Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Dünya genelinde BKA gelişimi

Dünya Genelinde BKA Gelişimi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkileri ve hızlı teknik/teknolojik gelişmeler sonucu, gelişmiş Batı ülkelerinde bölgelerarası farklılıklar daha da belirgin hale gelmiştir. Fransa’da Paris ve çevresinin, ülkenin geri kalan diğer bölgeleri toplamından daha büyük bir gelişme düzeyine ulaşması, İtalya’da kuzey/güney farklılaşmasının tamamen iki farklı dünya yaratacak düzeye erişmesi, İngiltere’de İskoçya ve Galler’de eski sanayi bölgelerinin çökmesi sonucu yeniden yapılanma ihtiyacının ortaya çıkması, bu ve diğer Avrupa ülkelerinde bölgesel kalkınmaya dönük politikaların ve mekanizmaların oluşturulmasına yol açmıştır. Bu dönemde, gelişmekte olan ülkelerde ise sosyal ve ekonomik farklılaşmalar nedeniyle bölgesel kalkınma konusunun gündeme geldiği ülke sınırlı sayıdadır. Brezilya’da 1959’da kurulan Kuzeydoğu Bölgesi Kalkınma Ajansı (SUDENE) bu örneklerden biridir.

BKA’ların dünya genelindeki gelişim sürecinde bir diğer önemli örnek, 2. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkisi sonrasında kuzeyi ile güneyi arasındaki gelişmişlik farkı çok önemli boyutlara erişen İtalya’da görülmüştür. Kuzey ve güney bölgelerinin gelişmişlik farklılıklarına bağlı yabancılaşmaya başlaması, dengesizliğin çözümünü gerekli kılmış ve İtalya Parlamentosunca 1950 yılında az gelişmiş Güney İtalya’nın kalkınması için “La Cassa Per İl Mezzogiorno” (Güney İtalya Sandığı) adı altında bir kalkınma ajansı kurulmuştur (Dinler, 1994). Altyapı geliştirme, sanayi gelişimi önlemleri ve hızlı sanayi gelişimi şeklinde tanımlanan 3 etap halinde uygulanan kalkınma programı ile Güney İtalya’da, sanayi ağırlıklı 12 bölgesel büyüme kutbu geliştirilerek bölgeler arası dengesizliğin önüne geçilmiştir (Şekil 3).

Şekil 3. Güney İtalya’da Geliştirilen Büyüme Kutupları ve Sanayi Bölgeleri (Dinler, 1994)

1950’li yıllara kadar ABD, Avusturya, Fransa, İrlanda ve Belçika’da kurulmaya başlanan BKA’lar; Güney İtalya örneğinde olduğu gibi 2. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerini silmek ve ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla 1950’li ve 1960’lı yıllarda ağırlıklı olarak Avrupa ve Kuzey Amerika’da kurulmaya başlamıştır. Almanya, İngiltere, İtalya, Hollanda, İskoçya ve Galler’de 1960’lı ve 1970’li yıllarda, Yunanistan, İspanya, Danimarka ve Finlandiya’da ise 1980’li yıllarda kurulmaya başlanmıştır.

Avrupa’da ilk kez bölgesel gelişmişlik farklarının yüksek olduğu İtalya ve Birleşik Krallıkta ortaya çıkan ajanslar çok farklı yapılarda gelişmiştir. Birleşik Krallıkta BKA’lar merkezi hükümet tarafından kurulmuş ve buradan sağlanan finansal kaynaklar ile çalışmaya başlamışlardır. Daha sonra geliştirdikleri kimi varlıklar ile kısmen kendi kendilerini finanse edebilir hâle gelmişlerdir. Buna karşılık İtalya’da, koalisyon hükümetlerinin süreksizliği ve zayıf merkezi iktidarların etkisiz bölgesel politika anlayışlarına karşılık olarak Emilia Romagna bölgesinde 1973 yılında bölgenin büyüme amaçlı rekabetçi ekonomisini geliştirmek üzere bir ajans kurulmuştur. Avrupa’da ilk kurulan ajanslardan olan ve kuruluşları 1970’li yıllara dayanan İskoçya ve Galler Bölgesel Kalkınma Ajansları ise diğer kalkınma ajanslarının kurulmasında başarılı çalışmaları bakımından örnek olmuşlardır (Morgan, 1997; Akt: Erzi, 2005). Bu iki kalkınma ajansının örnek alınmasının nedenleri, alışılagelmiş kredi ve hibelerin ötesinde, kuruluşlara ortak olarak, özellikle küçük işletmelere danışma hizmetleri sağlayarak, araştırma ve geliştirme çabalarına destek vererek, tarım sektöründe toprağın verimini arttırıcı ve çevrenin korunmasına yönelik birçok yeni yöntem geliştirerek bölgelerinin gelişiminde önemli rol oynamış olmaları şeklinde özetlenebilir (Filiztekin, 2008).

1980 sonrası yeni dünya düzeni, mekanın algılanma biçimini değiştirmiş ve bu yeni mekansal kurgu içinde yerel kalkınma önem kazanırken, yerel odakların küresel sisteme eklemlenmesinde “bölgesel” ölçeğin önemi yeniden keşfedilmiştir (Ünsal, 2002). Bu dönemde Avrupa ve Avrupa Birliği tabanlı çalışmalarda bölge kavramı, ekonomik kalkınmanın sağlanabileceği ve bölgesel dengesizliklerin giderilebileceği en uygun politika ölçeği olarak kabul gördüğünden, BKA’ların önemi daha da artmıştır.

1990’lı yıllarda Avrupa Birliği’nin artan politik etkinliği ve rekabet edebilirliği arttırmaya yönelik bölgesel kalkınma fonlarını kullanıma sunması sayesinde, BKA’ların adedi ve yetkinlikleri hızlı bir artış göstermiş ve sadece Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki BKA sayısı 150’ye ulaşmıştır. Bu dönemde Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Polonya, Portekiz, Slovakya, İsveç ve Ukrayna gibi ülkelere BKA kurmaları Avrupa Birliği tarafından telkin edilmiş ve ajansların kuruluş aşamasında kendilerine finansman ve uzman desteği sağlanmıştır (Yılmaz ve diğ., 2007). Bu ajansları ortak bir platformda buluşturma ihtiyacıyla 1991 yılında Avrupa Bölgesel Kalkınma Ajansları Birliği (European Association of Development Agencies-EURADA) kurulmuş ve esas görevi (mevcut ortak amaçlarının dışında) AB’deki BKA’lar ile dünyadaki BKA’lar arasında ortak projeler yürüterek, AB adına danışmanlık hizmeti vermek olarak tanımlanmıştır (www.eurada.org; Akt: Erzi, 2005).

Türkiye için yeni bir kavram olmasına rağmen dünya geneline baktığımızda 1950’li yıllardan beri resmi olarak kurulmaya başlanmış olan Bölgesel Kalkınma Ajansları (BKA), etkin bir biçimde 40 yılı aşkın bir süredir Avrupa ve Amerika kıtalarındaki çeşitli ülke coğrafyalarında faaliyet göstermektedir (Ildırar, 2004 ve Yılmaz ve diğ., 2007).

İlk ortaya çıkışından bugüne BKA’ları gerektiren politikalar önce altyapı ve tarımın, ardından sanayinin (önce büyük ve kamu sektörü sanayi, sonra özel sektör ve küçük sanayi) ve bugün de hizmetler ve ileri teknoloji sanayinin desteklenmesine doğru bir değişim gösterirken, bölge ölçeği üzerindeki merkeziyetçi yönetim anlayışının yerini genel anlamda bölgesel-yerinden girişimciliğin aldığı görülmektedir. Bugün özellikle Avrupa Birliği oluşumu sonrası, ülkeler içinde belirgin “Bölgeler” en önemli birimler olarak ortaya çıkmıştır. Genel politika eğilimi ise bölgelerin ekonomik gelişme politikaları açısından gittikçe özerkleşmesi ve bölgelerin yabancı yatırımcıları bölgelerine çekmek amacıyla sağlıklı bir bölgelerarası kalkınma yarışına katılmaları doğrultusundadır. Bir bölgenin gelişmesinin, diğer bölgelerle rekabetçi bir yarışa girmesiyle mümkün olabileceği düşüncesine dayanan bu anlayış gereği, dünya genelindeki bütün bölgeler kendi kalkınma örgütlerini kurmaktadırlar (DPT, 2000).

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version