Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Çarşamba Seminerlerinde bu hafta: Dominik Cumhuriyeti’nde Kentsel Toplumsal Hareketler: Barınma Hakkı Koalisyonu

Editörler: Merve AKAR, Derya ENGİN

Çarşamba Seminerleri’nin 6 Mayıs 2009 tarihindeki konuğu “Dominik Cumhuriyeti’nde Kentsel Toplumsal Hareketler: Barınma Hakkı Koalisyonu” konulu sunumuyla Yaşar ADANALI’ydı.

2007 yılında Latin Amerika’da, Karayipler bölgesinde yer alan Dominik Cumhuriyeti’nin başkenti Santa Domingo’da mücadele veren Barınma Hakkı Koalisyonu’nda çalıştığı 6 aylık dönemdeki gözlemlerini seminer katılımcılarıyla paylaştı. Kentte kötü koşullarda yaşayan, barınma hakları adına mücadele veren halkla birlikte yaşadıklarını, halkın örgütlenme modelini ve bu hareketin pozitif ve negatif yönlerini sunumunda aktardı.

“Latin Amerika’daki kentsel dinamikler ve toplumsal hareketler ilgimi çekiyordu.”

Lisans eğitimini Siyasal Bilimler üzerine tamamlayan Adanalı, ardından İngiltere’de toplumsal kalkınma pratiği üzerine yüksek lisans çalışması yapmış. Çalışmalarında kent yoksulluğu, sosyal dışlanma ve konut sorunu üzerine odaklanmış. “Yüksek lisans yaparken Latin Amerika’daki kentsel dinamikler, bölgenin sosyal yapısı, toplumsal hareketler ilgimi çekiyordu. Bu süreçte Latin Amerika hakkında araştırmalar yaptım. Dominik Cumhuriyeti’nde bir koalisyonun olduğundan haberdardım. Bir hocam vasıtasıyla iletişime geçtim ve buradaki zorla yerinden edilme durumuna karşı verilen toplumsal mücadeleye destek olmak için Dominik Cumhuriyeti’ne gittim.” dedi.

“Dominik Cumhuriyeti Karayipler’in en büyük ekonomisi fakat yaşam kalitesi diğer ülkelere göre çok düşük”

Yaşar Adanalı sunumuna ülkenin genel yapısıyla alakalı açıklamalarla başlıyor;

Dominik Cumhuriyeti bir ada ülkesi ve bu adayı Haiti ile paylaşıyor. Ülkenin ekonomik durumu Haiti’ye göre görece iyi olduğu için göç alıyor. Ağırlıklı olarak melez bir nüfusa sahip olan ülkede Avrupa kökenli beyazlar, Afrika kökenli siyahlar, kendilerini yerli olarak tanımlayanlar yaklaşık 9,5 milyonluk bir nüfusu oluşturuyor. Ülke genç bir nüfusa sahip. Genellikle Hıristiyan Katolik bir nüfus olduğunu fakat yerel pratiklerin buradaki dini yapıyı etkilemiş. Burada bir Afrika etkisini fark ediyorsunuz. Haiti kökenli Dominiklilere karşı etnik ayrıcılık yapılıyor ve şu anki hükümet tarafından da bu durum destek görüyor.

Dominik Cumhuriyeti’nin 1980 öncesinde muz, kahve ve tütün ihracatı yapan tarımsal bir ekonomiye sahip fakat 1980 sonrasında -özellikle 1990’larda- özelleştirmelerin yoğunlaşıyor. 1980 sonrasında ülkenin yaşadığı neoliberalleşme Türkiye ile benzer özellikler gösteriyor. Dominik Cumhuriyeti’nde az sayıda, nüfuzlu ve zengin ailenin birçok konuda (özellikle toprak) hak iddia ediyor. Komşu ülkelerle karşılaştırıldığında Dominik Cumhuriyeti’nde GSMH yüksek fakat insani kalkınma endeksine göre ülke içinde bulunduğu bölge standartlarının altında bir değere sahip.  Bu durum ekonomik büyümenin üst sınıfların lehine olduğunun bir göstergesidir. Bu durumun ülkede sınıflar arası uçurumun çok derin olmasına neden oluyor.

Santa Domingo Deneyimi …

Santa Domingo’nun fiziksel olarak İstanbul’a benzediğini ve Santa Domingo’da kendisinin de bir işçi mahallesinde kaldığını söyleyen Adanalı sunuma şu şekilde devam ediyor…

Kentin ortasından geçen kenti iki parçaya bölüyor. İstanbul Boğazı’nda paha biçilmez yalılar yer alırken Santa Domingo’da nehir kenarında gecekondular yer alıyor. Kentin nüfusu 3 milyondan biraz fazla. Ekonomideki büyüme kentin büyümesiyle örtüşüyor, kent çeperlerinde kırsal göçmenler ikamet ediyor. Kentin çok büyük bir trafik problemi var. İşçiler kent çeperinde yaşıyor şehir merkezine iş-ev seyahatleri için günde 4 saat harcıyorlar.

1990 sonrasında ülkenin önemli bir kaynağını oluşturan turizmin, başkent Santa Domingo’da kentsel dönüşümü de gündeme getirdiğini görüyoruz. Anıt eserlerin yapımının gündeme gelmesiyle 1986-2002 yılları arasında 30.000 aile mağdur duruma düşüyor. Kent merkezinde 200.000 konut yıkım tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor ve bu konutların %75’i tapu sahibi değil.

Nehir kenarındaki gecekonduların 1980’lerde yıkılması karşısında barınma hakkı mücadelesinin kökleri atılıyor ve bir barınma hakkı koalisyonu oluşturuluyor.

Bir işçi mahallesi: Villa Esfuerzo

Sunumun ilerleyen kısmında Santa Domingo’da kentin çeperinde küçük bir işçi mahallesi olan Villa Esfuerzo’daki deneyime odaklanıyoruz…

2005 yılında 200 konutluk mahallenin tamamı yıkılmış. Burada yer alan 200 konuttan 100 tanesinin tapulu olmasına rağmen yıkımlar gerçekleşmiş. Yaşar Adanalı yıkımların gerçekleşmesinin başlıca sebebinin arazinin mülkiyetini elinde bulunduran ailenin rant elde etme çabası olduğunu söylüyor.

Yaşar Adanalı yaşadığı mahalledeki durumu; “Villa Esfuerzo’da yıkımlar sonrasında halk evlerini bırakmama kararı alıyor. Latin Amerika genelinde yaygın olan “komşular birliği” örgütlenmesiyle hak arayışlarını sürdürüyorlar. 2005 tarihinde gerçekleştirilen yıkımlar bu dönemde ülkede bulunan BM Danışma Kurulu’nun dikkatini çekiyor ve kent yöneticileri burada yaşayanlara bir proje vaat ediyor. 2 yıl projenin gerçekleşmesi bekleniyor. 2007 yılında benim mahallede bulunduğum dönemde bekleme sürecini yeniden yönlendirme işine giriştik.” şeklinde açıklıyor.

RED - Barınma Hakkı Koalisyonu…

Villa Esfuerzo’daki durumu ve örgütlenmeyi anlatan Yaşar Adanalı devamında Barınma Hakkı koalisyonunu ve koalisyonun işleyişine değiniyor.

Koalisyonun işleyişinin temelinde mahalle örgütlenmeleri bulunuyor. Villa Esfuerzo’da bunlardan bir tanesi. Buna benzer yaklaşık 60 mahalle derneği bulunuyor ve derneklerden birkaçının bir araya gelmesiyle komite kurulabiliyor. Komitelerin kendi aralarında birleşmesiyle belediye koordinasyon merkezi kurulabiliyor.

 

Kaynak: Yaşar Adanalı’nın 6 Mayıs 2009 Tarihli ”Dominik Cumhuriyeti’nde Kentsel ve Toplumsal Hareketler: Barınma Hakkı Koalisyonu” isimli sunumundan alınmıştır.

Koordinasyon kurulu; koordinatör görevinin dışında, kampanyalar yürütmek, eğitime destek için çeşitli işler yapmak vs. gibi birçok proje gerçekleştiriyor, her bu konu başlığı için bir mahalle ve derneği sorumlu oluyor. Koordinasyon kurulunun yürüttüğü işlerde STK’lardan teknik destek alınıyor. Ciudad Alternativa (Alternatif Şehirler) adlı bir sivil toplum kuruluşu, koalisyonun önemli destekçilerinden biri. “Alternatif Şehir” isimli STK mimarlar, avukatlar, plancılar aracılığıyla mahallelere alternatif planlar, projeler hazırlıyor. Uluslararası kalkınma ajansları ve Kilise (Latin Amerika’daki devrimci yaklaşımı anımsatan sol, ileri görüşlü kilise) fonundan yararlanan Ciudad Alternativa, fiziki ve insani kaynağı çok yüksek bir STK olarak koalisyonda yer alıyor.

Koalisyonun içindeki STKlardan, sosyal araştırmalar yapanı genelde mahallelin olduğu yerel kalkınma uzmanları belirliyor. Ayrıca her mahalleye eğitimli bir kişi “kolaylaştırıcı” olarak gönderiliyor. Bu kolaylaştırıcı mahallenin kalkınmasına; sorun belirleme, çözüm üretme, örgütlenme gibi konularda mahalleye destek oluyor. Kolaylaştırıcılar, düzenli olarak mahallenin tüm paydaşlarını bir araya getiren forumlar düzenliyorlar ve yerel yönetime belirledikleri tüm sorunları ve çözüm önerilerini sunuyorlar. Dolayısıyla yerel yönetim de katılımcı bir süreç izliyor, mahalleli projelere katılıyor.

Başka bir STK koalisyona hukuki destek veriyor; mülkiyet, yerel – mahalli gelişimle ilgili yasa tasarısı hazırlamaya dayalı çalışmaları var.

Sunumun devamında RED’e tüm mahalleli ve STKlar dışında; kilise, bazı siyasi gruplar, üniversitenin şehir ve bölge planlama bölümü, taşımacılar sendikası, bazı Latin Amerika dayanışma sendikalarının da destek olduğunu öğreniyoruz.

 Koalisyon Çalışmaları…

Koalisyon, düzenli olarak koordinasyon toplantıları düzenliyor. Tüm mahalleliler her hafta iki saatlik yoldan bu toplantıya katılmak için geliyorlar. Bu toplantılara katılmalarının en önemli sebebini örgütlenmedikleri takdirde sorunlarının çözülemeyeceğini bilmeleri, kendilerine kendilerinden başka dayanak olmadığının farkında olmaları oluşturuyor. Bu toplantılara ayrıca kolaylaştırıcılar da katılıyor.

Bu toplantılar sırasında yıllık stratejik plan hazırlanıyor, bu planlarla haftalık toplantıları mahalleye taşıyorlar ve mahalleye desteklerini gösteriyorlar. Hukuki mücadeleye dair çalışmalar yürütülüyor, alternatif yerel gelişim planları hazırlanıyor, planların uygulanması için baskı uygulayabilmek amacıyla belediye sosyal forumlarını gerçekleştiriyorlar. Koalisyonun çalışmaları sonucunda; mahalleye üniversite tarafından stratejik plan yapımı ve hukuki süreçler konusunda eğitim veriliyor. Çeşitli kampanyalar yürütülüyor, bazı eylemler-gösteriler düzenleniyor, diğer toplumsal hareketlerle (çiftçiler vs.) iletişim ve dayanışma sağlanıyor. Mahalle ile resmi kurumlar arası iletişim kuruluyor, kooperatifleşme çalışmaları yürütülüyor. Uluslararası dayanışma ağları ile işbirliği çalışmaları yürütülüyor. Bu çalışmaların en önemli örneği; II. Kent Yurttaşları Üniversitesi etkinliği.

  

Kaynak: Yaşar Adanalı’nın 6 Mayıs 2009 Tarihli ”Dominik Cumhuriyeti’nde Kentsel ve Toplumsal Hareketler: Barınma Hakkı Koalisyonu” isimli sunumundan alınmıştır.

Taşımacılar Sendikası Koalisyona Destek Veriyor…

9 milyon nüfusluk ülkede 1 milyon kişiyi istihdam eden ulaşım sektöründe her türlü araç kullanılıyor; motor-taksi, taksi dolmuş, taksi, dolmuş, otobüs… Ülkede tüm araçlar çok eski ve bakımsız durumda. Devlet ulaşımda yolları önce kamulaştırıp sonra özelleştirmek istiyor. Metro yapımı için çok yüksek miktarda yatırımlar yapıyor. Kent ulaşımının %80’ini elinde tutan sendika, halk için büyük önem taşıyan sektörde - özellikle metro ve özelleştirme konularında - devletin tutumuna karşı duruyor. Hükümet ile sürekli olarak bir çatışma yaşanıyor.

Sendikanın sürekli olarak, kent genelinde yaptığı grevler çok etkili oluyor. Sendika, devlet tarafından paydaş olarak algılanmak, ulaşım politikalarının hazırlanma aşamasında sürece dahil olmak istiyor. Sendika sürekli olarak tüm çalışanlarına eğitimler veriyor, yuvarlak masa toplantıları, ulaşım politikalarının gelişmesi için çalışmalar yapıyor. Ayrıca sürekli olarak etnik ayrımcılığa, kadına şiddete karşı duruşunu ortaya koyuyor ve çalışanlarını yaptığı konuşmalarla bu konuda yönlendiriyor.

Sonsöz: Barınma Hakkı Koalisyonunun  Değerlendirmesi

Yaşar Adanalı’nın kişisel gözlemlerine göre mahalli liderlerin; toplumsal mücadeleye, sosyal adalete, yoksullukla mücadeleye ve sosyal katılıma inancı çok yüksek seviyede. Toplumsal hareketlerin farklı grupları arasında dayanışma olması, barınma sorununa bütüncül yaklaşılması, koalisyonun çok güçlü bir organizasyon yapısının olması çok önemli faktörler arasında yer alıyor. Yapılan stratejik planlamanın katılımcı olması, yerel profesyonellerin ve STKların dayanışma ve teknik destek için hazır bulunması, eşitlikçi yaklaşım ve çıkar güdülmemesi koalisyonun olumlu yanlarını oluşturuyor.

Tüm bunların yanı sıra koalisyon ve örgütlenmedeki negatif gözlemlerini de dile getiriyor. Koalisyon ile koordinasyon ve yerel gruplar arasındaki bağın zayıf olması, koalisyonun şu anki kiliseden ve imece usulü elde ettiği kaynaklar yerine sürdürülebilir bir finansal yapıya ihtiyacı olması gerektiği gibi. Özellikle koalisyonun görünmez olması tanınmaması bir sorun oluşturuyor. Koalisyonun, “Barrio”ların dışında bağlantılarının olmaması, devletten, sanatçılardan, entelektüellerden, başka sınıflardan destek almaması konusunda önemli eleştirileri olan Yaşar Adanalı, koalisyonun daha entegre ve yaratıcı kampanyalara ihtiyacı olduğunu söylerek, “cemaat lideri” dilinin, “cemaat temsilcisi” ile değişmesi gerektiğini ve kadınların sadece mahalle ölçeğinde değil tüm koalisyon bazında etkin olması gerektiğini söyleyerek sunumunu sonlandırdı.

Seminere katılanlardan birinin sorusu üzerine İstanbul’daki hareketlerle yaşadığı deneyimi karşılaştıran Adanalı, İstanbul’daki gelişmeleri yeni yeni gözlemleyebildiğini söyledi. İstanbul’daki barınma hakkıyla ilişkili hareketlerin bölünmüşlüğüne değinerek yapılması gerekenin ise mücadele alanlarının bir araya getirilmesi olduğunu sözlerine ekledi.

 

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version