Planlama.Org - Şehir Plancılarının haber portalı

Yaratıcı Metropol: Hizmetler, Semboller ve Alanlar

Yaratıcı Metropol: Hizmetler, Semboller ve Alanlar

Yazar: Ilse HELBRECHT Çeviri: Gizem CANER Kaynak: www.tu-cottbus.de

1. Giriş: Kültürel Yapı Olarak Kentler

Kent, toplumun temel tutarsızlık alanıdır. Kültürel teorisyenler, kenti uygarlığın merkezi olarak tanımlarlar. Politikacılar sosyal bölünmeden bahsederken kentsel gelişme kavramını kullanabilirler ya da ekonomik çıkar sahipleri, ekonomik büyüme veya kentlerin politik gücünden bahsederken metropollere değinirler.

Görülüyor ki toplumun kendini ifade edişi, kentten bahsedilmesiyle mümkün olabilmektedir. Kentten bahsetmek; kim olduğumuzu, nasıl yaşamak istediğimizi ve toplumumuzun nasıl göründüğünü ya da görünmesi gerektiğini ifade etmektir.

Kentler kültürel yapılardırlar dolayısıyla değişen tarihi ve coğrafi gerçeklerin parçası ve nedenidirler. Son yıllarda kentlere dair araştırmalar gittikçe daha fazla yeni tür kent ve kentsel gelişmelerin çıktığı konusunda hemfikirdirler. Modernite kendi kent tipini üretmiştir ve postmodernizm / postendüstriyalizm ve postfordizm de aynısını yapacaktır. Bu konuda hemfikir olsalar da, kentlerde bugün yaşanan bu değişimleri tanımlamak ve analiz etmek için henüz ortak bir düşünce belirmemiştir. Kimi araştırmacılar;

“geleneksel kentin desantrilizasyonu ve çözülmesi” ve “kenar kentlerin” oluşumu üzerine tartışırken, diğerleri; tam ters yöne parmak basmakta ve “kentin yeniden canlanması, kent merkezi yaşantısının rönesansı” ve böylelikle postendüstriyel toplumlarda “metropolün güçlenen merkezi pozisyonu” üzerine çalışmaktadırlar.

è     Kentler, toplum içinde bir önem kazanıyorlar mı yoksa merkezi konumlarını yitiriyorlar mı?

è     Hangi politik, ekonomik ve sosyal/kültürel nedenlerden dolayı toplumun belirli kesimleri kent söylencesi ve maddesel gerçekleri ile bağlanmaktadırlar?

Kent çok kompleks ve değişken bir gerçeklik sunar. Bir bütün olarak temsil edilemeyecek kadar çok parçalı ve çoğulcudur. Bu gözlem modern endüstriyel metropol için geçerliliğini korumaktadır ve bugün de bir gerçektir. Yeni kentsel gelişmeler kentteki alanların geleneksel, temiz düzenlenişini aşacak gibi görünmektedir.

Yeni bir kentin doğmakta olduğunu öne sürüyor; kentle ilgili yeni kentsel alanlar, semboller ve söylemlerle birlikte gelen yaratıcı metropol. Bu da diğer bütün kent temsilleri gibi parçacıldır. Ancak, postmodern ekonomi ve kültürün merkezinde yer almasından ötürü kent içinde stratejik bir noktaya sahiptir.

Gücün işleyişindeki belirgin rolü nedeniyle kent söylemlerinde hegemonya kurmaya çalışmaktadır.

Makale kapsamında ele alınacak konular üçe ayrılabilir;

1. Kentin çağdaş rolü

2. Vancouver’daki yaratıcı hizmetlerin mekansal dokusu ve kentsel yapıları üzerindeki ampirik sonuçlar

3. Postmodern kimlik oluşumu süreçlerinde yaratıcı metropolün rolü.

2. Kentsel Geçişler – Kentsel Değerler

Kent yeniden toplumsal gündemde yer almakta. 1970’lerin ve erken 1980’lerin kentsel yazınında kentlerin postendüstriyel toplumdaki gelecek rolü üzerine şüpheli yaklaşımlar gündemdeyken (ulaşım ve iletişim teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak kentlerin tamamen kullanılmaz olacağı gibi) son yıllarda kentlerin rönesansı ve yeniden keşfi gözlemlenmiştir.

è     Neden postendüstriyel toplumlar, mekansal olarak bağımsızlık sağlayan teknolojilere karşın hala kent yaşantısı üretmekte ve beslemekte?

è     Bugün, kentlerin varlıklı/kıymetleri malları/değerleri neler?

è     Kentsel söylem nasıl organize olmakta?

Kent yazınından 3 ana görüş metropoliten alanların devam eden canlılığının nedenlerini açıklamak için kullanılmış.

AGLOMERASYON EKONOMİLERİNİN ÜRETİM KENTİ

Birincisi ekonomik bir yaklaşımdır.

Kentler, sanayi ve ticaret mekanlarından, ileri hizmet mekanlarına (bankacılık, yönetim ve küresel kontrol) geçiş yaşamıştır. Toronto, Vancouver ve Montreal gibi kentlerde üretici hizmetler MİA`larda toplanmışlardır. Kanada, hizmet tabanlı kentleşme süreçleri için çok iyi bir örnek oluşturmaktadır.

Kentsel büyümede küreselleşmiş, hizmet odaklı üretim komplekslerinin evrimi çok büyük bir önem taşımaktadır. Kent merkezindeki anonim komplekslerin yoğunluğunun ekonomik açıklaması bağların ve yüz yüze iletişimin, postendüstriyel toplumların devamı için önem taşımaktadır. Aglomerasyon ekonomileri hala önem taşımaktadır. Küreselleşme süreçlerinde; stratejik yüz yüze etkileşimler, firmalar arası bağlar vb. gibi bilgi kaynaklı ekonomik aktiviteler, kentlerin ana ekonomik değerini belirlemektedir.

TÜKETİM KENTİ

İkinci bir yazın, son dönemlerde kentlerin barındırdığı kültürel değerlere odaklanır. Yaşanabilir, canlı kent kavramı “Kentsel” in anlamında bir dönüşüme işaret eder. Ayrıma dayalı yerleşim alanlarından, varlıklı profesyonellerin kent merkezini işgal ettiği ve tüketim kültürünü yansıttığı tüketim ve görselliğe dayalı bir kente dönüşmüştür. (Soylulaştırıcılar, tüketim kentinin insanları)

Vancouver gibi kentlerde, hizmet temelli ekonomik büyüme bir kentin kültürel dönüşümünün ‘canlı kente’ doğru olmasının nedenidirler. Bunun tam tersi de geçerlidir. Ekonomi ve kültür arasında karmaşık bir karşılıklı etkileşim vardır. Vancouver`da bu kamu politikalarına bile geçmiş.

“Ekonomik canlılığı, yaşanılabilirliğin ve çevresel kalitenin en yüksek standartlarıyla birleştirmek”

KENTLERİN KÜLTÜREL EKONOMİSİ

Üretim ve tüketim arasında doğan bu 3. yazın yeni gelişmiştir.

Kentlerin kültürel ve ekonomik değerlerinin yeniden düzenlenmesini ana hatlarıyla ortaya koymaya çalışan 2 farklı yaklaşım var:

Birincisi, Tüketim Tarafı: Canlı/neşeli bir kentin üretim gereklerinden doğan bir kültürel ekonomi tartışması. Canlı/neşeli bir kent sadece tüketici, estetik peyzajlar ve soylulaştırılmış semtlerden oluşmamaktadır. Buna ek olarak, kentlerde boş vakit aktiviteleri ve olayları için spor, sanat, medya ve eğitim gibi kompleks eğlence düzenlemeleri ve kültür endüstrilerine ihtiyaç duyar. Son yüzyılda turizm dünya çapında en büyük endüstrilerden biri haline geldi. Dolayısıyla kentsel yeniden yapılanmada sanat, eğlence ve kültür endüstrileri önemli bir rol oynamaya başladı. Ekonomik yeniden canlanma için bu öğeler gerekli görülmeye başlandı.

İkincisi,  Üretim tarafı: Eşya tasarımında postmodern çağda ekonomik aktiviteler arasında imaj, sembol ve stillerin üretimi artan bir önem kazanmaktadır. Ekonomik mallar sadece maddesel değiller. Daha önemli hale gelen işaret/sembol/simge değeridir. “Kültürel ürünler” (Scott)  “postmodern mallar” (Lash ve Urry). Kültürel ya da postmodern mallar içerik, kimlik ve fonksiyonla yüksek estetik değeri taşımaktadırlar ve kültürle doludurlar. Postmodern “simgeler ekonomisi” eğilimine bağlı olarak, imalar giderek daha fazla tasarım yoğunluklu olmaya başlamıştır. Sadece mücevher, giyim, mobilya gibi simge değeri yüksek sektörler değil, pazar ve tüketim malları da (araba, telefon vb.), yani endsütriyel üretimde de ekonomik başarı için kültürel kapital ve estetik yarışabilirlik önem kazanmıştır. Tasarım bir satış elemanı olmuştur. Böylece ses tasarımcısından reklamcıya kadar her üretici, tüketicilere, tüketimin anlamı konusunda mesaj vermeye çalışıyorlar. “Yaratıcı hizmetler” artışta.

Kentlerin kültür ekonomisine ilişkin her iki yazın da, postmodernizm, tüketici toplumu, estetiğin doğuşu, ekonominin yeniden şekillenmesi, kimlik politikaları, kişiselleşme ve dünyanın yeniden algılanmasıyla yakından ilişkilidir.

Ekonomi ve kültür arasındaki karşılıklı etkileşimlerin değiştiğini savunan her iki görüşte de, geleneksel kültür ve kapital ayrımı ikili yapısı varlığını korumaktadır. Ya kültürel endüstrilerin ekonomik yapıları irdelenmekte (firmalar arası ilişkiler, istihdam yapıları) ya da sanat ve eğlencenin tüketici kültürü ve tüketim tarafına odaklanılmakta. Dolayısıyla kültür ve ekonomi dikotomosi yeniden üretilmekte. Ürünleri her anlamda kültürel olan kültür endüstrileri ekonominin bir diğer sektörü olarak anılmakta.

Sonuç olarak, kentin yeniden keşfinde etkili olan söylem, kentlerin kültürel ekonomisi üzerine olanıdır. Bugün bir kentin ve metropolün taşıdığı anlam ekonomik ve kültürel kategorilerin kaynaşmasıyla açıklanmaktadır. Dolayısıyla postmodern simge ekonomilerindeki kentin değerini anlayabilmek için kültürel ekonomideki kültürel kapital çalışmalarını detaylı olarak incelemek gerekmektedir. Eğer kültür ve ekonominin kaynaşması gündemdeyse, eğer ürün farklılığı ve ekonomik başarı kültürel hizmetlerin yarışabilirliğine dayalıysa, kültürel kapitalin incelenmesi önem kazanmaktadır.

è     Kültürel kapital nasıl üretiliyor ve çalışıyor?

è     Kültürel kapital ve kentsel çevre arasındaki ilişkiler nedir?

è     Neden kültür endüstrileri metropollerde ve özellikle kent merkezlerinde yoğunlaşmaktalar?

3. Yaratıcı Metropol

3.1 Kent Merkezi Vancouver’da Yaratıcı Hizmetler

Yaratıcı hizmetler, tüketici hizmetlerin benzersiz bir alt bölümüdür. Reklamcılık, grafik tasarım, fotoğrafçılık, endüstriyel tasarım gibi yaratıcı hizmetler altında sınıflandırılabilirler. Üretim süreçlerinde ortak noktalar bulunmaktadır. Ürünleri baskın olarak imajlar, stiller ve simgelerdir. Yaratıcı hizmetler simgesel ekonominin kalbinde yer alırlar, dolayısıyla başarılarının temeli kültürel kapitale bağlıdır.

Clarke’a göre odak alanları; “farkın yaratılması için yaratıcılık ve tüketim için hayat tarzlarının yükseltilmesi”dir.

Çalışanları sadece örnek tüketiciler değil, tüketimin anlamı hakkında mesajların yapımı ve aktarılmasında önemli bir rol oynarlar. “Sembolik manipülasyon” yaparlar. Yeni orta sınıfın yaşam tarzı ve kimliklerinin hazırlanması ve tanımlanmasında kültürel arabulucudurlar. Bu da onları, kültürel coğrafya açısından ilginç bir grup haline getiriyor. Kültürel coğrafya açısından bir diğer önemi de kent merkezinde konuşlanmış olmaları.

Çalışmada, Vancouver’da seçilmiş yaratıcı hizmet endüstrilerinin kültürel kapital üretimlerine yoğunlaşılmakta. (reklamcılık ajansları, grafik tasarım, iç tasarım/mimarlık ve giysi tasarımı) Bu tasarım hizmetleri çok dinamiktir ve kent merkezinden yoğunlaşmaktadırlar.

è     Neden belirli yaratıcı hizmetler kent merkezinde yoğunlaşıyor?

è     İmajların kültürel üretimi ve imaj üreticilerinin kentsel imgeleri arasındaki ilişki nedir?

è     Kentsel çevre nasıl ve neden kültürel üretimin bir değeri oluyor?

Vancouver’da 50 görüşme yapıldı (işveren ve işçilerle) ve yukarıda sayılan firmalara anket düzenlendi.

Yaratıcı hizmet insanlarının kentsel imgeleri ve kültürel üretim çalışmaları arasındaki ilişkiye dair 3 bulgu elde edilmiştir:

1. Bu insanların barındırdığı kendini yorumlama biçimleri

2. Kent kimliği ve işteki yaratıcılıkları arasındaki ilişki

3. Semtlerin ve kentsel mekanların değerlendirilmesi

3.2 Kimlik Politikaları: Yaratıcılık ve Vizyon

Yaratıcı hizmet insanlarının çalışmalarını ve öznelliğini etkileyen ve kentsel imgeleri için önem taşıyan 2 önemli kültürel pratik ortaya çıkmaktadır: yaratıcılık ve vizyon.

YARATICILIK

Yaratıcılık bu insanların kendilerini tanımlama biçimleridir. Kendi kişilik ve öznelliklerini yaratıcılıklarına dayandırmakta, yaşama güçlerini yaratıcılıklarından aldıklarını inanmaktadırlar. Hem işyerinde hem de özel hayatlarında yaratıcı olduklarını iddia etmektedirler.

Zamanın ruhunu yakalamayı ve bunu tüketimin anlamıyla ilgili mesajlara dönüştürmeyi yaratıcılıklarıyla gerçekleştiriyorlar. İmaj, stil ve tasarım, sosyal, kültürel ve ekonomik bağlamlarda uğraşırken doğuyor. Dolayısıyla yaratıcılık ve yaratıcı olmak hem kültürel hem de ekonomik değerler.

Yaratıcı hizmet firmaları, çalışanların yaratıcılığı aracılığıyla kültürel kapital üretiyorlar. Yaratıcılık için eldeki kaynaklara bağlı olarak yaratıcı hizmet insanları öznellik ve kimlik hislerini besliyorlar. En önemlisi yaratıcılık, kişinin kendini yeniden keşfetmesini sağlayan süreçleri olanaklı kılmaktadır.

VİZYON/ALAN

İşverenler ve işçilerin çalışmalarındaki yüksek görsellik öğesi, estetik değerlerinin yansımalarını içerir. İşteki bu görsel ve estetik yaklaşım, kendilerini çevreleyen alanları (ev, semt ve hatta kentleri)değerlendirmelerine yön verir. Çevrelerinin düzeni ve tasarımı onlar için çok önemlidir çünkü bu onların kişisel ve profesyonel vizyonlarının bir parçasıdır.

Yaratıcı insanlar herhangi bir yerde yaşama ya da çalışmaya karşıdırlar. Dolayısıyla işte ve evde kendilerini rahat hissettikleri ortamlar yaratmaları çok önemlidir. Fiziksel dünyanın fizik ötesi anlamlarıyla ilişkilidirler. Dolayısıyla, ana madde ve imge kaynağı olan kentin gücü bu noktada daha iyi anlaşılmaktadır.

3.3 Kent Kimliği ve Yaratıcılık

Kentsel bir çevrede olmak yüksek görsellik ve estetikle ilgilenen profesyonelleri neden teşvik ediyor?

Kent araştırmacıları, kenti, yeni fikirlerin üretiminde ilham verici bir kuvöz ya da düşünce deposu olarak değerlendirilmekte. Vancouver’da elde edilen ampirik bulgular bunu desteklerken farklı bir noktaya da işaret etmektedirler.

Görüşmeciler nadiren sokak yaşantısı, kentsel peyzaj öğeleri ya da tesadüfi rastlaşmaların yeni imaj, stil ve tasarımların oluşumuna etki ettiğini söylemişlerdir. Karşılaştıkları rastlantıların yaratıcılıklarını beslemediğini iddia etmişleridir öyle görünüyor ki kent kuvöz ya da depo görevi görmüyor. O halde kent merkezinin önemi nedir?

Görüşmeler sonucu 2 ana yorum ortaya çıkıyor: Yerin “görünüş ve hissi” ve kentteki belirli alanların önemi.

GÖRÜNÜŞ VE HİS

Kent merkezini seçme nedeninin soyut bir şeye dayalı olduğu görülmüştür. “İyi hissettirmesi”

Bir görüşmeci: “Eğer olduğun yerde iyi hissediyorsan, daha üretici, mutlu ve hatta yaratıcı olabilirsin. Okyanus manzaralı bir evde yaşadığında neden daha iyi hissediyorsun? Çünkü iyi hissettiriyor..”

“Görünüş ve hissin” önemini anlamak için kültürel kapital çalışmalarını hatırlamak gerekiyor. İşverenler ve işçiler fiziksel çevrenin görünümü ve karakterine karşı hassaslar ve daha da önemlisi yaratıcılıklarını serbest bırakacak, geliştirecek ve teşvik edecek mekansal düzenlemeleri ve yerleri seçmekteler. Dolayısıyla bir yerin “görünüş ve hissinin” yaratıcılık ve vizyon kavramlarıyla dolayısıyla kültürel üretim süreçleriyle yakından ilişkili olduğu görülmektedir.

Birçok görüşmeci, müşterileri için de “görünüş ve hissin” önemli olduğunu söylemiştir. Bir firmanın yeri, kimliğinin bir parçasıdır. Yer/alan, şirketlerin imajını yansıtmakta ve güçlendirmekte. Dolayısıyla, belirli alanlar ve semtler, işte başarılı olmak için önemli bir faktör sayılıyor.

ARADA KALAN ALANLAR

Yaratıcı hizmet şirketleri için kentteki hangi alanlar önemli ve neden?

Kentsel çevreler genellikle his ve görünüşle değerlendirilseler de, spesifik kentsel çevre elemanları da yaratıcı endüstriler için çekici niteliktedir. Yaratıcı hizmetler, yer aldıkları semtlerin dinamik enerjilerine bağlılar. Görüşmeciler enerji, nabız, görsel ve sosyal uyarıcılar içeren belirli bir kentsel çevrede olmayı uyarıcı buluyorlar, ilham verici değil.

Bunun için Vancouver/Yaletown iyi bir örnek. Sanatsal insanların yaşadığı genç ve dinamik bir tasarım bölgesi. Tuğladan, yüksek tavanlı binalar burayı özel kılıyor. Bu özelliğinden ötürü birçok işletme buraya geliyor ve böylece ekonomik ve sosyal terfiye neden oluyorlar.

Yaletown, “acayip, modaya uygun, eğlenceli, renkli ve enerjik” olarak tanımlanıyor. Özellikle de soylulaştırılıp alışveriş merkezinde dönüştürüldükten sonra.

Dolayısıyla yaratıcı hizmetler, soylulaştırma süreçlerinden önce geliyor. Semt, yaratıcılığı güçlendirmekte, yaratıcı hizmetlerin yoğunluğuysa semtin dinamikliğini ve uyarıcılığını güçlendirmekte.

Yalatown kent merkezinde yer almasına karşın, görüşmeciler semtin kimliğini farklı tanımlamakta. Yaletown, ne kent merkezinde ne de banliyöde, arada kalan bir yerde. Kent merkezinin kenarında yer alarak, merkezdeki kültür şirketlerinden kendilerini ayırıyorlar. Onlar “diğer”. Bu da, ait olma ve sahiplilik hisleriyle, yaratıcı bir topluluk olarak ayırdedilebilir bir kimlik kazanmasına neden oluyor.

4. Tartışma

Bir kentin anlamı, sosyal, kültürel ve ekonomik bağlamlara dayalı. Postmodern çağda, kentsel alanlarda yeni kültür ekonomileri doğuş aşamasında.

Tüketim toplumunun ve simge ekonomilerinin doğuşu mekan pratiklerinde ve kentsel imgelerde yeni bir fiziksel ve sembolik biçimi tarif ediyor.

Postmodern simge ekonomisinde kentlerin rolünü daha iyi anlamak için kentsellik ve yaratıcılık iyi bir başlangıç noktası. Çünkü bu olgulara 2 taraftan bakılabilir; kültürel üretim değerleri ve özne kimliklerinin oluşumu. Kültür ve kapitale arabuluculuk edebilirler.

Yaratıcı metropolün doğuşu yaratıcı hizmet ekonomilerinin başlamasıyla ilişkili. Yaratıcı hizmetler kültürü kapitalleştirmekte ve kapitali kültürleştirmekte. Bunu yaparken, üretim ve tüketim arasında stratejik bir rol oynamakta.

Maddesel dünyayı estetik değerlerle yorumlarken, kentselliğin çok belirgin kavramlarına bağlı kalmakta. İyi bir reklamı ya da muhteşem bir tasarımı görür görmez anlayabildikleri gibi, kenti de duygusal estetik kategorilerle –görünüş ve hisle- yorumluyorlar ve bunun sonucu olarak belirli kent parçalarını daha çekici buluyorlar. Sonunda, kentlerin belirli bölgeleri aşırı temsil edilir hale geliyor ve genelleştirilerek tüm kenti tanımlamak için kullanılıyor.

Yaratıcı kentin problemli yönü: Yaratıcı metropolün kentleşmesi varlıklı tüketicinin gücü ile gerçekleşiyor. Orta üst kesimin tüketim gücüne bağlı. Sosyal adalet anlamında yaratıcı metropol yetersiz kalıyor hatta tüketimin fetişimsi ile sonuçlanabiliyor.

Olumlu yanları da var: Postmodernizmle bireysel özgürlük çağını yaşıyoruz. Bu özgürlük beraberinde, kendi seçimlerini yapma, kendi kural ve etiğini izleme lüksünü ve yükünü getiriyor. Dini ve bilimsel inançlarda kopuşlar yaşanıyor dolayısıyla düzensizlik ve güvensizlik ortamı doğuyor. Böylece “özgürlük ama ne için?” sorusu doğuyor ve yaratıcılık da buna bir cevap olabilir. Yaratıcılık, kişinin kendisini yeniden keşfederek maddesel dünyaya yansıtmasını ifade ediyor. Üretme arzusu – öznellik, benlik ve en önemlisi anlamı – pekiştiriyor. Yaratıcılık, sonuçlar değil süreçlerle ilgili. Sürekli devam eden bu kültürel ve ekonomik üretimin yeri ve görüntülerini sağlayan ve sunan da şu anda kentin ta kendisi.

Helbrecht, I., (1998), “The Creative Metropolis: Services, Symbols and Spaces”, http://www.tu-cottbus.de/BTU/Fak2/TheoArch/wolke/X-positionen/Helbrecht/helbrecht.html

 

Web design @GeNcDiNaMiK.com

Top Desktop version