Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Dünya`dan Planlama

Kentte Gururla Yürümek*

İngiltere’de kentsel alanlar kamusal hizmetler paralelinde bir kıdem kazanmıştır. Yaşayan sokaklar girişimini başlatan “Yaya Birliği”, yürüyüşün canlandırılmasını daha geniş bir strateji olan kamusal alanların elde edilmesinin bir parçası olduğunu savunmaktadır.  Bu konuda Birmingham tecrübesi ne yapılacağını göstermiştir.

Yazar: Ben Plowden** Kaynak: Opendemocracy.Net Çeviri: Ahmet Cemil Pesen

 



Yıllardır kendini yeniden keşfeden Birmingham, İngiltere’nin yol ve trafik ağırlıklı ikinci kenti olarak motor endüstrisi odaklı gelişimine sapkınlık derecesinde riayet etti. Ring yollar ve üst üste iki yol taşıyan köprüler inşa edildi. Konut ve ticaret fonksiyonları trafiği bölmemesi için çirkin ve tehditkâr alt yollara ötelendi. Yoğun bir dönemeçle çevrilen büyük Arena Kompleksi kentlerin nasıl araba ve ağır araçların ihtiyaçları doğrultusunda şekillenebildiğinin sembolüne dönüştü.

Fakat 1980’lerin ortasında Birmingham sessiz bir dönüşüm geçirdi. Kent merkezi genel itibari ile araç girmeyen bir yapıya büründü. Çirkin asfalt ve metrelerce yükseklikte olan trafik işaretleri yerini yüksek kalitede kaldırımlara ve kent mobilyalarına bıraktı. Ana yollar yeniden ele alınarak 3 şeritli bulvarlar haline getirildi. Yeni sokak seviyeleri oluşturuldu. Sonuç olarak bağlanmış ana yollarla çevrili kent merkezi, bu ekonomik ve fiziki gelişmeyle birlikte yayılarak Avrupa’daki örnekleri kadar kaliteli bir hal aldı. Kışın bile insanların toplandığı sokaklarda Akdeniz kliması ya da kültürüne sahip bir ortam oluştu.

Kent mükemmel değildi. Politikacılar ve plancılar kent merkezinde daha çok ihtiyacın çözülmesi gerektiğine inanıyorlardı. Ve bu Birmingham’ın iç komşuluk grupları yâda banliyölerindeki yüksek sokakların merkezdeki gibi yenilenmesinden hemen önceydi. Ancak Birmingham’daki karar vericiler eğer bir yere insanların para ve zaman harcamaya gitmesi isteniyorsa onlara güvenli, çekici ve insan odaklı çevreler sunmaları gerektiğini keşfettiler. Ken Worpole’un*** ibaresiyle ayakları üzerinde duran insanlar için hareketin deneyimi pozitif olmalıydı. Kısacası, ilk önce yaya konumlanmalıydı.

Ayakla sınırlanmış ulaşım

Ve gerçekten, yayalar Birmingham’ın yeniden keşfedilmesinde odak teşkil ettiler. Bu bağlamda kentin bir yaya stratejisi olmadığı ortaya çıktı. Bu strateji iş olanaklarını, perakende satışı ve konutu tekrar kent merkezine çekecekti. Stratejinin kalbinde kamusal alanın geliştirilmesi yer alıyordu. Kent; yaşayan sokaklar, yürüyüş için alanlar ve açıklıklar, toplanma ve dağılma noktaları oluşturuyordu. Birmingham’ın yeni tarihi, A noktasından B noktasına ulaşmada yayanın önemini gösteriyordu. Toplumun yaya hareketinin sosyal, ekonomik, kültürel ve sağlık açısından anahtar bir gösterge olduğu ortaya çıktı.

Ayrıca yürümek günlük yolculuklar için önem arz etmektedir. Ken Worpole’un işaret ettiği gibi “nasıl yolculuk ederseniz öylesinizdir” sözü, yürümenin en popüler ulaşım biçimi olduğuna işaret etmektedir. Yürüme kısa mesafelerde özellikle bir milin altındaki mesafelerde %80`lik dilimle baskın türdür. Ve birçok otobüs, tren ve tramvay yolculuklarına bağlantı sunar. İlgi görmeyen bu ulaşım modları bir tutkal gibi birleşerek ulaşım ağını oluştururlar. İngiltere’de insanlar zamanın büyük çoğunluğunu sokaklarda ayaküstünde geçirirler.

Ancak herkes yürüdüğünde, bazı insanlar diğerlerine göre daha çok yürürler.  Burada anahtar sorun birilerinin bir arabaya ulaşmış olmasıdır. Fiziksel nedenlerle veya ehliyeti olmadığı için araç kullanmayanların çoğu yaya olarak hareket ederler. Çocuklar yetişkinlerden daha çok, sevgililerde kentte diğer gruplardan daha çok yürürler. Yaşlı yetişkinler kendilerine göre daha genç olanlara oranla daha çok, kadınlar erkeklerden daha fazla yürürler. Gelir durumu yüksek olanlar bir araca ulaştıkları için alt gelir grupları zenginlerden daha çok yürürler. Her 10 hareketten 8’i alt gelir grubu ve araç sahibi olmayanlar tarafından yapılır.

Ayrıca yürümek insanların yaşadığı yerle de ilintilidir. Kentsel alanlarda yaşayanlar banliyölerde ve kırsal alanda yaşayanlara oranla daha çok yürürler. Londra merkezde tüm yolculukların %40’ını yaya hareketleri oluşturmaktadır. İnsanları yürüyüşü ayrıca sahip oldukları hareket deneyimleri ile de ilintilidir. Yavaş bir tempoda yürünülecek tipik bir İngiliz sokağından aşağı inerken son yirmi yılda olan amansız değişimi görebiliriz. Bu güzel bir deneyim değildir. Ses ve araçlardan dolayı ortaya çıkan duman duygularınıza saldırır. Çatlamış zemin kaplamaları her an bir düşmeye neden olabilir. Grafiti, çöp yığını, olağan Vandalizm ve suç korkusu huzursuzluk yaratmaktadır. İngiltere’nin zayıf yolları yayanın bir ulaşım türü olmadığının açık sonucudur. Eğer sokaklar kirli ve tehlikeli olmaya devam ederse seçeneği olan herkes araç kullanmayı yürümeye tercih edecektir.

Sadece kaldırımlar değil fakat açık alanlarda

Fakat indirgenmiş kamusal dünyanın etkileri bundan daha çoktur. İnsanları yaşam kaliteleri ile doğrudan ilintilidir. Anketler derin kamusal mutsuzluk ve zayıf nitelikli bir kamusal alan göstermektedir. Bu sonuç hüsran içindeki otoritelerin bu konuda bir şey yapamaması ile ilişkilidir. Bu hoşnutsuzluk yayıldıkça, yakın zamanda Joseph Rowntree Vakfı tarafından yapılan araştırmanın gösterdiği gibi bu en fakir toplumlarda ve kentlerdeki gibi ortaya çıkmaktadır. Bu alanlarda çöpler,  köpek kavgaları, vandalizm, grafiti ve suç korkusu yaşam kalitesinde kötü bir etki bırakmaktadır. Bu devlet politikalarında, sosyal ayrışmada ve kentsel yenilemede derin sonuçlar oluşturmaktadır.

Alt gelir grubu olan ve kentsel mekanda yaşayanlar en çok yürüyenlerdir. Bu kişiler ayrıca en kötü çevreler ile karşılaşanlardır. Yaya iken öldürülen alt gelir grubu çocukları sayısı zengin çocuklara oranla dört kat daha fazladır. Bu nedenlerden ötürü mobil hane halkları kent merkezlerini terk ederek daha güvenli banliyölere ya da kırsal alanlara kayıyorlar.

Kentlerde sosyal ve ekonomik canlılığın restore edilmesini istiyorsak bu kamu mekanının geliştirilmesi ile olacaktır. İngiliz hükümeti bu gerçeğe uyanmıştır. Tony Blair “yaşanabilir” olarak ifade ettiği nirengi noktaları üzerine bir konuşma yapmıştır. Bu konuşma sağlık ve eğitimin halen büyük sorun olduğunu göstermiştir. Blair tek kamusal servisin her gün kullandığımız ve yaşadığımız sokaklar olduğuna işaret etmiştir. Ve kirletilmiş, kötü koşulları olan sokaklar kamusal hizmetlerin arzında bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu yüzden nasıl; “yaşayan insanların yürüdüğü zaman harcamayı tercih ettikleri mekânlar” oluşturabiliriz? Çok yoğun komşuluk birimleri, evler, dükkânlar, okullar, kütüphaneler ve park alaları ile ulaşılabilir mekânların planlanmasına ihtiyaç vardır. Ses ve trafik yoğunluğunun yerleşim alanı olan sokaklarda ve insanların alışveriş yaptığı sosyalleştiği ana caddelerde azaltılması gerekmektedir. Yollar hem ulaşım odaklı hem de sosyal ve kültürel mekanlar olarak yeniden tasarlanmalıdırlar. Yeni yollar ve komşuluk birimleri ile daha çok denetim zaruridir. Çöpler, grafitiler, sokak hayvanları ve vandalizmin oluşturduğu çevresel körlüğe karşı önlemler almalıyız.

Yaşayan sokaklar yaratmak roket bilimi gibi değildir. Yeni planlama metotları ve yerel yönetim servilerine ihtiyaç duyar. Kusursuz bir ağ halinde çalışan sokak temizliği, denetim, çöp toplama ve trafik düzenlemesi birçok toplulukta kaotik halde bulunan koşulların yerine getirilmelidir. Böylesi bir programın karşılığı büyük ve alt gelir gruplarına hizmet edecek şekilde olmalıdır. Çocuklar daha geniş özgürlüklerden yararlanmalıdır. Toplulukların toprak üzerindeki yaşam kaliteleri baştanbaşa kuvvetlendirilmelidir.

Nasıl dolaştığımız gerçekte kim olduğumuzdur. Yürümek birey olmak, çevredeki en ufak değerlere saygı gösteren sosyal bir canlı olmaktır. Bizler bu çevrenin çirkinleşmesine, kirlenmesine ve tehditkar olmasına neden olduk. Daha ve daha azımızın bu çevrede zaman harcama seçimi hayret edilmesi gereken bir konudur.  Birmingham deneyimi bize gerçekten başka bir yol olduğunu göstermiştir.

* http://www.opendemocracy.net/ecology-urbanisation/article_469.jsp

** İngiltere Yaya Birliği yöneticisi

***Kent sosyolojisi ve mimari üzerine odaklanan İngiliz yazar

 Çeviri: Ahmet Cemil PESEN

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version