Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Planlama ve Mimarlık Alanının Son On Yılı Sempozyumu

Editörler: Ebru BAYRAM – Çare Olgun ÇALIŞKAN

Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nce 11-12 Haziran 2009 günlerinde düzenlenen “Planlama ve Mimarlık Alanının Son On Yılı Sempozyumu” ile Türkiye’de planlama ve mimarlık alanındaki “son 10 yıl”a ilişkin gelişmeler, yaklaşık 20 bildiri sunumuyla ele alındı.

 

Sempozyumun amacı, kent mekânını biçimlendiren mimarlık ve planlama alanlarında son 10 yıldır yaşanmakta olan değişimin ve bu değişimin arkasında yatan dinamiklerin çözümlenmesi, tartışılması, yeni bilgilerin ve bakış açılarının paylaşılmasıydı. Amaca yönelik olarak sempozyum oturumları “Küresel ve Yerel Politikaların Planlama ve Mimarlık Alanına Etkileri”, “Planlama Alanında Karar Süreçlerinin ve Kamunun Düzenleyici Rolünün Değişimi”, “Yaşam Kültürünün Değişimi ve Konut, Merkez İşlevlerinin Tasarıma Yansıması”, “Tarihi Çevrede Yenileme ve Kentsel Dönüşüm Tartışmaları”, “Küresel ve Yerel Etkilerin Değiştirdiği Kentler ve Mimarlığın Dili” başlıkları ile ele alındı.

11 Haziran 2009 Perşembe günü açılış konuşmaları ile başlayan sempozyumun ilk oturumu Doğan Hasol başkanlığında yapıldı. Oturumun konuşmacılarından İlhan Tekeli, 1977’de DPT’nin yerleşmeler sistemlerini ortaya koyduğu çalışmalardan bu yana hiçbir “beşeri coğrafya” analizinin yapılmadığını ve 1980 sonrası yerleşme sistemimizdeki dönüşümün yeni bir şekil aldığına değindi. Bu dönüşümü İstanbul üzerinden detaylandıran Tekeli, İstanbul’un sanayide aşırı yol almış bir kentten, küresel sermayenin özellikle emlak yatırımları bakımından ilgisini çeken bir kentsel bölgeye evrildiğini dile getirdi. Böylece son yılların kentsel dönüşüm trendi ve sayıları yüzleri aşan dönüşüm projelerinin yaslandığı arka planı genel çerçevesiyle ortaya koyan Tekeli, planlama sistemi-aktör uyumundan bahsederek “aktör ontolojisi” kavramı ile çözüme yönelik yeni bir açılım ortaya koydu.

Anlatımını renkli ve düşündürücü mimari yapı-detay fotoğraflarıyla birlikte yapan Uğur Tanyeli, "21. yüzyıl Başlarken Türkiye Mimarlığında Lümpen-Tarihselcilik" başlıklı sunumuna öncelikle “lümpen” kavramının farklı açılımlarını belirterek başladı. Mimari açıdan geçirdiğimiz son 10 yılda özellikle kamusal alanda yapılan yeni yapılar ve restorasyon çalışmalarında yeniyi ve eskiyi bir araya getirme çabasının baskın olduğunu ifade eden Tanyeli, oksimoron olarak nitelendirdiği bu çalışmaları Türkiye’nin bir çok yerinden verdiği örneklerle pekiştirdi. Verdiği örneklerin gülünçlüğünden çok, gülünçlüklerini konuşamama durumuna dikkat çeken Tanyeli, Eskişehir kent merkezindeki bir köprü süslemesinden, Adana’daki bir cami mimarisine kadar uzanan bu örnekleri yadsımak yerine ciddiye almak gerektiğini belirtti.

"Küresel ve Yerel Politikaların Planlama ve Mimarlık Alanına Etkileri" konulu ikinci oturumun konuşmacılarından Oktay Ekinci, Türkiye’deki son on yılda imar yönünden değişimi gözler önüne seren etkileyici sunumuyla ilk günün öne çıkan isimlerindendi. TOKİ ile Kültür ve Turizm Bakanlığına tanınan imar ve planlama ayrıcalıklarının kentsel alanlardaki yansımalarını ortaya koyan Ekinci, değişik illerden verdiği örneklerle var olan sorunun ülkesel bir yayılım gösterdiğini vurguladı. Gökdelenlerle bezeli bir gayrimenkul ve AVM (Alışveriş Merkezi) cenneti olmaya devam eden İstanbul’da Dubai Kuleleri ile alevlenen Büyükdere aksındaki yüksek imar hakkı ayrıcalıklarındaki asıl nedenin, Boğaz Manzarasından nemalanmak olduğunu ifade eden Ekinci, bu iddiasını Dubai Kulelerinin İngilizce broşürlerindeki cümlelerde saklı olan “Boğaza nazır bir yaşam daveti” ile ilişkilendirdi.

Sempozyumun ikinci ve son gününde Zeynep Enlil başkanlığındaki 7. oturum Aslı Kıyak İngin’in, 5366 kanunun kabulünden sonra tarihi sit alanlarında başlayan dönüşüm sürecini, sosyal çöküntünün nasıl başladığını ve Sulukule’ye yansımalarını aktarması ile başladı. İlknur Urkun; 80’lerden günümüze kentsel dönüşüm ve Haydarpaşa Garı’nın mücadelesini vurguladı. Neo-liberal politikaların kentsel alanlardaki etkisinin kullanım değişimi yerine değer değişimini önceleyen bir yol izlediğini vurgulayan Urkun, projeciliğin yerini bilimselliğin alması ihtiyacına değinerek sözlerini tamamladı. Oturumun devamında,  “Konut Hakkı için Asya Koalisyonu”nun (Asian Coalition for Housing Rights -ACHR)’nun kurucularından Arif Hasan’ın “Yeni Kentsel Gelişme Paradigması ve Karaçi’den Sivil Toplum Yanıtları” başlıklı konuşmasında, kentsel dönüşümlerle fakir toplulukların nasıl dışarı itildiklerini anlatarak ülkemiz dışından da son on yıl değişimlerini görmemizi sağladı. Dünya bankasından gelen fonların başarısız kullanımı ve hükümetin büyük projelerle halkın elit grubuna hizmet etmesinin olumsuzluklarını vurguladı. Koruma alanındaki çalışmalarıyla tanınan Nur Akın, konuşmasında 5366 sayılı yasayı eleştirerek, ülkemiz koşullarında uygulanmasının yarattığı soru işaretlerine dikkat çekti. Ülkemizin soyut mirasları olan Sulukule, Süleymaniye, Tarlabaşı, Fener, Balat bölgelerine dikkat çekerek, gelişmiş ülkelerde somut miras korumacılığının yerini soyut miras korumacılığına bıraktığını dile getirdi. Emel Göksu, Kemer Altı Tarihi Kent Merkezi Örneği ve Kadife Kale Bölgesini ele alarak, İzmir’deki dönüşüm uygulamalarını aktardı. Oturum, İclal Dinçer’in kentsel yenileme alanlarındaki aktörlere dikkat çeken ve toplu konut yasası, belediye kanunu ve yenileme alanlarının sit alanlarındaki etkilerini vurgulayan konuşmasıyla sonlandı.   

Orhan Hacıhasanoğlu’nun başkanlığındaki 8. oturumda Berna Dikçınar Sel, ekrana yansıttığı bir dizi fotoğraf sonrasında “bu fotoğraflar nereye ait olabilir?” sorusuyla başladı ve yanıtın Midyat olduğunu üzülerek belirtti. “Kimliğini yitiren standartlaşan kent: Midyat” başlıklı sunumuyla Midyat - Eslem arası kentsel gelişimin olumsuzluklarını, Midyat‘ın özgün dokusunun nasıl bozulduğunu anlatarak gözler önüne seren Sel, stüdyo öğrencilerinden birinin hazırladığı ve beğeniyle izlenilen Midyat kısa filmiyle sunumunu tamamladı. Bülent Onur Turhan, Dijital Tasarım Süreçlerinin planlama ve mimarlık alanında son on yılda dönüştürdüklerine değinirken; Uygar Yüksel ise mimarlığın son yıllardaki aktörleri ve İstanbul’da son on yılda büyük artış gösteren Rezidansları mercek altına aldığı sunumuyla oturuma eşlik ettiler. Tülin Görügülü’nün İstanbul’da gelişen Küresel Mimarlığı karşılaştırmalı örneklerle ortaya koyduğu ve insan ölçeğinin mimari mega yapılar yanında ne denli önemsiz bir hal adlığı gerçeği ile oturum tamamlandı.  

Sempozyum Zekai Görgülü’nün yönetiminde Korhan Gümüş, Alper Ünlü, Ahmet Turgut, Çağatay Keskinok, Feridun Duyguluer, Murat Tabanlıoğlu ve Emre Arolat’ın konuşmacı olarak katıldığı değerlendirme paneli ile son buldu.

Son on yılın imar, yapılaşma, planlama, teknoloji ve değişen yönetmelikler ile incelendiği sempozyum, kimliği değişen tarihi kentleri, kentsel dönüşümün tüm yanlışlıklarını, son on yılda gelişen dinamikleri, Avrupa’daki yansımaları ve İstanbul’da nasıl bir çevre yaratıldığını gözler önüne serdi. En önemlisi de onlarca mimar ile şehir ve bölge plancısını yan yana getirebildi ve ortaya çıkan kent manzaralarının hepimizin ortak sorunu olduğu gerçeği benimsendi.

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version