Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

İmece - Toplumun Şehricilik Hareketi 3. Yıl Forumu Değerlendirmesi

Büyük çelişkiler ve eşitsizlikler içerisinde yaşıyoruz. Kentlerimize her gün yenisi eklenen ve rahat bir yaşam vaat eden konut alanlarının, alışveriş merkezlerinin, yeni altyapı yatırımlarının aslında toplumun yalnızca bir kesimi için yapıldığının farkındayız. Evlerimizin, çalışma alanlarımızın, okullarımızın, hastanelerimizin, ormanlarımızın elimizden alınmakta olduğunu yaşayarak görüyoruz. Kâr uğruna ve belli bir kesimin çıkarı için halka yapılan bu saldırılara karşı “yaşamı savunma” mücadelemiz büyüyerek sürüyor. İnsanca yaşama hakkı mücadelemiz sürdükçe, başka bir hayatı umut etmek, hatta bugünden kurmak için bilimden, doğadan, toplumdan, dayanışmadan yana ve hep bir arada durmak gerektiğini daha iyi anlıyoruz.

Üç yıldır yürüttüğümüz çalışmaları değerlendirmek ve önümüzdeki süreçte yürüteceğimiz çalışmalara yön verebilmek için gerçekleştirdiğimiz 3. Yıl Forumu gerek İMECE gerekse mücadelenin diğer aktörleri açısından önemli değerlendirmelerin yapıldığı bir toplantı oldu.

Kültür ve finans kenti olarak İstanbul’un yeni kimliği giderek belirginleşiyor. Bu kimlik İstanbul Çevre Düzeni Planı’yla da destekleniyor. 2010 Kültür Başkenti Projesi, İstanbul’un kimin için planlandığı ve kim tarafından yönetildiği ya da kime hazırlandığı sorularını çokça sormamıza neden olan bir proje. Bu projenin anlamı ve sonuçları önümüzdeki sene mücadele edeceğimiz alanlardan birisi olarak kendini dayatıyor. İstanbul için biçilen bölgesel finans merkezi kimliği yaşamakta olduğumuz saldırıların küresel temelini oluşturuyor. Bu bağlam çerçevesinde söylem üretmek ve eylemler gerçekleştirmek giderek önem kazanıyor. İstanbul’a biçilen bu iki kimlik kent toprağının uluslararası sermayeye açılarak, ayrıcalıklı bir kesimin kar elde etmesi, lüks içinde yaşamasına zemin hazırlıyor. İstanbullulara ise eğer İstanbul’da kalabilirlerse, en iyi ihtimalle bu kesime hizmet etme görevi düşüyor. Bizler bu koşullara karşı çıkıyor ve “Emeğin Başkenti İstanbul” söylemini bıkmadan usanmadan tekrarlamayı önümüze koyuyoruz. Bu kapsamda “İstanbul’u Neler Bekliyor” başlığı altında görsel ve yazılı çalışmalar yapılacak. İstanbul Kültür Başkenti Projesi’nin iyice keskinleştirdiği çelişkileri ele alarak görünebilirliğine katkı sağlayacak bir film çalışması önümüzdeki yılın uzun soluklu çalışmalarından biri olacak.

İstanbul kentine yapılmak istenen en büyük saldırılardan biri olan 3. Köprüye karşı mücadelemize devam edeceğiz. İMECE 3. Köprüye ilişkin raporu en kısa sürede sonuçlandırarak, kısa film, broşür, basın açıklaması, miting vb. daha birçok araçla mücadelesini güçlendirerek 3.Köprüyü yaptırmayacaktır.(Karayolları RANT Lobisine duyurulur)

Kentlerimizin tümünde insanları evlerinden eden, borç altına sokup kalitesiz konut alanlarında yaşamaya mahkum eden TOKİ’ye karşı yürüttüğümüz çalışmalara da TOKİ toplum yararına çalışan bir kuruma dönüşünceye kadar devam edeceğiz. Bugünkü yapısıyla kısa vadede bu dönüşümü gerçekleştiremeyecek kadar kötü ve geri bir noktada olan TOKİ, uzun erimli ve çetin bir mücadele olarak önümüzde durmaktadır. İMECE, TOKİ'nin planlı kentleşme, ucuz konut, kira öder gibi ev sahibi olma, deprem gibi söylemleriyle uygulamalar arasındaki çelişkiyi, uygulamalarda ortaya çıkan sorunları ve tüm süreç içerisindeki aldatmacaları gün yüzüne çıkarma, görünebilir kılma noktasında çalışmalarını genişletecektir. Bu doğrultuda, TOKİ uygulamalarına yönelik bir belgesel film hazırlanması İMECE’nin önümüzdeki dönem programına aldığı önemli hedeflerinden biridir.

Kamu arazileri kent merkezlerinden başlayarak hızla satılıyor, satılan arazilere yapılan rezidansların kimler için olduğu sorusu bir kenarda dururken kamusal hizmet sunması gereken alanlar peşkeş çekiliyor. İstanbul’da hizmet sunacak kamu arazileri tükenmektedir, sıra eğitim ve sağlık alanlarına, dolgu alanlarına, yeşil alanlara gelmiştir, yarın neye geleceği ise meçhuldür. İmece kamu arazilerinin satılışına yönelik bir harita ve sergi yapmayı önüne koymuştur. Satılan, satılması düşünülen, valilikçe satılacağı açıklanan okulların listelenerek, Eğitim-Sen’in desteğiyle harita, okulların mezunlar derneğinden elde edilecek fotoğraflar ve güncel fotoğraflarla bir sergi çalışması yapacaktır. Bu çalışmayı sağlık tesisleri takip edecek, uzun dönemde satılan tüm kamu arazilerine ilişkin bütüncül bir değerlendirme yapılabilecektir. İmece geçmişte olduğu gibi önümüzdeki bir yıllık süreç içerisinde de okuluma dokunma, hastaneme dokunma, herkese sağlık güvenli gelecek, kent çalışma grubu gibi içerisinde yer aldığı platformların işlerini paylaşarak, örgütlenmelerinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirecektir.

Kentsel dönüşüm mahallerinde yürütülmekte olan mücadelelere yenileri ekleniyor, mücadeleler yeni boyutlar kazanıyor. İMECE’nin üç yıldır mahallelere vermekte olduğu destek önümüzdeki süreçte güçlenerek devam edecek. Bu desteğin nasıl daha etkili bir hale getirilebileceği sorusunun cevapları hiç yorulmadan aranacak. Her mahallenin koşullarına özgü çözümler, üç yıldır hiç taviz vermediğimiz ilkelerimiz çerçevesinde yaratılacak. Fakat mücadele tek vücut devam edecek. Süreç içinde İMECE’ye biçilen en önemli görev mücadelelerin birleştirilmesiydi. Bu görevin önemi gün geçtikçe artıyor. İMECE bu anlamda katkı sağlayacağı düşünülen internet üzerinde her bir mahallenin kendi öyküsünün ve güncel haberlerinin yer aldığı bir ağın kurulmasına yönelik olarak ilk adımı kendi internet sitesine “mahallelerimiz” bölümünü ekleyerek gerçekleştirmeyi kısa vadeli eylemleri içerisine almıştır.

Mahallelerin bir araya gelmesi, birlikte hareket etmesi, deneyimlerini paylaşmaları, yalnız olmadıklarını görmeleri ve birbirlerini desteklemeleri yalnızca internet üzerinden gerçekleşmesi mümkün olmayan bir ilişki ağını gerektirmektedir. Bu ilişki ağının yalnızca toplantılar üzerinden yürüyemeyeceği de aşikardır. İMECE’nin önümüzdeki dönemde hedef olarak belirlediği en önemli konulardan biri de çeşitli etkinlik ve eylemlilikler üzerinden mahalleleri bir araya getirerek birlikte hareket etmenin verdiği avantajlarla mücadelelerin güçlenmesini sağlamaktır.

Mahalleler arası koordinasyonun ve birlikteliğin sağlanması mücadelenin önemli bir ayağıdır. Ancak dönüşüm politikalarının ucu küresel düzene ve politikalarına dayanmaktadır. Kurumlarımız şirketlere, vatandaş ise müşteriye dönüşmektedir. Forumda da sıkça dile getirildiği gibi yasal değişiklikler bu dönüşümü desteklerken, işçiler, memurlar, emekliler, öğrenciler, işsizlerden oluşan büyük halk kitleleri bu sürecin kaybedenidir. Her akşam televizyon ekranlarında izlediğimiz ıslatılarak dövülen insanlar (bizleriz), bu gerçeği bizlere acı bir biçimde hatırlatmaktadır. Dolayısıyla yasal ve yönetsel değişikliklere karşı mücadeleyi, mahalleri, meslek odaları, sendikalar ve üniversitelerle bir araya getirerek genişletmek  önemlidir. Geçmiş kazanımlarımızın elimizden alınmasını önlemeli ve daha fazlasını elde etmeyi ortak hedef haline getirmeliyiz. Parasız eğitim ve sağlık, sağlıklı çevre, barınma hakkı, engelli hakları gibi yaşamamız için gerekli olan ne varsa bugün yeniden mücadele konusu olmuştur. Bu mücadelenin kazanılması öğretmenin kentsel dönüşüme, sendikaların üçüncü köprüye, gecekondu halkının okulların satılmasına karşı çıkmasını gerektirmektedir.

Forumda yapılan tartışmalar ve öne çıkan meseleler bir kez daha göstermektedir ki tüm bu saldırılar kentlerin kendi başlarına yaşadıkları bağımsız süreçler değildir. Yaşam alanlarımıza, kazanımlarımıza yapılan saldırıları, sınıfsal konumlardan ayrıştırarak anlamlandırmamız mümkün gözükmemektedir. Bu noktadan hareketle toplumsal dönüşümden bağımsız mekana yönelik taleplerin yetersiz kalacağı açıktır. Değişim değerinin yerine kullanım değerinin savunulması sadece kentsel mekana yönelik değil, tüm insani ihtiyaçlarımıza yönelik olmalıdır. Çünkü dönüşüm sadece mahallelerimizde değil toplumsal yaşamımızın tamamında yaşanmaktadır. Dolayısıyla kentsel dönüşüme karşı yapılan bir direniş, mahallede çalışan insanların çalışma alanları ellerinden alındığında, çocuklarının parasız eğitim alma şansı kalmadığında, ulaşımda saatler ve milyonlar harcadığında işlevini yitirecektir. Bugün yapılması gereken başka bir kentin ve başka bir yaşamın nasıl olacağını birlikte tarif etmek ve bu doğrultuda mücadeleyi büyütmektir. İMECE’nin ilkelerinde de ifade edildiği biçimiyle, “hareket mevcut sistem karşısında savunmacı değil, kendi kendini kuran ve herkesi kapsayan bir alternatif olmayı amaçlar.” Bu mücadele toplumsal hayatımızı ve yaşam alanlarımızı toplumdan yana dönüştürmenin mücadelesidir.

Yaşam alanlarımızı yaratmak için yılmadan çalışmaya devam ediyoruz. Topluma karşı yaratılan politikalarla ve uygulamalarla olan mücadelemiz, yaşadığımız süreçlerin dışında başka bir dünyayı kurmak üzere toplumun içinden büyüyerek devam edecek…

Gücümüz birliğimizden geliyor.

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version