Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Merkezi İş Alanlarındaki Sektörel Dönüşüm - Bankalar Caddesi Örneği

Bu çalışmada, geçmişi 13.yy. Ceneviz Dönemine dayanan kozmopolit bir ticaret merkezi, liman kenti ve eski İstanbul’un Merkezi İş Alanı olan Galata’ da bulunan Bankalar Caddesinin farklı dönemlerde İstanbul, Türkiye ve Batı ülkelerinin politik, sosyo-kültürel ve ekonomik alanda yaşadıkları değişimlerin bölgeye yansıması ve bölgedeki sektörel yapıda yarattığı dönüşüm incelenmiştir.

Bu çalışmada, geçmişi 13.yy. Ceneviz Dönemine dayanan kozmopolit bir ticaret merkezi, liman kenti ve eski İstanbul’un Merkezi İş Alanı olan Galata’ da bulunan Bankalar Caddesinin farklı dönemlerde İstanbul, Türkiye ve Batı ülkelerinin politik, sosyo-kültürel ve ekonomik alanda yaşadıkları değişimlerin bölgeye yansıması ve bölgedeki sektörel yapıda yarattığı dönüşüm incelenmiştir.

 

 

Bankalar Caddesinin tarihi ile ilgili literatür araştırması yapılmış, kaynakçada belirtilen kaynaklardan yararlanılmıştır. Caddenin bugünkü mevcut durumunu anlayabilmek için anket yöntemi kullanılmıştır. Anket çalışması caddede yer alan 50 işyeri ile yapılmıştır. Ankette ödev konusuna girdi oluşturabilecek türde sorular yer almıştır. Cevaplar tablo haline dönüştürülüp, yüzde oranları bulunmuş, sonuçlar grafik haline dönüştürülmüş ve yorumlanmıştır. Anket yapılan işyerlerinin çoğunluğu, bulundukları mekanın tarihsel önemini farkında oldukları için çalışmayı hoşgörü ile karşılamış ve kolaylık sağlamışlardır. Ayrıca anket değerlendirmelerini de destekleyecek şekilde caddenin haritası üzerinden arazi kullanımları, bina yapım tarihleri, bina kullanımları gibi farklı sonuçların çıkarılabileceği haritalar üretilmiştir. Bu haritalar ile literatür araştırması ve mekan ilişkilendirilmiştir. Caddeden fotoğraflar ile araştırma görsel malzeme ile desteklenmiştir.

Çalışmanın birinci bölümünde şehirsel merkeziyetin gelişimi, kentlerin artan önemi ve kentteki fonksiyonların merkezde toplanması incelenmiştir. Bunun nedenleri; merkezin coğrafi konumu, ulaşım ağlarının kesiştiği nokta olması ve kentsel fonksiyonların çeşitlendiği mekan olmasıdır. Kent merkezleri idari, ticari, dini ve eğitim fonksiyonlarının yer aldığı yerlerdir. Kent merkezlerine kentsel fonksiyonların yoğunlaştığı mekanlar anlamına gelen MİA (Merkezi İş Alanları) denilmektedir. MİA kentsel ulaşılabilirliğin kolay olduğu, üst ve alt yapının yoğunlaştığı, gayrimenkul değerlerinin, katma değerin yüksek olduğu, gündüz nüfusunun fazla oluğu, konut dışı kullanımın yoğunlaştığı, çalışma ve konut alanlarının birbirinden ayrıldığı bölgelerdir. Ayrıca kentsel sorunların en karışık olduğu bölgelerdir.  Kent merkezleri kentteki dönüşümlerin yansıdığı mekanlardır, hizmet ettikleri etki alanları vardır.  İstanbul gibi çok merkezli bir kentte merkezler arasında etki alanlarına göre kademelenme oluşmuştur. MİA`larda nüfus yoğunlukları kentteki diğer bölgelere göre gün içersinde büyük farklılıklar gösterir. Çeşitli arazi kullanımlarının yer aldığı kent merkezlerinde kentin diğer bölgelerinde bulunmayan türde; perakende ticaret, servisler, bürolar gibi farklı ilişkiler yer alır. MİA`larda yer alan kullanımlar;  perakende ticaret, mali hizmetler ve büro hizmetleri, merkez bürolar, genel bürolar, otopark alanları, ulaşım fonksiyonu ve otel gibi konaklamaya yönelik kullanımlardır. MİA`lar kullanıcıya çeşit barındıran yapılarıyla kolaylık sağlamaktadırlar.

Kent merkezleri kentte yaşayan insanların günlük ve hayati ihtiyaçlarını karşılayabildikleri mekanlardır. Ticaret yolları üzerinde yer alan kentlerin, ticari faaliyetleri gelişmiş, ekonomik aktiviteleri artmış, böylece kent merkezleri oluşmuştur. Gelişmiş kentler genellikle ticaretin yoğun olduğu liman kentleri yada ulaşım akslarının kesiştiği kentler olmuştur. Ortaçağ döneminde kent merkezinde dini ve ticari (pazar) etkinlikler yer almıştır. 17 yy.da kent merkezinde ticari aktiviteler kent ekonomisini oluşturmuş ve politik güç haline dönüşmüştür. Böylece kentler şekil değiştirmeye başlamıştır. 17 yy. da merkezi ticaret devletlerinin oluşmasıyla kentler cazibesini yitirmiş, 19 yy Sanayi Devrimi ile kentler tekrar önem kazanmıştır. Sanayi Devrimi ile ekonomik büyüme ve teknolojik gelişmelerle kentte uzmanlaşmış merkezler oluşmaya başlamıştır. Kent merkezi içinde kalan eski dokular zamanla fonksiyonel ve fiziksel değişime uğramışlardır (İstanbul-Bankalar Caddesi’ nde olduğu gibi). 20. yy. da kent merkezleri kullanım ve ürün çeşitliliğinin en zengin olduğu mekanlar haline gelmişlerdir, kentin en dinamik, gece gündüz nüfus farkının en fazla yaşandığı bölgeler olmuştur. Arazi fiyatları, talep artışıyla birlikte artmaya başlamış, kent merkezinde rant oluşmuş, nüfus artışıyla trafik, otopark gibi ulaşım sorunları ortaya çıkmıştır.    Ayrıca ticaret fonksiyonunun yanında merkezin değişen yapısında finans, iletişim, pazarlama, bankacılık, sigortacılık yani hizmet sektörü gibi gelişmekte olan sektörler önemli hale gelmişlerdir ve de kent merkezleri sadece idari, ticari, dini merkezler değil sosyal, kültürel, alışveriş, konaklama gibi aktivitelerin bulunduğu mekanlar olmuştur. 20. yy. kent merkezlerindeki yapılar işletmelere dar geldiği için, bu alanlar yerine yeni gelişme alanları tercih edilmektedir. Yeni gelişme alanlarında yeni teknolojilerin kullanıldığı yüksek, donanımlı binalar yapılmaktadır. Eski merkezlerde yaşanan fiziksel ve fonksiyonel dönüşüm sonucu eski kent merkezleri ya çürümeye terk edilmekte yada kentsel dönüşüm projeleriyle yenileşmektedir. Ayrıca gentrification gibi süreçler kent merkezlerinde yaşanmaktadır.

 

Çalışmanın ikinci bölümünde kentlerdeki politik, sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerin Türkiye ve İstanbul’ daki kent merkezlerindeki yansımaları incelenmiştir. Kentlerin değişimlerindeki temel nedenlerden en önemlisi; kentin işlevinin, kentteki denetim biçiminin değişmesi ve toplumsal tabakalaşmadır.  Merkezi İş Alanları, kentteki ve ülkedeki değişimlerin, gelişmelerin ve uygulanan ekonomik politikaların mekana yansıdığı alanlardır. Bu nedenle farklı dönemlerin mekanda yarattığı etkiler MİA lar dan okunabilmektedir. Türkiye’ de 1920lerde sanayileşme ile  liberal ve dışa açık bir düzen hakim olmuş, 1930lar ve  1940larda kontrolün merkezden olduğu içe dönük bir dönem yaşanmıştır. Büyük Ekonomik Bunalım ve İkinci Dünya Savaşından sonra politikalar içe dönmüştür. Kentsel nüfus büyük şehirlerde toplanmış, kentler denetimin yapıldığı merkezler haline gelmiştir. Kentlerde eski geleneksel merkezle birlikte yeni bir yönetim merkezi ortaya çıkmıştır, böylece kentte birbirine yakın iki merkez yer almıştır. Yeni merkezde hükümet konağı, bankalar, mağazalar ve demiryollarının döşendiği yıllarda istasyon binaları yer almıştır. Ayrıca merkeze sosyal ve kültürel fonksiyonlar da verilmiştir. Bu dönemde alt ve üst yapı kamu denetiminde yapılmıştır. 1950 sonrasında sanayileşme hızlanmış, kırdan kente göç artmış, kentsel nüfus artmış, yabancı sermayenin gelişiyle teknoloji ithal edilmeye başlanmıştır. Ulaşımda demiryolu taşımacılığı yerine karayoluna önem verilmiş böylece kentlerin etki alanları genişlemiştir. 1965-1970 döneminde kentsel nüfus artışı en yüksek değerine ulaşmıştır. Kırdan kente gelip konut ihtiyacını karşılama amaçlı yapılan gecekonduda oturanların sayısı kent nüfusunu % 30’ unu kapsamaktadır. Gecekondu bölgelerinde yaşayan nüfus formel alanda iş sahibi olamadığı için enformel sektörde çalışmaya başlamıştır. Enformel sektör formel sektör ile birlikte kent merkezinde yer almaktadır. Kent merkezinde bulunan küçük üreticiler sermaye birikimi sağladıktan sonra kentin dışındaki küçük sanayi sitelerine taşınmışlardır. Böylece merkezdeki üretim faaliyetleri azalmış, üretimin yerine toptan ve perakende ticaret artmıştır. 1980lere kadar İstanbul’un Merkezi İş Alanında sigortacılık, gümrük ve mali müşavirlik, ticaret ve hizmet faaliyetleri bulunmuştur. Tarihi Yarımada’ da yer alan geleneksel iş merkezi Eminönü- Sirkeci-Kapalıçarşı bölgesi, Beyoğlu yakasında Karaköy- Perşembe Pazarı ve İstiklal Caddesidir. Kent merkezindeki arazi değerlerinin artmasıyla, merkezde kapalı pasajlar oluşmuş, mağaza sahipleri bu pasajlar içersinde merkezde küçük de olsa mekana sahip olmuşlardır. Kentin imarlı alanları olan MİA`ların çevresinde bulunan az katlı konutların yerine, merkezdeki rantın da artmasıyla çok katlı konutlar yapılmıştır ve de kent merkezinden uzağa yapılan toplu konut alanları içinde yeni alt merkezler oluşmaya başlamıştır. Ulaşım akslarının kent çevresine doğru uzanması, alt merkezlerin genişlemesine neden olmuştur. 1973’ te köprünün açılması ile MİA kuzeye kaymıştır. Galata ve Karaköy’ de bulunan iş merkezleri Barbaros Bulvarı üzerinde Levent’e doğru kaymıştır. Artan taşıt sayısı trafik sorununa neden olmuştur. Ayrıca kamunun sağladığı ulaşım olanakları yetersiz kaldığı için enformel taşıma sistemleri -dolmuş, minibüs gibi- oluşmuştur. 1980 sonrasında Türkiye’ de serbest piyasa koşulları hakim olmuş, liberal politikalar hakimleşmiş, ithalat ve ihracat artmıştır. Dünyada yaşanan ekonomik yeniden yapılanma ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile metropoliten kentlerde Merkezi İş Alanlarının sayısı artmıştır. Türkiye’ de kentsel nüfus artış oranı azalmıştır. Üretici sektörler merkezde kalmış, tüketici sektörler merkez dışına çıkmıştır. Küçük üretim dışındaki sanayi kent dışına çıkmış, şirket genel merkezleri, müdürlükleri, bankacılık, sigortacılık, emlak işleri, hukuk danışmanlıkları, mali işler, reklamcılık gibi üretici sektörler yer seçimlerini kent merkezinde tercih etmişlerdir. Özellikle İstanbul’ da Mecidiyeköy-Şişli Merkezi İş Alanları hattında büyük iş merkezlerinin toplandığı yeni bir merkez oluşmuştur. Yeni bir merkezin oluşmasının nedenleri; yeni, gelişmiş altyapı olanakları ve ulaşım olanakları, daha geniş mekan kullanımıdır. Özellikle Tarihi Yarımada gibi kentin tarihi dokularında parsel ölçeğinden getirilen yasal sınırlamalardan dolayı yeni, çok katlı, teknolojik binaların yapılması mümkün olmamıştır. Uluslar arası ortamda yarışan şirketler altyapı ve ulaşım olanaklarının yeterli olmadığı tarihi dokuyu yerleşmek için tercih etmemişlerdir. 1982’ de çıkan Turizm Teşvik Yasası ile çok katlı binaların yapımı teşvik edilmiştir. Büyükdere Caddesi üzerinde oluşan bu merkezde büyük şirketlerin, holdinglerin çok katlı, teknolojik açıdan donanımlı genel müdürlükleri yapılmıştır. Ayrıca bu yapılarda gece nüfusu da yaratmak için, içine alışveriş merkezi, sinema, tiyatro gibi aktiviteler ile kültür ve eğlence fonksiyonları da eklenmiştir.   İstanbul’ da hizmetler sektörünün gelişmesi, mekanda genişlemesi ile Merkezi İş Alanı yapısal ve sektörel dönüşüm geçirmiş, yönetim, muhasebe, araştırma, pazarlama, tanıtım gibi üretici hizmetlerin mekanda yeni yer seçmesine neden olmuştur. 1990larla kent merkezi dışında ulaşım aksları doğrultusunda kapalı alışveriş merkezleri oluşmuştur. Bu tür alışveriş merkezlerinin açılması kentin makroformunu etkileyebilecek öneme sahiptir ve kentin plansız şekilde gelişmesine neden olmaktadır. Kent merkezinde binaların giriş katında yer alan perakende ticaretin önce 1960larda pasajlara taşınması daha sonra ürün çeşitliliğinin fazla olduğu kapalı alışveriş merkezlerine taşınması, kentlerdeki tüketimin ve merkeziyet yapısının değişimini net bir şekilde göstermektedir. İstanbul gibi metropoliten kentlerin MİA larında plan kararları ve uygulamalarına uyulmayıp, serbest piyasa mekanizmasına göre ve sermaye sahiplerinin çıkarları doğrultusunda kentin gelişmesi büyük sorunlar yaratmaktadır. Türkiye’ de belediyeler MİA ların gelişimini yönlendirmede yetersiz kalmaktadır. Ekonomide uygulanan dışa dönük politikalarla, sermaye şirket ölçeğinde yeniden örgütlenmiştir. İstanbul’ da metropoliten kent işlevlerini içeren merkezler turizm alanı ilan edilen alanlara kaymıştır. İstanbul’ da tarihi merkezlerin korunabilmesi ve yeniden işlev kazanabilmesi için sermayenin bu bölgelere yatırım yapması gerekmektedir. Ayrıca kamu - özel sektör ve stk işbirliğinin yapacağı dönüşüm projeleri ile eski kent merkezleri çürümekten kurtulacaktır.     

Çalışmanın üçüncü bölümünde ilk olarak; Bankalar Caddesinin içinde bulunduğu Galata’ nın Bizans İmparatorluğu döneminden bugüne tarihsel gelişimi, etnik ve fonksiyonel değişimi incelenmiştir. Gelişmiş limanıyla ticaretin yoğun olduğu bir alan olan Galata, kentteki yabancıların batı tarzı hayatın yaşandığı, farklı kültürlerin bir arada bulunduğu, politik kararların mekana yansıdığı, ekonomik, sektörel, etnik ve fiziksel dönüşümlerin yaşandığı bir bölgedir. Bankalar Caddesi özelikle 19.yy. 2.yarısında Osmanlı’ nın dış ekonomiye açılmaya başlamasıyla yapılanmaya başlamıştır. Yabancı ülkelerin bankaları, sigorta şirketleri, elçilikleri ilk olarak bu bölgede açılmıştır. Şirketler kendi kullanımları için büyük binalar yaptırmışlardır. Caddedeki banka sayısı artınca Voyvoda yerine Bankalar Caddesi olarak anılmaya başlanmıştır. Cumhuriyet sonrası Bankalar Caddesi canlılığını yitirmiş, yatırımlar Ankara’ ya kaymıştır. 1950li yıllarda İstanbul’ un aldığı göç ile Galata’ ya gelip yerleşenler, konut ve işyeri için mekan ihtiyaçlarını bu bölgede karşılayabilmişlerdir. Sermaye sahipleri, bankalar, şirketler İstanbul’ da gelişen yeni MİA ları yerleşmek için tercih etmişlerdir. Bankalar Caddesinde yer alan banka genel merkezleri ve yabancı şirket müdürlüklükleri yeni gelişmiş MİAlara taşınmıştır. Böylece Galata’ nın işlevsel ve etnik yapısını değiştirmişlerdir. Artık caddede banka ve sigorta şirketlerinden çok elektrik elektronik malzeme üreticileri, satıcıları yer almaktadır. Üçüncü bölümde, caddede bulunan 30 binanın yapılış tarihleri, yapılma amaçları, işlevleri, yapısındaki değişiklikler, bugünkü durumu ve kullanımlarından bahsedilmektedir. Anket çalışmalarının değerlendirilmesi, haritalar ve bina bilgileri ile ilişkilendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca caddeden resimlerle binaların eski ve yeni halleri karşılaştırılabilmektedir.

 

*Nazlı Budan, , MSGSU Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Lisans Bitirme Tezi,İstanbul, 2004

 

iletisim: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.  

 

 

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version