Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Dünya`dan Planlama

Kültür Başkentinin Somut Mirası

Çeviri: Gizem CANER

Yazar: Edwin HEATHCOTE, Kaynak: Financial Times,

10 Ocak Cumartesi günü, Liverpool Avrupa Kültür Başkenti olduğu bu yılın son gününü kentin park ve kamusal alanlarında olağan üstü ses ve ışık dolu bir “Geçiş” programıyla; sokak tiyatrosu, dans ve performanslarla kutladı. Birbirinden çarpıcı olaylarla dolu bu sene için gösterişli bir final düzenlendi. Senenin başında Liverpool’a gittiğimde, otobüs şoförüne kentin her yerinde biten heykeller ve altlarına doldurulmuş muzlar asılan renkli lambalar hakkında ne düşündüğünü sordum. “Bu sadece sanat, değil mi?” diye yanıtladı. Daha sonra öğrendiğime göre bunlar, Süperlam bananalarmış.

İnşa projeleri arasında en belirgin olanı Bluecoat Sanat Merkezi. Alman mimarlar Biq tarafından tasarlanan ve 18. yüzyıla ait bir okul bünyesinde yer alan bu 12 milyon £’lik tasarı, kentin kalbine 4 yeni büyük galeri ve bir performans alanı kazandırmıştır. Binanın zarifçe orantılanmış iç bahçesi korunmuş, sadece arka ve yan taraflarına büyük bir parça eklenmiştir.

Rafine edilmiş Bluecoat, Kentin Mersey nehriyle yeniden buluşmasını hedefleyen hırslı ve firma/proje odaklı Paradise Sokağı’nı geliştirme tasarısına yönelik telaşlı aktiviteler sırasında açıldı. Aradaki bağlantı, uzun yıllar önce, kentin refahı ve dokusu arasında engel oluşturan depolar ve yıpranmış sanayi binalarına bağlı olarak kesilmişti.

Kent merkezinin yeniden tasarlanması sırasında firma odaklı parçacıl bir yaklaşımın izlenmesine ilk başlarda kuşkulu yaklaşmıştım. Ancak Paradise Sokağı önyargılarımın çoğunu yıktı. 1 milyar £’e mal olan,  4,2 hektarlık bu alan, Duke of Westminister’s Grosvenor Estate tarafından geliştirilmiş ve BDP mimarları tarafından planlanmış 26 proje içermektedir. Kimi başarısızlıklar olsa da – birçok kenti yutmuş olan alışılagelmiş cam ve metal tutumları – genelde, mimari yaklaşımların çeşitliliği, formal diller ile materyaller ve eski dokunun korunması ortaya bir açık hava alışveriş merkezi yerine, gerçek bir kent hissi veren bir karmaşıklık ve mizaç çıkarmıştır. Ancak yine de, kent merkezinin bilfiil özelleştirilmesi kimi kaygılar uyandırmalıdır. Örneğin, estetik ve sorgulanabilir yurttaşlık bilinci konularında.

Başka bir yerde, Union North’tan mimarlar küçük bir bütçeyle, Greenland Sokağı’nda kullanılmayan üç sanayi binasını A Foundation için bir dizi sanat alanına dönüştürdü. Teatral, göz kamaştırıcı ve mütevazilikle, kentin daha klasik sanat alanlarını özgüvenle tamamlamaktadırlar. “Dördüncü Şeref” olarak adlandırılan Liverpool Müzesi, zamanında açılamadı (2010’da açılacak) ancak ilginç profili şimdiden kent peyzajında belirgin bir yer almış. Ancak, kentin denize doğru olan kısmını çok güçlü bir şekilde tanımlayan uzun, ABD etkisindeki mini-gökdelenler olan diğer üç Şeref’in tamamlayıcısı olarak, bir hayal kırıklığı olarak kalmaktadır. Bana-bakın eğilimi, içine kapalı ikonizmi, biraz yorgun ve çaresiz görünmekte. Bu kentin daha fazla ikona ihtiyacı yok.

Liverpool’un en son Avrupa Kültür Başkentliği atanan kenti Glasgow’la birçok ortak özelliği var: endüstri sonrası gerileme, burjuvazi, işçi ve yaratıcı kültürünün karışımı, radikalizm ve kapitalizm geçmişleri ve şiddetli canlılıkları. Ancak aynı zamanda, yine Glasgow gibi, uzun zamandır ihmal edilen, yalıtılmış ve hak ettiği değeri göremeyen muhteşem bir mimariye sahiptir. Ticaret, liman, depo, ofis, loca ve kentin eşsiz iki katedralinin mimarisi, Georgian teraslarının zarafet ve uyumu ve savaş sonrası planlamanın atılgan güvenirliği, bu kenti İngiltere’nin mimari olarak en vazgeçilmez ve çeşitlilik barındıran kentlerinden biri yapmaktadır.

Liverpool’08’in yaratıcı direktörlüğünü üstlenen tevizyon yazarı ve prodüktör Phil Redmond, bir sene öncesine kadar ağır utançlara neden olabilecek gibi görünen birçok problemin önüne geçmkete büyük bir başarı sağladı. Dış dünyaya Liverpool’un ne yaptığını gerekçelemek gibi bir ihtiyaç duymadı ve yılı, kent ve kültürüne yönelik içsel bir kutlama olarak ele aldı. İnşa edilmiş çevrenin değerlendirilmesi kültürel içeriğe göre daha zordur; bitmesi, olgunlaşması ve kendini kanıtlaması daha uzun sürecektir, ancak yine de herkesin beklediğinden çok daha iyi çıkmıştır. Kültürel kentler arasındaki bu keskin, çok kritik ve kuşkucu kent, 12 ay öncesine göre çok daha çekici, canlı ve bağlantılı bir yere dönüşmüştür.

 

Culture capital’s concrete legacy,

http://www.ft.com/cms/s/0/905652d2-dc0b-11dd-b07e-000077b07658.html?nclick_check=1

 

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version