Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

“Planlar Hiçbir Şeydir, Planlama Her Şeydir.” - Aysun SARI

Aysun SARI 26 Şubat 2010 Birgün

Planlamayı etkisizleştiren girişimler arasında oda seçimleri “Planlar hiçbir şeydir, planlama her şeydir.”

D. Eisenhower

Aklımın bir köşesinde mesleğimi, mesleğimin kimliğini sorgulatan ve planlama kurumlarının yetkileri ile donatılmış, planlamanın çalışma alanlarına el atmış, bir anlamda onu etkisizleştiren girişimler olarak nitelendirilebilecek TOKİ, KİPTAŞ, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı gibi kurumların ve merkezi yönetimin aldığı kararlarla hayata geçirilen proje ve uygulamalar; diğer köşesinde ise görevin, yetkinin/yetki karmaşasının, belirsizliğin, kaynağın/kaynaksızlığın, çatışmanın, gerilimin, çıkarın, yoksulun, yoksunluğun, eşitsizliğin en fazla olduğu şehir olan İstanbul’da “(…) kamu çıkarları çerçevesinde şehir ve bölge planlaması mesleği ile ilgili bütün konularda mesleğin ve meslektaşların görev ve yetkilerini düzenlemek, meslek disiplini ve ahlakını korumak, meslek haklarına sahip çıkmak, uygulama ve kuram alanında mesleğin gelişmesini sağlamak (…)” üzere görev yapan Şehir Plancıları Odası’nın sonuçlanan İstanbul Şube seçimleri…

PLANLA(YA)MA(MA)

İstanbul’da TOKİ’nin toplam 135 adet konut projesi, KİPTAŞ’ın ise 33 adet projesi bulunuyormuş. Ocak 2003’ten itibaren “toplu konut ve kentsel dönüşüm uygulamalarına hız veren” TOKİ’nin Başbakanlığa bağlı bir idare olması “uygulama ve karar mekanizmalarında esneklik sağlamıştır”mış. “İstanbul’a düzenli kentleşmeyi getirmek” amacındaki KİPTAŞ, edindiği vizyon ve misyon ışığında kaçak yapılaşmayı önlemenin yolu olarak İstanbul’da “düzensiz yapılaşmanın görüldüğü yerleşimleri planlı bir şekilde uygun yerlere kaydırmakta”ymış. Planlama çalışmalarının çok yoğun olarak sürdüğü bu kentte, planlama adına işinin ehli kişilerin elini kolunu bağlayan; amaçları, hedef kitleleri, uygulama araçları, modelleri, planları, projeleri ve daha bir sürü şeyleri hazır ve tanımlı olan bu kurumlar, hedefledikleri tüm projeleri takvimlerine göre gerçekleştirmeye; plancılar uygulandığını görmedikleri veya göremeyecekleri planlarını “çizmeye(!)” devam ediyor. Türkiye genelinde de 12 üniversitede her yıl yaklaşık 300 yeni Şehir ve Bölge Plancısı, teorisi ile pratiğinin gittikçe çeliştiği bir meslek hayatına atılıyor.

Bir rivayete göre “Şehir plancısı, planlı gelişmenin sağlanması için, yerleşmelerin değişiminde etkili olabilecek mekansal, sosyal, demografik, ekonomik ve teknik verilerle estetik, kültürel (tarihi-arkeolojik), doğal/ekolojik etmenleri birlikte değerlendirerek geleceğe yönelik amaç ve hedefleri koyan, uygulama araçlarını ve süreçlerini tanımlayan, karar vericilere alternatif öneriler oluşturan ve bunların uygulanmasında rol alan uzman” olarak bilinse de, “Şehir Plancısı” unvanıyla çalışmaya başlanıldığında aslında meslek etiğinin, kamu yararının, hak-hukuk tartışmalarının mesleğin çözülememiş parçalarını oluşturduğu görülür. Bir süre sonra ise her disiplinden bir parça öğrenerek mezun olan plancı, bir anlamda “mesleksizleştirme” ile karşı karşıya kalır; tekniker, gayrimenkul değerleme uzmanı, uzlaştırıcı, resmi yazı takipçisi, analiz aşamasından öteye geçemeyen bir takım çalışmalar yürüten, parçacıl ve tepeden inme kararları kırk yama gibi “tadilat” adı altında planlara işleyen ve daha bir sürü planlama dışı görevle meslek hayatını sürdüren masa başı işçisine dönüşür.

ODA SEÇİMLERİNİN ARDINDAN

“Planlama” adına belirsizliklerin tam anlamıyla gerçekleşmeye devam ettiği İstanbul’da, özlük haklarının iyileştirilmesi, işsizlikle mücadele, çalışma koşullarının belirlenmesi, meslek etiği, doğal ve kültürel kaynaklarımızın savunulması ile ilgili sorunları gerektiği şekilde, gerektiği yerde dile getiren bir kurum için; meslek ilkelerinin ve nasıl bir oda yönetimi olması gerektiğinin tanımına katkıda bulunmak için söz alan Şehir ve Bölge Plancıları, bir anlamda güç kavgasına ve siyasi çekişmelere sahne olan seçimleri geride bıraktı. Kamuda, özel sektörde, yarı kamu yarı özel sektörde, serbest çalışan veya işsiz tüm plancıların katılımıyla olması gereken, ancak sadece 336 plancının, “oy” kaygısı içinde edinebildiği bilgiler ışığında mesleği, mesleğinin uygulama alan ve biçimleri hakkındaki fikrini belki sadece kullandığı bir tek oyla beyan ettiği oda seçimlerinden geriye zihnimde en güzel tepki olarak “bağımsız adaylar” kaldı…

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version