Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Dünya`dan Planlama

Geleneksel Komşuluk ve Banliyö Yayılımı*

Tıkanmış, karmaşık, tatmin etmeyen banliyö yayılımı ve günümüzün entegre olamamış kent merkezleri yapsınlarcı yaklaşımın birer ürünleri değil, tamamıyla planlama departmanları tarafından şevkle yapılmış zonlama ve planlamanın sonuçlarıdır.

 

Yazar: Andres Duany ve Elizabeth Plater-Zyberk** Kaynak: consciouschoice.com Çeviri: Ahmet Cemil Pesen

 

Sonuç dehşet vericiyse bunun sebebi, yapılan kent modellerinin kasvetli proje edilmesidir. Bu düzen bize üç kriteri dikte etmektedir:

“Ücretsiz ve Sürekli Akan Trafik”,

“Büyük Miktarda Park Alanları”,

“Bir Birinden Sert Biçimde Ayrılmış Bina Kullanımı”.

Bu kriterlerin sonucu olarak otomobil trafiği ve onun kullandığı toprak kamusal alanın kaçınılmaz deneyimi olagelmiştir.

Geleneksel yürüme dokusu ve karma kullanıma sahip komşuluk birimleri mevcut düzen tarafından dikkatsizce engellenmiştir. Böylece tasarımcılar kendilerini tarihi dokuya hayran yapılaşma biçimimize yasaklanmış bir biçimde ironik bir durumda buldular. Tasarımcıların hiç biri mevcut kodlardan üretilmiş sağlam çeşitlilikleri göz önüne almayarak yeni bir Annapolis, Marblehead, yada Key West üretemediler

Böylece iki tip kentleşme ortaya çıkmıştır: kuzey Amerikalıların ilk yerleşimlerinden savaşa kadar geçen süreçte yer alan komşuluk birimleri ve bundan sonra ortaya çıkmış banliyö yayılması. Banliyö yayılmasındaki boğucu çevresel, sosyal ve ekonomik büyüme temel farklılıklardır.

Komşuluk birimleri aşağıdaki fiziksel özniteliklere sahiptir:

* Komşuluk birimleri çok yönlü bir planlama anlayışıdır; diğerleri ile birleştiklerinde bir şehir oluştururken serbest haldeyken bir köy meydana getirirler. Komşuluk birimleri farklı nüfus ve yoğunluklu alanlar sağlarlar.

* Komşuluk birimi büyüklük olarak sınırlanmıştır. Nüfusun çoğunluğu beş dakikalık yürüyüş mesafesi içindedir. Hayatın günlük gereksinimleri bu alanda çözülebilir. Bu merkezler transit odağı, çalışma alanları, perakende ticaret, toplumsal aktiviteler ve rekreasyon için mükemmel bir konumdadırlar.

* Sokaklar bir ağda planlı bir şekilde yer alırlar. Bu yüzden her yolun bir alternatifi bulunmaktadır. Buda daha az trafiğe, park alanlarına, ağaçlara, kaldırımlara ve yapılara olanak sağlar. Bu yollar hem araçlara hem de yayalara eşitçe hizmet ederler

* Sokaklar, yapıların duvarları ile tanımlanmış parklarla bölünmemiş bir biçimde disipline edilmişlerdir.

* Yapılar fonksiyonel olarak çeşitlik arz ederler ancak büyüklükleri ve parselde konumlanmaları ile  bir birlerini tamamlarlar. Karma bir yapı kullanımı (büyük, küçük), dış yapılar, küçük aparmanlar, dükkanlar, restoranlar, ofisler ve depolar vardır.

* Kentsel yapılar (okullar, toplantı salonları, tiyatrolar, kiliseler, kulüpler, müzeler vb) meydanlarda veya vistaların bitimlerinde yer alırlar. Önemli odaklarda konumlanan bu yapılar nirengi noktalarını oluştururlar.

* Açık alanlar meydanlar, oyun alanları park ve yeşil kuşaklar olarak tanımlanmışlardır.

Banliyö yayılması daha değişik fiziksel öz niteliklere sahiptir.

* Yayılmalar “alışveriş merkezleri”, “ofis alanları”, “konut kümleri” şeklinde izole edilmiş “bölümlerdir”. Bütün bu bölümler otomobil kullanımı hariç birbiri arasında ulaşılmazdırlar. Konut arzı geniş ve benzer kümler halindedir ve sosyoekomonik çeşitliliğe olanak sağlamaz.

* Yayılma otomobil kullanıma göre sınırlanmıştır. 15 millik bir alan tanımlanmıştır.

* Her sokağı ayrı bir bölüm haline getiren yüksek bir orantıda cul-de-sac (çıkmaz sokak) kullanımı vardır. Sadece belli olan birkaç toplayıcı yol bulunmaktadır.

* Taşıt trafiği açık alanları tanımlar ve sokaklar otomobil kullanıma hizmet edecek bir biçimde geniştirler. Park alanları kamusal açık alanlara hakimdirler.

* Yapılar yüksek, çokca ve sokağa sırtını dönmüş şekildedirler. Mekan duygusu yaratmaktan çok uzaktırlar. Kamusal yapılar ayrı siteler oluşturmaktadırlar.

      * Açık alanlar “tamponlar”, “yaya yolları”, “banketler” ve diğer hastalıklı artık alanlardır.

Komşuluk birimlerinin çeşitli pozitif yanları vardır:

* Günlük aktivitelerin yürüyüş mesafesi içinde yapılması herkese (özellikle yaşlılar ve gençlere) hareket bağımsızlığı sağlar.

* Trafik ve otomobil seyahatlerinin azaltılması trafik sıkışıklığını azaltır, yol büyüklüklerini limitler ve hava kirliliğini azaltır.

* Sokakların ve meydanların uygun bir ölçekte ve kalite olması komşuluk ve yaya ilişkilerinin sıkı olmasına ve toplumsal güvenliğin takibinde kolaylık sağlar.

* Transit noktaların varlığı ile toplu taşıma otomobile bir alternatif oluşturmaktadır.

* Sunulan farklı tiplerdeki çalışma ve yaşama alanları, yaş ve ekonomik sınıfların toplumsal formu oluşturmasına olanak sağlar.

* Uygun kamusal yapıların ve açık alanların sunulması ile demokratik katılımcılar cesaretlendirilmiş olur ve dengeli bir toplum dönüşümü gerçekleşir.

Banliyö yayılmasının birçok negatif yanları vardır:

* Bütün kentsel aktivitelere araçlarla ulaşılması sürecinde geniş sokaklara ve park alanlarına duyulan ihtiyaç kendi kaderine terkedilmiş mekanlar oluşturur. Amerika’da ki hava kirliliğinin büyük çoğunluğu araçlar tarafından oluşturulmaktadır.

* Alt yapıda aşırı miktarda asfalt kullanılması ile doğal yapı tahrip edilmektedir. Her araç hem konutlarda hem çalışma alanlarında hem de alışveriş mekanlarında park alanı ihtiyacı oluşturmaktadır.

* Kamu bütçesi insanlık altyapısı olan iyi okullar, posta ofisleri, itfaiyeler, toplantı salonları, kültürel yapılar, sürdürülebilir yapılar yerine asfalta gitmektedir.

Banliyö yayılması dokusundan sıkıntı çeken yurttaş sınıfları:

* Orta sınıf çoklu otomobil sahipliliğine zorlanmaktadır. Araç sahipliliğin ortalama yıllık maliyeti 5bin dolar civarındandır. Bir araç daha az sahip olunması ile bu maliyetler emlak sektörüne sürdürülebilir konutlara yönlendirilebilir. Karma kullanım alanlarını engelleyerek kişisel zaman kullanımına olan yatırımlar belli bir şekilde engellenmiştir. Günde 2 saat araç kullanan bir kişi yılda sekiz çalışma haftasına eşit bir süreyi harcamaktadır.

* Ehliyet yaşı altında olan gençler sosyal ihtiyaçları için yetişkinlere ihtiyaç duymak zorunda kalırlar. Yürüyemedikleri okullarını araçla bırakılırlar ve aileleri işten dönene kadar evde izole yaşarlar. Tek ailelik yapılar komşuluk ilişkileri içinde iyi bir çocukluk sağlar. Bununla birlikte çocuklar okula, oyun oynamaya, dükkanlara, sinemaya ve arkadaşlarına bisikletle gidebilirler.

* Ehliyetlerini kaybeden yaşlılar bireysel yeterliliklerini de kaybederler. Oysaki komşuluk birimlerinde yaya mesafelerinde bireyler sağlıklı bir şekilde günlük yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.

Banliyö yayılması yaşama, çalışma, okul ve açık alanları bir birine yakın biçimde yerleştirir. Ancak yakınlık yeterli değildir: kamusal alanların detaylandırılması ve yaya ilişkisinin kurulması önemlidir:

* Yapılar sokaklar ve meydanlar boyunca sıralanmalıdır. Kamusla alanı tanımlayıcı olarak yapılar kullanılmalıdır..

* Sokak boyunca yer alan ağaçlar disiplinli bir biçimde düzenlenmelidir. Bu özellikle yüksek katların daha geriden yapılmasından uzak kalınmadığı hallerde işe yarar. Canlı ağaçlandırma dokusu sokaklar ve caddeler için değil park ve meydanlar için geçerlidir.

* Paralel park alanları yolların çoğu için sağlanmalıdır. Sürekli bir park alanı yayayı trafik psikolojisinden uzak tutar ve kaldırıma yönlendirir.

* Kesişim noktalarında kurp açısı 15 feeti geçmemelidir. Buda uygulanabilir bir yaya akışı mesafesi sağlar ve otomobil dönüşüne imkan sağlar.

 

* http://consciouschoice.com/2001/cc1404/neighborhoodvsprawl1404.html

** Yeni kentleşmenin Amerika’daki en önemli iki uygulamacısı

 

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version