade Runner’da anlatılan karşı ütopya Los Angeles’ı da unutun. Kentlerin geleceği; devasa üçüncü dünya slumlarıdır.

Bu sene dünya; geleceğin tarihçileri için oldukça önemli olacak olan bir kilometre taşını geçecek. Kentsel nüfus ilk defa kırsal alandan çok daha fazla olacak. Kentsel konutlarda doğan ya da kırsal alandan kente göç eden yetişkin bireyler kesin kararı söyleyecek ama hangisi olursa olsun bu bireylerin çevresi; dayanıksız duvarlar, afetler, çöp ve kanalizasyonun pis kokusuyla kuşatılmış olacak. Yeni gelenlerse kendilerini üçüncü dünya slumlarında bulacaklar.

2030 yılından itibaren, dünyada yaşayan 8.1 milyar insanın 5 milyarı kentlerde yaşayacak. Umutsuzluk ve suçla çevrili bir biçimde kanalizasyon ve temiz içme suyuna erişim sıkıntısıyla başta Asya ve Afrika olmak üzere yaklaşık 2 milyar insansa slumda yaşayacak.

Günümüzde bile bu slumlar devasa boyutlardadır. “Slum Gezegeni”nin yazarı Mike Davis’e göre, Nijerya kentsel popülasyonunun yaklaşık 80%’i ya da başka bir deyişle 41.6 milyon insan slumlar da yaşamaktadır. Hindistan’la karşılaştırmak gerekirse bu rakam 158.4’tür yani nüfusun 56%’sını oluşturmaktadır. Aynı zamanda bu slum sakinlerinin pek çoğu ya kiracıdır ya da evlerinin yasal mülkiyetine sahip değildir.

Tüm slumlar eşit değildir. Birleşmiş Milletlerin tanımına göre bu slum sakinleri; dayanıklı duvarlar, güvenli mülkiyet, uygun yaşama alanları ve güvenli içme suyu ya da tuvaletlere erişim gibi konulardan mahrumdur. Slumlarda yaşayanların beşte biri, bu temel ihtiyaçların en az üçünden mahrumdur.

Dışarıdan bakan birisi için, üçüncü dünya slumlarının pek çoğu dayanılamayacak kadar kötü görünürken, sakinleri için sosyal hiyerarşilerle, ticaretle ve kendi yerel yönetimiyle tamamlanan bir fonksiyona sahiptir. Hala birileri Karachi’de kötü betonarme hücrelerde, Nairobi’de toprak barakaların içinde ya da Lagos’ta karton kulübelerde yaşayan bir aileyi gördüğünde şu soruyu sormaya meyillidir:

 

“Terk ettikleri köylerden daha iyi konumdalar mı?”

Slumlar her ne kadar umutsuz olsa da, cevap kesinlikle evettir. Her şeyden öte sakinlerinin neredeyse tamamı orada kendi seçimleriyle bulunduğundan (aslında çoğu bir çeşit kira ödemektedir) kendilerinin daha iyi durumda olduğunu düşünüyor. Göç edenlerin büyük çoğunluğu daha iyi ekonomik koşullara kavuşmak için kentlere göç etmiş ve çoğu da bulmuştur. Uluslar arası Göç Örgütü’nün 2005’te gerçekleştirdiği Asya’daki göç ve yoksulluk çalışması “göçmenlerin bulduğu işler riskli enformal sektörde olsa bile,  yağmur suyuna dayalı tarımdaki maaşlardan çok daha fazla kazanç elde ettiklerini” belirtmiştir.

Slum sakinlerinin çok azı iradeyle olsa da pek çoğu aslında girişimcidir. Çöpleri geri dönüştürmekte, sebze satmakta, çamaşır yıkamaktadırlar. Hatta bazıları komşuları için küçük restoranlar ve barlar işletmektedirler. Teknik olarak arazilerinin mülkiyetine sahip olmadan işgalci olsalar da, her seferinde tek bir tuğla ekleyerek pek çoğu konutlarını iyileştirmiştir.  Konutlarını iyileştirmeyle geçen on yıllardan sonra Rio de Janerio’nun gecekondu bölgesindeki (Favelas) en iyi konutların bir kısmının gösterişli balkonları ve okyanus manzarası bulunmaktadır.

Aslında uzun yıllar boyunca slumlar bir çeşit artan hareketlilik sunmuştur. Bedava ya da bedavaya yakın araziler ve kentsel işlere yakınlığın cezp ettiği göçmenler kentin eteklerini işgal etmiştir. On yıllar boyunca sakinlerin pek çoğu kalıcı evler inşa etmiş ve genellikle uzun bekleyişlerden sonra mahallelerine su, kanalizasyon, elektrik hizmetlerini getirmeyi başarmıştır. 1980’lerin başından itibaren Mexico City’deki bir zamanların fakir Colonias’ı soylulaşmıştır. Tarihi 1897’lere kadar uzanan Rio de Janeiro’nun en eski Favelas’ı canlılığıyla meşhurken, yerel uyuşturucu satıcıları tarafından işletiliyor olmasına karşın düşük suç oranı ve canlı barlarla doludur.

Slum Gezegeni’nin yazarı Davis, karamsar bir sonuca erişmektedir: “Bedava arazilerin öncülleri aslında bitti” …“işgal etme artık özelleşti” demektedir.

1980’lerden itibaren slumlara gelen yeni göçmenlerin orada yaşama ayrıcalığının karşılığını vermek zorunda olduğunu söylemektedir. Pakistan ve Kenya’da olduğu gibi bazı örneklerde arazi görünürde kamusaldır ama yerel polis güçleri ya da rüşvetçi politikacılar kira talep etmektedir. Pek çok Latin Amerika slumlarında olduğu gibi diğerlerinde en fakirler, yeni gelenler daha yerleşik işgalcilerden mekan kiralamaktadır.  Yeni gelenlerin, Tijuana’daki dik dere yatakları, Caracas’taki dik tepeler ve Dhaka’daki sel riski altındaki araziler gibi daha marjinal arazilere yönelmesi, bu bedava arazilerin azalan arzının yan sonucudur.

Davis aynı zamanda Bombay gibi kentlerde kentsel işlerdeki artışının 1990’lardan itibaren kentsel gelişme hızını yakalamada başarısız kaldığını da anlatmaktadır. Davis, “bu alanların artık Darvinci bir yarışmayla aşırı doyduğunu” söylemektedir.

Kentlerde çok daha fazla ekonomik fırsat olsa bile, slumlardaki yaşam aşırı tehlikelidir. Birleşmiş Milletler’e göre,  Büyük Sahra Çölü Afrika Alt Bölgesindeki slumlarda yaşayan çocukların solunum yolları ve sudan kaynaklanan hastalıklara bağlı olarak ölme olasılığı kırsal bölgedekilere kıyasla çok daha yüksekken, kırsal alanda yaşayan kadınlara oranla slumlarda yaşayan kadınların HIV kapma olasılığı da daha yüksektir. Mısır, Bangladeş ve Guatemala’nın arasında bulunduğu ülkelerde slumlarda yaşayan çocukların ilkokula kayıt oranı kentteki orandan daha düşüktür.

Ama yine de kentte daha iyi bir yaşam hayali devam etmektedir. Genel olarak, kırsal toplumlar küçülürken, dünyanın kentsel nüfusunun 2030’a kadar yılda 1.78% oranında artması bekleniyor.

Bu büyük kayışın ortasında Yoksulluğu hafifletme yollarını bulmakta kolay değildir. Sadece geçtiğimiz ay, Hindistan’ın Maharashtra eyaleti Asya’nın en büyük slumlarından birisini dönüştürmek için iddialı bir proje başlattı. Bambay’ın kalbinde 1 mil karelik bir alanı kaplayan Dharavi mahallesinde 600 bin kişi yaşamaktadır. Oradaki sakinlere karşılıksız yeni konutlar yaratacak olan 2.3 milyar $’lık projeyi hükümetin önermesiyle beraber, yerel aktivistler zenginlerin lehine Dharavi’nin çok sayıdaki küçük işletmesini dışarı atmakla suçlamıştır. 

Türkiye, kentsel yoksullukla savaşmada hükümetlere bazı dersler sunmaktadır. Gölge Kentler: 1 Milyar İşgalci, Yeni bir Kentsel Dünya kitabında Robert Neuwirh’ün belirttiğine göre Türkiye’de işgalcilere yasal ve siyasi haklar vererek onları evlerine ve mahallelerine yatırım yapmaya cesaretlendiren iki yasa bulunmaktadır. Nairobi, Bombay, İstanbul ve Rio de Janeiro’nun gecekondu toplumunda yaşayan Neuwirth; Türkiye’deki gibi yasal bir sistemden tüm dünyadaki işgalcilerin kazanç sağlayabileceğini yazmıştır. Tabiî ki bu tarz yasal bir reform, bazen gelişmekte olan ülkelerin çoğunun sahip olmadığı iyi bir yönetimi ve demokrasiyi gerektirmektedir.

Uzun yıllar boyunca dünya genelindeki hükümetler bu devasa kentsel akın için olan sorumluluklarını terk etmiştir. Dünyadaki slum sakilerinin yaşadıkları arazi ile ilgili önemsiz haklarının olması ve vergi sisteminin dışında çalışarak yerel ekonomiden uzak kalmaları bunun bir nedenidir. Gücün bu boşluğu her türlü organik hareketi de barındırmaktadır. Bunların bazıları potansiyel olarak pozitiftir: Davis’e göre slumlarda Pentakostalizm* artmaktadır ve Hindistan slumları işgalcilerin hakları için savaşan etkili grupları ortaya çıkarmıştır. Ama slumlarda iyi niyetli toplum örgütlerini güç kazanabildiği gibi, aynı zamanda Hamas gibi militan hareketler ya da suç çeteleri de güç kazanabilmektedir.

Batılı güvenlik uzmanları haklı bir biçimde iflas eden devletlerden korkmaktadır; gelecekteyse iflas eden kentlerden korkmak zorunda kalacaklardır. 2020 itibariyle 20 milyonu sınırı aşacak olan Dhaka, Jakarta, Lagos ve Delhi’nin yanı sıra Asya’da 10 milyon ya  da daha kalabalık mega kentler doğmaktadır. Planlama ve binalar hıza yetişememektedir. Dünyaysa kendini riske atarak slumları görmezden gelmektedir. 

 

* Pentakostalizm; 1900’lerden itibaren Afro Amerikalılar arasında ortaya çıkarak dünyaya yayılan dini hareket

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version