Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Üçüncü Köprünün Alternatifi Reel Sektörün Güçlendirilmesidir…

Üçüncü Köprünün Alternatifi Reel Sektörün Güçlendirilmesidir…

Şerif Karataş (Evrensel): Üçüncü Köprü İstanbul için ihtiyaç mıdır? İstanbul’un trafik sorununu çözer mi? Neden?

Murat Cemal Yalçıntan (MSGSÜ): Çok teknik yanıtlar vermenin gerekmediğini düşünüyorum. Üçüncü Köprü aklını rantla bozmuşların projesidir; İstanbul’un ya da bu işin uzmanlarının değil… İstanbul’un ihtiyaçları üzerinden geliştirilmiş bir proje kesinlikle değildir. Bunları projeyi gerçekleştirmek isteyenler de reddedemiyorlar ve bizleri ikna etmek için söyledikleri; köprünün Anadolu’dan Avrupa’ya giden transit trafiğe hizmet edeceğidir. Biz de biliyoruz ki bu transit trafik bütün köprü geçişleri içinde % 3’lük bir paya sahiptir. Bu kadar küçük bir oran için milyarlarca dolara ve dahası çok daha önemli ekolojik yıkımlara mal olacak bir projenin yapılması, onların dilinden konuşalım, hiçbir fizibilite raporunda makul sayılmaz. O zaman fizibilitenin içerisine bizim bilmediğimiz başka kalemlerin de giriyor olması gerekir. Bu köprü üzerinden elde edilecek ekonomik ve politik rantın kanıtı budur, başka da belgeye ihtiyaç yoktur.

Üçüncü köprünün İstanbul’a ihtiyaç olmadığını sadece bütün bağımsız uzmanlar söylemiyor; 40 milyon TL kuruluş sermayesi ile açtıkları (sonra bir 40 milyon daha bütçe verildiği söyleniyor) ve kapalı kapılar ardında dillere destan İstanbul Çevre Düzeni Planını (ÇDP) yapan İstanbul Metropoliten Planlama Ofisi (İMP) de söylüyor. Onlarca ulaşım uzmanı, hocası çalıştırdılar. Hatta Prof. Dr. Haluk Gerçek işlerine gelmeyen yorumlar yapınca kendisiyle yollarını ayırıp başka bir ulaşım profesörünü başa geçirdiler ve ondan bile üçüncü köprünün gerektiğine dair bir söylem alamadılar. Nihayet İstanbul’un anayasası sayılan ÇDP’de üçüncü köprü yer almadı. Onun yerine her aklıselim uzmanın önereceği gibi özel araç kullanımını azaltacak toplu taşıma projeleri geliştirildi. Bunun, İMP’nin ve ürettiği ÇDP’nin bizim camiada belki de tek tartışılmayan ve alkışlanan kararı olduğunun altını çizeyim. Şimdi “küçük” bir tadilat ile plana üçüncü köprüyü işleyecekler.

SORU: Köprünün yapılmasıyla İstanbul’u neler bekliyor?

Tadilat küçük dedim diye aldanmayın. Size kısaca ÇDP’nin İstanbul için öngördüğü gelişme biçimini açıklayayım; ÇDP ile Kartal ve Silivri’de iki çekim merkezi oluşturuluyor. Bütün ana gelişme kararları da bu iki merkez üzerinden veriliyor. Amaç; kentin kuzey ormanları ve su havzalarına doğru kontrolsüz büyümesini engellemek. Bunu da doğuda ve batıda yaratacağı yeni çekim/rant alanları ile yapıyor. Hem büyüme ihtiyacını hem de rant iştahını karşılayacak bir karar. Bu aslında yeni bir fikir değil; bugüne kadar yapılan 4 üst ölçek İstanbul planında da benzer kararlar var. Bu planı başka türlü düşünebilecek uzman da bulunamaz zaten. Neden? Çünkü İstanbul kuzey ormanlarını ve su havzalarını kaybederse yaşanamaz bir hale gelir. Zaten küresel ısınma sürecine girdiğimiz dünyada ormanların ve su kaynaklarının yok edilmesi küresel bir intihardır, suçtur. Dahası orman kanunlarının işlemediği medeni dünyada o bölgede yaşayan endemik bitki ve hayvan türlerinin yok edilmesi, canlıların yaşama alanlarından sürülmesi bile suçtur. Dolayısıyla hiçbir plan İstanbul’un kuzey bölgelerine yoğun kullanımlar vermez, veremez. İktidar bu intihar oyununu oynamakta, bu suçu işlemektedir. Aslında üçüncü köprünün yapılmasıyla neler olacağını biz ikinci köprü yapıldığında gördük. 1988’de TEM otoyolu ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yokken TEM’in yani İstanbul’un kuzeyinde yalnızca köyler vardı. İstanbul’un bu köprü yapıldıktan sonra 10 yıl içerisinde nüfusunu yaklaşık ikiye katladığını ve gelen bu nüfusun önemli bir kısmının TEM’in kuzeyine yerleştiğini biliyor musunuz? Önümüzde böylesine kötü bir deneyim varken İstanbul’un hem de en kuzey noktasına yapılacak bir üçüncü köprü kararı, zaten ancak “helikopterden” verilebilir!

İMP’yi ve ÇDP’yi çok önemsiyorum ve burada tekrar gündeme getirmek istiyorum çünkü bir suç duyurusu içeriyor bu gündem; cebimizden çıkan 80 milyon TL (yaklaşık 54 milyon dolar) gibi bir rakam İMP’nin ÇDP’yi hazırlaması için harcanıyor. Yalnızca şehirciliğin değil, kentle ilgili bütün disiplinlerin önde gelen hocaları, yüzlerce uzmanla birlikte çalıştırılıyor ve ortaya çıkarılan plan –birçok konuda eleştirilebilecek olsa da- doğu batı ekseninde bir gelişme tanımlayıp üçüncü köprüye yer vermiyor. Ve iktidar, 80 milyonumuzu ve uzmanların onca emeğini üçüncü köprü kararı ile çöpe atıyor. Kentin bu karar sonrasında doğu batı ekseninde gelişmesi mümkün değildir ve 80 milyonumuz boşa harcanmıştır. Kamu kaynaklarının israfı nedeniyle Başbakan ve Ulaştırma Bakanı hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekir.

SORU: Hükümetin köprüyü yapmasındaki ısrar neden?

YANIT: Öncelikle bu kararı 15 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken üçüncü köprüye kesinlikle karşı olan Başbakanın veriyor olması ilginç! Birbiriyle ilişkili iki çok açık nedeni var bu dönüşün: Birincisi; yukarıda da bahsini ettiğimiz rant. Bu bölgede çok uzun süredir paravan şirketler üzerinden arazi kapatan büyük sermaye grupları olduğunu biliyoruz. Bunların içinde Türkiye’nin en büyükleri var, yeni yeşil sermayemiz var. Rengi her ne ise, neticesinde iktidar üzerinde çok etkili, hatta iktidarla iç içe geçmiş, akrabalık bağları kurmuş sermaye grupları var. Bu kararda, bu grupların baskısı / etkisi büyük.

İkinci neden, birincisi ile de ilişkili olarak, yaşadığımız ekonomik krizler ve daralan ekonomi ile ilgili. İnşaat sektörü bizim her daim sarıldığımız can simidimiz olmuştur. Önceki yıllarda bu durum daha çok küçük müteahhidin güvencesiz de olsa yeni iş alanları açması ve işsizliğin azaltılması ile ilgili bir kaçışa karşılık geliyordu iktidarlar için. Bugün işler değişti. Artık inşaat sektöründe büyük kurumsal aktörler var ve bu aktörler yukarıda bahsini ettiğimiz sermaye gruplarının uzantıları. Özellikle son krizden sonra diğer sektörlerde sıkışmış durumdalar. Ciddi bir sermaye birikimine ulaşamadıkları sürece Türkiye ekonomisi krize sürüklenecek. Bu sadece sermaye gruplarının sorunu değil, böyle bir durumda iktidar da artan işsizlikler ve küçülme oranları üzerinden ağır darbe alacak. AKP’nin ilk döneminde de duble yolların ve TOKİ’nin imdada yetiştiğini biliyoruz. Klasik bir iktidar sermaye güç birliği yapmak ve içinde bulunan darboğazdan çıkmak lazım.

Küçük bir hesap yapalım. İstanbul’un yüzölçümü 5712 km2, yani yaklaşık 5 milyon dönüm. Üçüncü köprü ile açılacak yeni imarlı arazilerin toplamını mütevazı tutup 500.000 dönüm olarak düşünelim (ikinci köprü açıldıktan sonra yaşanan büyüme bundan çok daha büyüktür.). İstanbul’un kuzeyindeki köylerde bir dönüm arazi değeri yaklaşık 100.000 TL. Toplam 50.000.000.000 TL (35 milyar dolar) gibi bir rayici var açılacak arazinin. Bunun üzerine planlar, projeler, inşaat yapacağız, yol, toplu taşıma, altyapı getireceğiz, okullar, hastaneler açacağız ki bunların hepsini arazi değerinin 10 katı civarında sayarız; toplam 350 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Bütün bunların yan sektörlerinin vs etkisini hesaba katmadım. İşin en başarılı tarafı, bunu yapılaşma kuzey bölgelerin büyük bir kısmında yasak olduğundan 0 (sıfır) değerden, yani yoktan bu noktaya çıkarıyoruz. Peki, Türkiye’nin 2010 bütçesi ne kadar? 287 milyar TL, yani yaklaşık 200 milyar dolar. Üçüncü köprü Türkiye’nin yaklaşık 2 yıllık bütçesine, büyük sermaye gruplarının sıkışmışlıktan kurtulmasına ve bu sayede iktidarın devamına karşılık geliyor. Bize düşen nedir bu pastadan peki? Eşitsizliklerin artması; inşaatlarda çalışırız, planları-projeleri hazırlarız; sonra da gider yaptığımız evleri satın alırız!

SORU: Köprünün durdurulması için ne yapılabilir?

YANIT: Birçok uzman karşı çıkış tarzını agresifleştirecek ve dava süreçleri yaşanacak muhtemelen. ÇDP’ye yapılacak tadilata dava açılacak ve muhtemelen kazanılacak da. Ben şahsen yukarıda bahsettiğim üzere suç duyurusunda bulunmayı da düşünüyorum. Ama hukuki mücadeleden sonuç alsak bile köprünün durdurulmayacağını biliyorum. Mesele teknik olmadığı için uzman görüşleri, üniversitelerin, meslek odalarının karşı çıkışları da gazetelerde yer alıp tarihe not düşmenin ötesine gidemeyecek.

Bizler, Sulukuleyi, Koç Üniversitesini, Acarkenti bile durduramadık, Türkiye’nin iki bütçesine karşlılık gelecek pazarın açılmasını mahkeme kararlarıyla ya da uzman söylemiyle durdurmak mümkün mü! Üçüncü Köprüye Karşı Yaşam Platformu kuruldu birkaç yıl önce. Çeşitli protestolar düzenlendi ama maalesef zayıf kaldı. Onların da yeterince geniş kitlelere ulaşamadığını söylemek lazım. Platformu desteklememiz gerektiğini düşünüyorum çünkü bu karara karşı sokağa çıkmak gerekir.

Sokağa çıkabilmek için en yakınımızdakilerden başlayarak bilgilendirmemiz lazım. Yaşanan trafik sıkışıklıkları nedeniyle üçüncü köprüyü savunan uzmanları bile görüyor olmak korkunç! Örgütlü toplumdan ve medyadan başlayarak bilgilendirme çalışmalarına ağırlık vermeliyiz. Sonra, mahalle derneklerinde, kahvelerde, sokakta, sabırla halka anlatmak lazım bu işin gerekçelerini ve olası sonuçlarını. Bu bilgilendirme uzun bir süre alacaktır. Ama tek şansımız budur çünkü böyle büyük bir pazar için kurulan sermaye ile iktidarın güç birliğine halkın tokadından başka derman yoktur…

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version